Özgür Amed

Kırmızı Başlıklı Kuzu ve Şeytanî Meseleler!

21 Ekim 2012 Pazar 21:18

1997’de Chiapas’ta Acteal Köyü’nün kilisesinde dua ederken neredeyse tamamı çocuk ve kadın kırk beş kişiyi köylüyü arkadan makineli tüfekle tarayan yarı askeri örgütün adı “Adalet” idi… Şili diktatörlüğündeki toplama kamplarından birinin adı “Haysiyet”, Urugay diktatörlüğünün en büyük cezaevinin adı “Özgürlük”tür…

Metrekare başına onlarca oksimoronun yaşandığı bu topraklarda; 10 binleri “gözünde kaş var” diyerek hapislere tıkayan, cezaevi yapıyoruz diyerek müjde veren, sermayesi adaletsizlik olan partinin Türkiye’de ki adında da “Adalet” var. Anayasa komisyonu başkanlığı görevini üstlenen ve “sivil anayasa” şiarı ile yola çıkan Burhan Kuzu’nun “Anadili şeytani bir iş” gördüğü, maruz kaldığı adaletin bizlere ne şekilde ulaşacağını da J.Luis Borges’in “Alçaklığın Evrensel Tarihi”nden okumak gerekmez mi biraz?

P.Lafargue af buyursun, tembelliği de geçtik, Saçmalama Hakkı’nı yazmaya az kaldı. Önce bir örneklem küme vereyim, sonra saçmalama işini açayım yüksek müsaadenizle. Geçenlerde İhlas Haber Ajansı’ndan geçen haber aynen şöyle: “Japon bilim adamının yaptığı araştırmalara göre Kuran okurken veya hoca ezan okurken, sudaki moleküller meydana gelen titreşimle mükemmel bir dizilime ulaşıyor. Japon bilim adamlarının iddiasına göre insan vücudunun yüzde 70'i de sudan oluştuğuna göre insan için İslam dünyadaki en doğru din oluyor”…

Oxx ne ala İHA lala!! Son yıllarda gelişen bir kalıp var. İzzedîn Qafasî diyoruz bu tür düz oxlî düz mantığa. İHA’nın molekülleri bozulmuş. Daha doğrusu bilinen maddenin katı, sıvı, gaz hallerine bir de “uçuk” hali eklemiş. Yani bu kafaya göre gidersek yüzde 90’ı su olan Xıyar(Salatalık) ve yüzde 95’i su olan Zebeş(Karpuz) artık nasıl bişidir siz düşünün… Hayır, burnunun dibinde çalan çan sesinden içi titreşen adamı ne yapacağız? Güzel bir Kürt deyimi var, ‘Kel kafa külah altında güzel görünür’ der. Bunların da o mesele biraz…

Tabi mesele sadece haber ajansı ile sınırlı değil. İnsansız Hava Aracı(İHA)’nın kutsayıcısı ve bilumum medet umucusu son anayasa bükücüsü Burhan Kuzu’da uzun aradan sonra moleküllerini titrete titrete “Kürtçe eğitim şeytana uymaktır” dediğine tanık oluyoruz… AKP’nin çoğu bakanı ağır sıklet, uzun atlama ve 100 metre en iyi saçmalama çıkışında bazen birbiri ile fena yarışıyor. Filozof Ockham'lı William’ın basit bir tezi var. Der ki “Bir olayı, fenomeni açıklamak için kullanılacak olan iki açıklamadan daha basit olanı yani daha az varsayımda bulunanı tercih edilmelidir.” Bu teoriye Ockham'ın Usturası denir. Ve temel olarak "her şeyin birbirine eşit olduğu bir ortamda, en basit açıklama doğruya en yatkın olandır" felsefesi üzerinde şekillenir. Ben de bu usturaya sığınarak “saçmaladıklarını” söylüyorum. Yani en basit ve net tanım bu benim için. Kürşat’ıdır, Kuzu’sudur, Eker’idir, Eronat’ıdır, Bağış’ıdır ve Güney Dakota’nın ucra köşelerinde de “The King” lakabı ile bilinen İdris’idir… Hangi birinden bahsetmek gerek? Misal Burhan Kuzu’yu tanımlamakta zorlanıyorum. Yıllardır üzerinde çalışıyorum. Henüz çalışmalar devam ediyor ama hatırlarsanız yüzyılın olayı Cern deneyi de devam ediyor. Ve yine hatta hatırlarsanız deneyinin gerçekleştirileceği Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (LHC), bir kuşun düşürdüğü ekmek parçası yüzünden tamamen durdurulmuştu. İşte o boşluğa düşen ekmek kırıntısının sosyolojik/hukuksal adı Burhan olabilir. Son vardığım tanım bu!

Neyse efenim, konu çok dağılmadan Kürtçe ve şeytan meselesine geri dönelim. Kürtçe eğitimi, öğrenimi ‘şeytana indirgemek’ nasıl bir şeytanî iştir anlamış değilim. Şeytanın bu olup bitenlerden haberi var mı onu da bilmiyorum. Neticede şeytana külahını ters giydiren bir iktidarın ‘anayasal’ neferinin açıklamasından bahsediyoruz. Bu “dili” kullanan adam sadece Kürt’e Kürt kökenli demiyor. (İtalya’da doğan İtalyan kökenliler! Ne haber?). Eduardo’dan gidersek; bugün bize kapitalizmi pazar ekonomisi, patronun çalışanın emeğine tecavüzüne emek piyasasının esnekliği, işkenceye yasadışı baskı, emperyalizme küreselleşme, resmi dil ve kadın haklarına azınlık, askeri diktatörlüğüne süreç, sansür politikalarına demokrasi ve ihanetlerine de realizm diyen bir muazzam yetinin, dilin, beynin sahibi Sayın Kuzu.

Zaman zaman “kültürel şizofreniyi” yaşayan bizler, Daryush Shayegan’ın enfes “Yaralı Bilinç”i ile kuşatılmış olabiliriz. Ama bu arenada tek değiliz. Sayın Kuzu’da var. Muktedir olmanın verdiği Hades rolünü başarı ile yerine getirirken, eğitimden ve ana dilinden yoksun bıraktığı Mezopotamya’nın iki yakasına doluşmuş Kürt çocukların farkındalığın farkındalığını yaşayarak bilinci düzeltme çabaları, “şeytanı taşlama” töreni ile her gün akrep, toma üzerinden kadraja sekans olarak düştüğünü bildiğinden böyle bir söyleme, özü itibari ile ve tam olarak konulması gereken adı ile “nefrete” sığınıyor olabilir mi? Evet?

“Kürtler Kral Süleyman’ın kölelerinin ve şeytanın çocuklarıdır. Uzak dağlarda sürgün edilmiş ve tanrı tanımaz çift şeytana kanıp evlenmiş ve de Kürt ırkı bunlardan türemiştir" diyen ırkçı Arap tarihçisi El-Mesudî’ye selam gönderme midir, nedir yani olay? Nedir derdin Burhan Kuzu?

Unutmadan;

Kürtler insan vücudunun %70’inin su olduğunu bildiklerinden açıklamayı da Japon bilim adamlarına teslim ettiler. Rast gele…

Bu yazı toplam 11660 defa okunmuştur
herzamanki yanlışlık!
 // Bawer
Adamın biri bir söz atar ortaya sizlerde önce adamların islamla bağlarının olmadığını söylersiniz ki bu doğru ,akabindede İSLAMA dil uzatmaya çalışırsınız ve haliyle osözu söyleyenin alt mertebesine inersiniz....
24 Ekim 2012 Çarşamba 11:07
Amed'e
 // Gever
Herré Amed'o yazıların çok xoş mizacın,üslubun xoşuma gidiyor selam olsun sana Geveri...
23 Ekim 2012 Salı 12:49
bukowski'ye selam
 // narsisos
Hevale Özgür Amed bundan sonra seni Kürtlerin Bukowski' si ilan ediyorum. iznini almadım tabi kabul görürsün artık; Evet salatalık ve karpuzdaki yoğun su oranı şeriat yönetimine kaymalarına neden olabilir, zira ılımlı islam sulu inançlara yetersiz kalır... SAYGILAR :)...
22 Ekim 2012 Pazartesi 13:50