İrfan Sarı

Kin kurusu

12 Ocak 2010 Salı 21:00

Bu nasıl milliyetçiliktir böyle.

O kadar sınır tanımaz olmuş ki “bir Kürt görsekte dövsek” şekline bürünmüş.
 
Gün yok ki bir üniversiteden linç girişimi olmasın.

Çocuklar can telaşıyla evlerine dönmeye başladılar.

Okul okumak için bedel vardır elbet ama bir harf için can vermek de yeni milliyetçi akımın ceza takvimi.
 
Açılım olmuş ülkede.

İnsan bu kadar da açılmaz ki!
 
Bunun adı hassasiyet olarak belirleniyor. Birinin eli yanlışlıkla zafer işareti durumuna gelse dayak yemesi garanti olmuş.

Türkü okumak yok, basın açıklaması yapmak yasak, izmarit sürgünü de yeni moda…
 
Artık sokakta infaz edilebilir linçe tabi tutulabilirsin.

Hükmünü sokağın hıncı belirliyor.

Hakime savcıya gerek yok.
 
Polis dövüyor, çeteler vuruyor, sivil faşistler vuruyor.
 
Ne bu?
 
Açılım!...
 
Açılım olsa Kürtler gün yüzü görecek, gülmeye başlayacak diye saldıran saldırana.

Neymiş efendim hassasiyetleri varmış, vatana ve millete ihanet ediliyormuş. Bu uğurda ser keser, leş serer olunurmuş. Hassas mesele bu.
 
Bu ne ya?
 
Elinde satır, bıçak, silah, kap-kaşık, sopa saldıran saldırana.
 
Kürtler kendi ana dillerinde konuşmak istiyormuş. Kürtler, Kürt olduklarını söylemek istiyormuş. Bunun için saldırıp, kırıp-döküp, gözdağı vermek, lazımsa canına okumak gerekiyormuş.
 
Al içeri, eline kelepçe vur, ayağına pranga ger.
 
Kaçar sanırsın bir daha dönmez geri.
 
Bütün hassaslar iş başında.

Bütün hassasiyetler olağan üstü duyarlılıkta.

Bir elinde satır bir elinde sopa bir ıslığa, bir tıslamya kalmış her şey.
 
Kürt olmak ezeli suçtur.

Hani ustanın dediği gibi “künyemize kazılmış” saldır ha saldır!
 
Nasıl bir kindir bu, ne gaddar bir öfkedir bitmez tükenmez.
 
Sanki bu ülkede Kürtler acı çekmemiş. Evlat acısı duymamış. Evi barkı yanmamış.
 
Konuşursan suç, evini barkını terk edersen suç, ölürsen suç…
 
Nasıl bir intikam duygusudur, nasıl gözü karalıktır, nasıl körlüktür bu.

Duvarları balyozlar gibi tekmelemek, demiri dövmek gibi yumruklamak hangi gizli öznenin tetiğidir bu.

Bu barutu tutuşmuş fişenk hangi kalbin tepmesidir?

Bu kadar kalpsizlik nasıl birikir bir beyinde?
 
Çocukları yakalamışken bile dövmek acımasızca, ömrüne dövme gibi çıkmaz küfürler etmek, cezaevlerinde çürütmek, boyundan, yaşından kat be kat fazla ceza kesmek.
 
Evini barkını terk edip başka yere gidenleri hedef almak, bedeninden başka savunması olmayanlara kalaslarla, kemerlerle, muştalarla saldırmak hangi vicdanın kayış koparmasıdır.
 
Bu ateş yeterince yakmadı mı?
 
Ateşe su taşımak zamanıdır artık.

Acıyı kesmek zamanı.
 
Bu kin, bu keskinlik küpüne zarar…
 
İnin artık şeytanın eşeğinden.

Kin kurusu tutmuş sizi.
 
Vurmak, dövmek, öldürmek ne zaman çare oldu ki şimdi olsun.
 
Yaşamak herkes için olsun.

Bu yazı toplam 6296 defa okunmuştur
diğer yorumun devamı
 // bışar-e çeto
hatırlıyorum anadolu lisesinde okurken bizim okulun hemen üstünde bir tepe vardı ve o tepede askerler nöbet tutardı.her Allah ın akşamı bağırırlardı biliyormusunuz ne derlerdi 'hakkari kürtlere mezar olacak. hepiniz serrefsizsiniz.bu ülkede kürtlere yer yok vb.'ifadeler.düşünüyorumda o okulda okuyan öğrenciler acaba askeri severmiydi...yada kendisine piç denilen çocuklar polisi severmi....neyse birde arkadaşımız demişki özgürsünüz düşünce özgürlüğünü bir internet sitesindeki bir yazıya sığdıracak kadar basit olmamamız lazım değilmi..konuşma özgürlüğü varsa onun ifade ediliş tarzı yer ve zamanı önemli değil..edirnedekilerin linç edilmeye çalışılması vijdan sahibi herkesin vijdanını sızlatmış olmalı........
15 Ocak 2010 Cuma 14:01
sen aynanın önünü görmüşsün belli
 // bışar-e çeto
şiddetin delice estiği bir ülkede insanlar şiddet giysileri giyer.sonuçta yok olma telaşı var.bir çocuğun molotof atması garip geliyor demek...ne tuhaf..ama kimbilir o çocuğun hangi akrabası gece yarısı evden çıkarılıp yok edilmiştir yada babasını görmeden öldürmüşler..gece yarısı hiç sürgün edildinmi ve geride herşeyin yakıp yakılmış bir şekilde bilmiyorum..yada polis her yanında geçtiğinde piç dedimi..onlar yapıyorlar çünkü kanayan yaraları var yanlışmı yapıyorlar evet ama siz ve sizin gibiler yaralarına tuz sürdünüz ve kin ilaçlarıyla ayakta tutmaya çalıştınız.bir aslanı yaralayıp sonradan yanına gitmek ve okşamaya çalışmak ne kadar mantıklı siz düşünün.................
15 Ocak 2010 Cuma 13:45
1
 // seçkin
provakatör dürtülerle kaleme alınmış bir yazı.....
15 Ocak 2010 Cuma 00:14