İrfan Sarı

Kimliğin ve Dilin Rüzgarı

03 Nisan 2009 Cuma

Tarih içerisinde medeniyetlerin birbiriyle askeri ve siyasi galibiyet ve mağlubiyetleri görülmüştür. Birbirine bu anlamda güç üstünlüğü sağlayanların bir diğer medeniyet üzerinde üstünlük egemenliği sağlaması anlamına gelmemelidir. Çünkü medeniyet; milletlerin tarih, kültür, sanat, inanç bileşkeleridir. Bunlar arasında üstünlüğün olması düşünülemez ancak ayrılıklar ya da farklılıklar olarak görülebilinir.

Meseleye bu haliyle bakıldığında Kürtlerin yaşadığı bölgede egemenlik kayıtsız şartsız egemenlerin olduğu için bir şekilde “Sev” ve “Terk et” sözleri kolaylıkla sarf edildi cumhuriyet boyunca. Bu da inciticiydi.

Anlaşılır bir boyutla dinlemek, onun dilinde kendini ifade etmesine olanak sağlamak yerine vurdulu kırdılı film sahnelerini aratmayan denemeleri tercih arasına sokmak bu gün gelinen patlamayı getirdi beraberinde.

AKP politikası da Cumhuriyet Türkiyesinin tekelinden çıkamadı.

Kendi politikalarıyla değil cumhuriyet mirası politikayla yola koyulmak onlar için bu gün gelinen noktanın habercisiydi.

İnsan hakları ihlalleri konusunda daha iyi olmak yerine müzakereleri rafa kaldırmaları ve küresel krizin etkileri derken iyice belirsiz ve kapalı bir siyasi kimliğe büründüler.

Alt ve üst kimlik söylemleri ne kadar garipti. Hele asabiye bir dil ve üsluba karışmaları iyice düşündürmüştü. Ama bence asıl yanıldıkları nokta Kürt meselesinde dinleyecekleri asıl kitlenin dışındakileri dinlemek oldu.

Gelip halkı dinlemek yerine halktan kopuk yaşayan ve kabinesine kadar yerleştirdiği 75"leri hüküm gibi dinlemesi onlar için sonu başlangıcı oldu.

Değişen ve dönüşen dünya şartlarında Türkiye"de yaşayan bütün halklar gibi Kürtlerin de değiştiğini görmemek doğru olmaz. Hele onları temsil eden partiyi sistemin dayatmalarının kıskacına almaya çalışmak hiç doğru değildi.

Nevroz"da, 1 Mayıs"ta, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü"nde, mitinglerde, basın açıklamalarında polisiye çözüm gücü; oluşan manzaranın ara renkleridir.

Yine onlarca keyfi tutum, uygulama, dayatma halkın gözünden hiç kaçmadı.

Faili meçhullerin arkasındaki gücün asker ve korucu olması görülmezmiş gibi arka çıkılması da temas edilecek konu içeriğidir.

Bunun için sürekli AKP iktidarında ve 75"lerden umduğu beklide görmek istediği baba devletin insaflı memuru profili aynı saldırganlıkta kaldı.

Bir de çocuklara şeker verir gibi susturulmaya çalıştıkları halkın geçmişle kıyaslanamayacak kadar kimliğine ve diline sahip çıktığını, medeni olduklarını, demokrasiyi savunduklarını unuttular. Hala eski tasın eski hamamın keyfini düşündüler galiba.

Sınır ötesi operasyonlar “BBG evi” tarzı konuşmaların ve alınmış olan tezkere kararının yanıltısını halada göremeyecek kadar inandılar 75"lere. Kürtlerin öz evlatları bombardımana tutuldu böylece.

Irak"ta fiili bir anayasa ve anayasanın federe Kürdistan coğrafyası olmasına karşın tutum ve davranmışlarıyla huzursuz olduklarını söylemek ifade etmekte bir başka bakışın realitesidir.

Ve en önemlisi bölgede yaptıkları mitinglere tepki gösteren halka “Tehdit ediliyor, sandıkta bunun cevabını verir.” Demeleri ise tam bir 75"ler söylemiydi.

Her şeye “Evet” diyen 75"leri çok fazla dinledi başbakan. Her şeye “Evet” demenin arkasında bir koca yaranma olduğunu hesap edemedi.

Halk olarak görülmeyen Kürtler ise kendi kimlikleri ve dilleri etrafında toplandılar bu anlamda. Bunun kadar doğal bir birliktelikte olamaz. Türkiye için bu görüntü anlaşılmalıdır. Kürt, kendini Kürt gibi hissetmek yerine; yaşamalıdır artık.

Bu vaziyetiyle manzarayı tamamlayacak Kürt yöneticiler ise halkın isteminin açığa çıkmasına katkı sundu.

Oluşan tablonun siyasi mesajı “Kesin demokrasi ve daha çok özgürlük” denilebilinir.

Mana itibarıyla Türkiye"de alışık olmayan manzaraları ortaya çıkaran DTP sonuçlarıyla şaşırtmadı sadece Türkiye siyasetinin kalıcı partisi olduğunu vurguladı böylece.

Bu manzaranın ismi; Kürtler olmadan rüyalar gerçekleşemez. AKP Kürt kimliği ve insan hakları konusunda ödev almalı kendisine.

DTP ise kent yönetimini projelendirmeli halkın yaşamına ve yaşam merkezine dair sürekliliğini sağlamalı. Keza Erzurum, Elazığ, Bingöl, Muş, Ağrı, Bitlis, Adıyaman, Erzincan, Mardin, Ardahan, Kars gibi iller gözler önünde.

Siyasi bir rehavet içine girmek yanıltır. Ve Kürtler kibirli değildir hele siyasi kibir hiç tarzları değildir. Alçakgönüllülük esasından Türkiye"ye doğru açılım güçlendirilmelidir.

Bu yazı toplam 6316 defa okunmuştur
italya örneği
 // erdal tuna
son zamanlarda kürt gazetelerine bakıyorum hep özgürlük temeları işleniyor. okuduğumda sanki farklı bir ülkenin gazetelerini okuyorum. şimdi batı bölgelerinin insanları çıkıp yeter artık bu doğu bizim kamburumuz olmaya başladı derse, (italyadaki kuzey -güney gibi)böyle bir görüş ayrılığı kime ne kazandıracak.kürtler bu ülkede sıkıntı çekmedi demiyorum. evet çok çektiler. ama haklarını neden hep etnik temelde arıyorlar anlamadım. niyet nedir.?...
04 Nisan 2009 Cumartesi 07:52
BORAN FRTINASI
 // UMUT
KÜRTLERİN SEÇİM FRTINASI DEVLET BAKANI CEMİL ÇİÇEĞİN FELEĞİNİ ŞAŞIRDI DAHA DÜNE KADAR KENDİLERİNİ ZENCİ MAZLUMLAR GÖRÜRÜKEN BU GÜN BÜYÜK BİR HALK İRADESİNE UZATTIKLARI DİLE BAKIN ACİZLİĞİN ANCAK BU KADARI OLUR....
03 Nisan 2009 Cuma 14:32
bravo
 // kerem ateş
Öncelikle sizin yazılarınızı beğenmediğimği soyleyim.Ama bu kariha olmuş.Kürtler bu memleketin temel taşıdır.Kurtuluş savasındaki kahramanlıklarını alkışlıyoruz.Helal olsun !ne diyim....
03 Nisan 2009 Cuma 10:54