Bedri Çallı

Kimlerin Uğruna

2004-08-31 20:58:51
Bir çok zaman kendimle çeliştiğim konuların varlığını söyleyebilirim. Sadece ben değil, sizlerde eminim ki bir çok zaman benim durumuma düştünüz. Halkımızın yaşadığı sıkıntıları elimin yetiştiği yerlere, dilimin döndüğü kadar anlatmaya çalışıyorum. Ancak uğruna bu mücadeleyi verdiğim insanların bu iyi niyetli hizmetlerime zarar vermelerini ve birileri tarafından hak ettiği değeri bulmamasını görünce “benimki çelişkili bir mücadele” diyorum, Kendi kendime. Bu insanlar 1995 yılına kadar hiç kimseye muhtaç olmadan başı dik olarak yaşamlarını sürdürdüler. Aynı zamanda insanlara ekmek veren ve şehirde yaşayan insanlara destek olan da onlardı. Köylerinde üretici idiler. Fazla ürettiklerini satarak diğer ihtiyaçlarını alırlardı. Köylerinden şehir merkezlerine göç etmelerinin ardından, devlet bu insanlara aş evinde sıcak yemek çıkarttı. “Köyümde iken insanlara ekmek veren ben, bugün nasıl aş evi kuyruğuna girerim” diyen köylümüz vardı. Arada biraz zaman geçti, köyden getirdikleri erzaklar tükenince ister istemez aynı insan aş evi kuyruğuna girdi. Aradan 9 yıl geçti, şimdi aynı insan aş evinde dağıtılan erzak veya kömür yardımının dağıtımında sıra için kavga ediyorsa, bizim oturup neleri kaybettiğimizin hesabını yapmamız lazım. İlimiz her ne kadar küçük nüfus yapısına sahip ise de kültür farklılığı açısından çok zengindir. İki köy arsındaki kültür farkına bakıldığında, bu olgu fark edilecektir. Bu durumda göçler kültür çatışmalarını ortaya çıkardı. Örf adetler değişmeye ve birbirine karışmaya başladı. Bu karmaşalığın yanında halkımızın en büyük kaybı olarak ta manevi açıdan meydana gelen kayıp oldu. Aşiretsel yapıyı hiçbir şekilde tasvip etmeyen bir insan olarak, halkımızın tarihsel yaşantısındaki örf adetlere ve yaşam şekline baktığımızda onurlu bir yaşam görüyoruz. Tamamen saygı, sevgi, örf,adet ve inançlara bağlılığı görüyoruz. Aşiretler arası düşmanlıkların bile saygınlık çerçevesinde olduğunu görüyoruz. Evet maalesef çok şey kaybettik. Bu gün insanlar her şeye düşman. Birbirine en yakın insanlar, görünürde dost, ancak sırtı döndüğünde en gaddar düşman olabiliyor. Aile içerisindeki saygınlık en tehlikeli boyutlarda, psikolojik sorunlar had safhadadır. Gurur, inat, öfke insanları esir almıştır. İnsanlar zarar verirken kime, neden zarar verdiğinin hesabını bile yapmıyor. Birileri zarar verirken, diğerleri ya zevkle seyir ediyor veya bana ne deyip geçebiliyor. Ancak hiç kimse zarar eden tarafı hesaba katmıyor. Kırıp dökmenin neresi kârdır, yada kime yararı olur, merak ediyorum. Türkçe'de bu şekilde davranmaya, insanların yemek yedikleri tabağa tükürmesi denilir. (terbiyemden dolayı yumuşatarak söyledim. Anlarsınız.) Bütün bu yanlışlara karşı yetkililerimiz ne yapıyor? insanlar kırsın, döksün, birileri de gelsin ihbar etsin, bizde o zaman insanları yakalar veya yakalattırır ve cezalandırırız” şeklinde demeseler de hareketleri ile bunu ima ediyorlar. Yani, “bizde kırıp dökeceğiz” diyorlar. Hataya karşı hata. Bütün insanların gözü önünde milli servete zarar veriliyor ve her kes seyir ediyor. Kimse kusura bakmasın bende ihbarcı olmam. Masalara oturup gelen yazılara cevap vermek veya birilerinin yaptığı hizmetlere sahip çıkmak, bazı insanlar için hizmet şekli haline geldi. Fikir üretmeyen, proje üretmeyen, insanlar kırıp dökmeden, tedbir almayan, halkın doktorsuzluk sorununu çok normalmiş gibi karşılayan, Eğitim alanlarındaki rezaletler ve Hakkari'nin üniversite sınavlarında sonuncu olmasına olağan bir durum olarak bakan, çukurlu, çamurlu yolların düzelmesi için ciddi bir tedbir almayan insanlara, koltuk işgal etmiş, verimsiz zat yakıştırmasını yerinde buluyorum. Ne yazık ki “devletin çıkarlarını savunuyorum” diyende bunlardır. Anlayamıyorum, birileri insanlara ekmek vermek için çaba sarf ederken, birileri de kendi ve başkalarının ekmeğinin kesilmesi için gayret sarf ediyor ve birileri de zevkle seyir ediyor ve yine birileri bu yanlışları görmezden geliyor. Yanlış ta yapsalar, hata da yapsalar, zarar da verseler, benim insanımdır. Eğitilmemişlerse hata sadece onların değil. Bu nedenle mücadeleye devam edeceğim. Görmezden de gelinse, sorumsuzca davranılsa bile, yaptıklarıma birileri sahip çıksa da, ay başını takip eden söz sahipleri varsa bile, ülkem ve halkım için elimden gelenini yapmaya devam edeceğim. Çünkü bu ülke parasının her kuruşunda Edirne'de, Artvin'de, Şırnak'ta ve Hakkari'de tüyü bitmemiş yetimin hakkı vardır. Çünkü bu halkın ortak malı ve milli servetidir. Kendi çapımda korumaya devam edeceğim. Benim için işini bilmeyen enayi denilse bile. Yalakalık yapmadan bir yerlere gelinemeyeceğini çok iyi bilen bir insan olarak, doğru bildiğimi yazmaya ve sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Yazı yazmamı bırakmam halinde hiçbir sorunumun olmayacağını söyleyenler olsa bile. NOT : Konuyu açıklamaya kalksam çok uzun ve sizleri sıkacak bir yazı ortaya çıkacak. Bu yazıyı yazma ihtiyacı duymamı gerektiren konuyu öğrenmek isteyene açıklayabilirim. bedricalli@mynet.com bedricalli@hotmail.com
Bu yazı toplam 1491 defa okunmuştur