Bedri Çallı

Kimlere rağmen açılım

16 Aralık 2009 Çarşamba 20:20

Ebediyete intikal etmiş yüz binlerce mezarı bünyesinde barındıran Tarihi Hakkari Şehir ve Gömbeta sor  mezarlıkları sakinlerine rağmen, Kültür Bakanlığı 2000’li yılların başında tüm mezarlık etrafını çevre duvarı ile ıslah ettirdi..

Çok acıdır, çevre duvarının yapılması AÇILIMI konusunda Mezarlık sakinlerinin düşüncesi alınma ihtiyacı duyulmadı.

2008 yılında benzeri bir hata Çevre İl Müdürlüğü ve Hakkari Belediyesi tarafından sahneye konuldu. Tarihi Hakkari Şehir Mezarlığının ağaçlandırılması gerçekleştirildi. 

Yine çok acıdır, yüz binlerce mezarlık sakinine rağmen AÇILIM kararını veren bu iki kurum oldu.

Yüksekova Nehil sazlığı 1990’lı yallara kadar her yıl yüzlerce çeşit göçmen kuşuna, yüzlerce çeşit kelebek, yılan, kaplumbağa, kurbağa vb. sayısızca canlıya mekanlık görevi görüyordu.

Bir avuç insan bir araya gelerek DSİ gibi dev bir kuruluşa bu sazlık kurutuldu.

Ağlanılacak bir durum ise bu AÇILIM konusunda sazlığın sakinleri olan bu canlılar umursanmadı, fikirleri alınmadı. Doğal ve ekolojik denge korunması konusunda bu canlılara danışılmadı.

Sincan da yapılan F tipi cezaevi için Mahkumlara ne derece yaşanılabilinir veya insani ihtiyaçları için ne tür mekanlara ihtiyaç olduğu konusunda onlara bir şey sorulmamıştır herhalde.

Çünkü onlar mahkumdur, düşünmeye, eleştirmeye ve haklarını sormaya hakları yoktur. Bu noktada AÇILIM geçmez. 

Amerika Irak’a, Afganistan’a – Türkiye Kuzey Irak’a savaş için askeri götürdüğünde fikirlerini almamıştır. Çünkü onlar emir kolu ve görevleri sadece verilen emri yerine getirmektir.

AÇILIM hesabıyla da olsa, onların fikirleri veya düşünceleri para etmez.

Bunların fikirleri alınmaz çünkü bunlar ölü, yaban hayatı, mahkum yada askerdir.

Evet sevgili okurlarım;

Ne yazık ki geride bıraktığımız 25 yıl boyunca Asker, Polis, PKK’li. Korucu ve diğer vatandaşlarımızdan 40 bin olarak söylemlerde yer alan can kaybımız dillendiriliyor. Evet maalesef bunların hepsi bu ülkenin insanı olduğu ve ortak kaybımız konusunda hemfikir olamıyoruz.

Evet bütün bu can kayıplarının tamamı bizim kaybımız olduğu gibi 25 yıl boyunca bu kirli savaşa harcanan kaynaklarda bu ülkenin her ferdinin cebinden çıkan ekmeği ve geleceğidir.

25 yıl boyunca yaşanan bu kadar acıların son bulması için cesur ve kararlı kişilere ve kararlara ihtiyaç olduğu hepimiz tarafından söyleniyordu. Tam bu esnada Cumhur başkanı Sayın Abdullah GÜL’ün artık yeter akan bu kardeş kanının son bulması için yaptığı çağrı hepimizin yüreğine su serpmişti.

Hemen ardından ilk başlarda büyük bir cesaretle Başbakan sayın  Recep Tayip ERDOĞAN’ın önceleri KÜRT AÇILIMI ve yapılan eleştirilerden sonra geri adım atarak DEMOKRATİK AÇILIM şeklinde isim değişikliği ile içi boş bir fikir tartışmaya açıldı.

Geri adım atılarak isim değişikliğine gidilmesi bir kere kararsızlığın ilk işareti olmuştu. Açılımın içi her ne kadar doldurulmamış olsa da yine de barış ve kardeşliğe susamış Türk ve Kürt halkı için önemli bir umut kaynağı olmaya devam ediyor.

Evet bu ülkede yıllarca akan kardeş kanı üzerine siyaset yapan ve bundan nemalanan CHP ve MHP amaçlarına ulaşarak Cumhurbaşkanı ve Başbakanın gözünü iyice korkuttular.

Başbakan ve kadrosu bir yandan PKK’yi dağdan indirme, diğer yandan Maxmur ve Avrupa da bulunan Kürtleri tekrar göçtükleri topraklarına kavuşturma, diğer yandan genel af başta olmak üzere Kürtlere açılım çerçevesinde bir dizi haklar vermeyi planlarken, diğer yandan ateşe körükle gider misali PKK, DTP başta olmak üzere Kürtlerin kendileri için değer biçtikleri her tarafa adeta savaş açarak saldırdı.

İmralı’da yatan Abdullah ÖCALAN yeni cezaevine naklediliyor. Bu insanın yaşamı konusunda Kürt halkının hassasiyeti bilinmesine rağmen çok basit konularda neden gereken özen gösterilmedi. oysa kuş uçurtulmayan ve güvenliğin en üst seviyelerde olmasına rağmen.

Oda büyüklüğü 17 cm küçük yapılacağına, 1 m² büyük yapılsa kıyamet mi kopacaktı. Penceredeki sinekliği bu ülkede bir çok insan öldürüldükten ve trilyonlarca maddi zarardan sonra sökeceğinize hiç takmasaydınız daha iyi olmayacak mıydı. Gerektiği kadar havalandırma ve uygun tarzda yapılsa kötü mü olur.

Evet ülkenin menfaatine hizmet yaptığını sanan ve ülkeyi geren insanlar ülkeye zarar veriyor.

Barış istiyorsanız ve samimiyseniz düşmanınızın onurunu kurumak zorundasınız.

Bu noktada yazımın giriş bölümünde Mezarlıkta yatan ölü insanların, Nehil sazlığında bulunan yaban hayatının, Cezaevlerinde yatan mahkumların, mecburi askeri görevi yapan askerlerin kendilerini savunma ve taleplerini dile getirme olanakları yoktur, demiştim.

Amma Kürt halkı ve onları temsil eden insanların talepleri mutlaka vardır ve bunlar muhatap alınmadığı sürece AÇILIM’ın herhangi bir anlamı olmayacaktır. Kürt halkı ne mezarlıkta yatan ölüdür, ne doğal ortamdaki yaban hayatıdır, ne sadece cezaevlerinde bulunan mahkumlardır, ne de silah altındaki askerdir. Onların kendilerini ifade etme hakları, onurları ve haysiyetleri vardır.

Yıllardır her gün kan akıyor, insanlarımız ölüyor. Milli servetimiz heba oluyor. Bunu ne cinler ne de periler yapmıyor, karşınızda bir güç var ve onlar yapıyor. Siz hala muhatapsız bir barış yada açılım düşünüyorsunuz. Bence samimi değilsiniz ve korkuyorsunuz.

Seçimin hemen akabinde ve daha sonraları da yazdım. DTP ile MHP’nin TBMM’nde birlikte temsil edilecek olması akan kardeş kanının durdurulması, barış ve kardeşliğimizin tesisi için büyük bir fırsattır ve bu fırsat değerlendirilmeli demiştim. Maalesef bu fırsat kullanılmadı.

DTP'nin Kürt halkını temsil edip etmediğini seçim sonuçları göstermiştir. kendilerine verilen milyonlarca oylara rağmen DTP'nin Kürt'leri temsil etmediğini söylemek sadece gerginliği tırmandırmaya yaramaktadır.

Yaşanan bunca çelişkiye rağmen Türkiye’de yargının tarafsızlığı konusunda bu halkı ikna edemezsiniz. AKP’nin kapatılmaması için günlerce formüller üzerinde çeşitli senaryo ve entrikalara başvuruldu. DTP için neden apar topar ve düzmecelerle bir anda oldu bittiye getirildi, diye sormazlar mı? hemen hemen toplumun her kesimi, kararın siyasi olduğu yönünde hemfikirdir.

Yargıyı yönlendirenler ve o yargının başında olan insanlar ülkenin gireceği bu çıkmazın ülkeye maliyetini hesaba katmadılar.

DTP yöneticileri ve kitlesine reva görülen bunca haksızlığın mutlaka bir vebali olacaktır. Almayın mazlumun ahını bir gün çıkar aheste aheste.

Bazı parti mensupları her gün insanları dağa çıkarma, kan dökme, kin ve nefret tohumları ekmeye çalışırken devletin savcıları bunu doymazdan geliyor. Daha dün dokunulmazlığı kaldırılmış bir hanımefendinin polis zoruyla mahkemeye çıkarılması kararı manşetlerden ilan ediliyor.

Bölgede yaşayan ve bölgenin her sıkıntısını burada yaşayan her kes gibi paylaşan bir insan olarak, yıllardır yapılan bu tür her haksızlığın akabinde PKK’nin ve DTP’nin daha da güçlenerek çıktığına şahit oldum. bu tür olayların sonunda öldürülen onlarca insan, göz altına alınan ve tutuklanan yüzlerce insan ve heba edilen maddi olanaklar insanların kalbinde derin yaralar açmaktadır.

Her kes şuna emin olsun ki bu ülke bir gün zarar görecek olursa, ülkeye hizmet ettiğini sanan ve ülke uğruna haksızlık yapan insanlar yüzünden zarar görecektir.

Evet adı Kürt açılımı yada Demokratik açılım her neyse ve her şeye rağmen AÇILIM hayata geçirilmelidir. Ancak Kürtlere ve Kürtlerin temsilcilerine rağmen Kürtlere verilecek hiçbir hak Kürtler tarafından kabul görmeyeceğini adım gibi biliyorum. Emrivaki çıkışlar Kürt halkı tarafından kabullenmez. Açılımla birlikte Kürtl'erin katkısı alınmalı, danışılmalı ve onurları korunmalıdır.

Kürt temsilcileri dediğimde AKP, CHP ve MHP bünyesinde bulunan Kürt siyasetçilerden söz etmiyorum. Onlar, Kürt siyasal partileri için konulan %10 barajı sayesinde küçük bir oy oranı ile meclise giren insanlardır.

Bu yazı toplam 7687 defa okunmuştur
mrb
 // arif kaymak
mrb benim babam oradaki bir arkadaşıyla tanışıp telefon numarasını istiyor ismi süleyman kesici 1953 doğumlu ağrı doğu beyazıt ta birlikte askerlik yapmışlar bu arkadaşın etrafıda epey genişmiş size zahmet bize yardımcı olursanız sevinirim s-alperen06@hotmail.com...
07 Ocak 2010 Perşembe 13:21
alayına tepki
 // alayına isyan
kalemınızesaglık sayın yazar.gazeteci yılmaz odabasnın bır sozunu getırdınız aklıma bu yazıyla sayın yazar.soyle dıyordu Odabaşı''siz olulerı seversınız.cunku onlar konusamaz,onlar kendılerını savunamaz ve hatalrınızı yuzunuze vuramaz.fıkırlerı alınmaya yazınızdakı karakterlerde turk derın devletı tarafından olu olarak goruluyorlar.bagırsınlar ama avazları cıktıkcak doyulmak ıstenmeyeceklerdır.cunku onlar deve kusu gıbı baslarını topraga gommuslerdır...
24 Aralık 2009 Perşembe 01:37
çok güzel
 // sümbül
çok güzel yazmışın ağzına diline sağlık keşke herkes senin kadar hakkari halkını hakkariyi düşünseydi....
18 Aralık 2009 Cuma 09:04