Erkan Çapraz / Gerçeklerle Yolculuk

Kimin Yüksekova Haberi?

05 Mayıs 2009 Salı

Şöyle bir ardıma bakmak istiyorum, bakamıyorum.

 

Bu bir zayıflık mı çaresizlik mi bilemiyorum.

 

Ama insanın ardına bakması bazı zamanlarda çok zor oluyor, biliyorum.

 

Şimdi öyle kolay geliyor ki ağza “Onuncu yılımızı da doldurduk” demek…

 

Bir çırpıda, saniyeler içerisinde söyleyiveriyor insan işte: “Onuncu yılımızı da doldurduk.”

 

Ama iş “ardına şöyle bir bakmaya” gelince donup kalıyorum.

 

Yaşanmışlıkları dile getirmek, bir kitabı bir yazıyı okuyup geçmek kadar ya da yılları bir yazıya sığdırmaya çalışmak kadar kolay olmuyor. Kilitlenip kalıyor insan…

 

“Onuncu yılımızı da doldurduk” cümlesi on yıla sığdırdıklarımız aklıma geldikçe altından kalkılamaz bir hal alıyor…

 

Hani tek başına olsan, “tek başına olduğunu hissetsen” yapamayacağın şeyler, taşıyamayacağın duygular vardır ya, işte öyle bir şeyler hissediyorum…

 

Onuncu yılını kutluyor Yüksekova Haber derken, önce “Hangi on yıl?” sonra “Kimin Yüksekova Haberi?” soruları aklımı kurcalıyor.

 

Benden on yıl, Necip abi, İrfan abi, Bedri abi, Ömer, yazarlarımızdan onlarca yıl alan “bir şey” sadece 10 yaşında olabilir miydi?

 

Ya kimin Yüksekova Haberi, haberleri heyecanla yapan, yazıları heyecanla yazan gazete emekçilerinin mi yoksa her sabah ilk işi bu sayfayı açmak olan okurların mı?

 

Tek başına yaratılabilecek bir değer olsaydı, “Onuncu yılımızı da doldurduk” demem o kadar kolaylaşacaktı ki… Ama şu an ağır geliyor ve taşıyamıyorum o cümleyi…

 

Aklıma Sonbahar filmindeki Eka"nın Yusuf"a dili döndüğünce bozuk bir Türkçe sorduğu “Peki sen, en güzel yıllarını, sosyalizm için mi feda ettin?” sorusu geliyor.

 

Elbette zevkle yaptığım bir meslek bu, zevkle harcıyorum zamanımı… Ama bu soruyu filmde cevaplamayan Yusuf"un, cevapladığını bir düşünsenize? Ne tür bir cevap verebilirdi?

 

Sosyalizmi seçmiş ve hayatı hapislerde çürümüş bir adam olduğunuzu varsayın, bir kadın çıkıp da size bunu soruyor, ne cevap verirdiniz?

 

Ben olsam, sanırım yine susardım. Çünkü altından kalkılamaz bu tür bir sorunun. En iyi cevabı susmaktır.

 

Sosyalizm sadece Yusuf"un değeri olsaydı, çok rahat bir karşılık verirdi. İşte benimkisi de buna benzer bir şeyler… Belki de en güzel yıllarım Yüksekova Haber için geçti, ilerde birileri kalkıp da “Sen Yüksekova Haber için mi harcadın yıllarını?” dese ne cevap veririm.

 

Susarım.

 

Herhalde yapacağım tek şey bu olur. Çünkü gazeteyi ayakta tutan okurlarından, gazeteye destek veren esnaflarından, halkından ayrı düşünülemeyecek bir yapı hakkında sorulacak böyle bir soruya cevap vermeye çalışmak beyhude olur, o değeri değersizleştirir.

 

İyisiyle kötüsüyle Yüksekova Haber"e bir şekilde yazarak ya da okuyarak emeği geçen herkesin on yılı geçti.

 

Basit bir tasarı iken, şu an tasarımı her geçen gün daha da geliştirmeye çalıştığımız Yüksekova Haber, kat ettiği yol ile bölgedeki yerel gazetelere cesaret veriyor, gelişmeye dair birçok kapıyı açıyor, bölgenin ve insanların demokratikleşmesine katkı sağlıyor…

 

Elbette ki eksikliklerimiz var, “yorumum neden yayınlanmadı” deyip küsen “tek bir okurumuzu” bile eksikliğimiz sayıyoruz. Zaten biraz da bu yüzden ardımıza dönüp de rahatça bakamıyoruz…

 

Geçen koskocaman on yıl varken, şöyle bir ardıma bakmak istiyorum, bakamıyorum.

 

Bu bir zayıflık mı çaresizlik mi bilemiyorum ama içimde sorulacak “yaramaz sorulara” verilecek bir “sessizliğim” var.

 

Bir sonraki yıla kadar…

Bu yazı toplam 6782 defa okunmuştur
ne diyeyim
 // lotüs
hayırli olsun ..................
07 Mayıs 2009 Perşembe 18:29
gever
 // bajareme
ben bır hakkarılı olarak sızı kutluyor ve nıce on yıllara dıyorum mukemmelsınız tek kelımeyle...
07 Mayıs 2009 Perşembe 11:52
gever
 // bajareme
ben bır hakkarılı olarak sızı kutluyor ve nıce on yıllara dıyorum mukemmelsınız tek kelımeyle...
07 Mayıs 2009 Perşembe 11:52