Ümit Yazıcıoğlu

Kime oy verelim?

22 Şubat 2009 Pazar

Başbakan Erdoğan önceki gün Diyarbakır"da “devletin gücünü istismar edenlerin ve kendilerini devlet zannedenlerin bugün hukuk ve millet karşısında yapayalnız kaldığını” vurguladı.

Doğru ama kendileri de biliyorlar ki halk, kahraman başkanlar, ajitatif laflar değil, yöreye hizmet verebilecek yetkin ekip istiyor.

Dolayısıyla 29 Mart 2009 mahalli idareler seçimlerinde aday olan bütün belediye başkan adaylarının dürüst, seviyeli ve ahlaklı bir seçim kampanyası ve çalışması yürütmeleri, halkın dertlerine taleplerine çare bulmaları gerekir.

Bilakis memleketim Tekman'daki başkan adaylarının topluma örnek olmak için temiz ve etik bir siyaset anlayışı ile seçim çalışmalarını sürdürmeleri zorunludur, çünkü siyaset toplumsal sorunlara çözüm bulma aracıdır. Dolayısıyla fakirlikle mücadelenin temel çıkış noktası halka  istihdam olanağını yaratmak, insanlara  iş vermektir.

Bu karda kışta yörede buzdolabı, fırın, makarna, şeker dağıtarak bu yöredeki fakirlik sorununun çözülmesini güvence altına almak mümkün değildir.

Sosyal devlet anlayışı halkı sadaka almaya değil, bir şeyleri yoktan var etmeye yönlendirmelidir.

Başbakan bir siyasetçi ve ekonomist olarak biliyordur ki bunu aksi yanlıştır, ilerde büyük krizlere sebep olur.  

Ülkemizde bugüne kadar yapılan her seçim; demokrasi anlayışının biraz daha geliştiği, yükseldiği, siyasete ve siyasetçiye güvenin biraz daha tazelendiği, yenilendiği seçimler olmalı.

Öncelikle seçim sonuçları ile vatandaşın ortaya koyduğu mesajlar çok iyi algılanmalı. Özellikle yalan üzerine, dedikodu üzerine, kusurlar üzerine başkalarının eksiği üzerine kurulan siyasi anlayışın artık iflas ettiği bilinmelidir.

Reformlar yaparak, sessiz devrimlere imza atarak, anayasal değişikliğe giderek, ilk etapta Kürd sorununu kardeşçe çözmek gerekir. 

Halktan oy istiyorsanız, halka "hukuk, hürriyet, hizmet" ana şiarınız olmalıdır.

Sayın Başbakan bu şiarınız dilde kalmamalı, Diyarbakır"da, Hakkari"de açılması gerekli olan Kürdoloji enstitüleriyle de pratikte hayata geçirilmelidir.

Yine bu secim kampanyası süresince siyasi partilere eşit bir biçimde yaklaşan, siyasi partilerin birbirinden önceliğini, birinin diğerinden farklılığını, birinin ötekine kıyasla önde olma hissiyatını kendi kurumlarında, kuruluşlarında veya şahıslarında öne çıkartmak isteyen, özellikle kendini toplumun mühendisliğine adamış insanların da kendilerini ve aynı zamanda geçmişteki siyasi hatalarını, gözden geçirmeleri gerekir.

Mahalde ve ülkede tarafkirlik yapmanın, bulunduğu makamı, mevkiyi ve elinde bulundurduğu gücü kendi hissi düşüncesine alet etmenin, yörenin problemlerini çözmeyeceği malumdur. 

Dolayısıyla kavgacı değil uzlaşmacı ve istişareci olun, unutmayın istişare eden yanılmaz.

Yiğitlik, demokratlık tartışmaya açık olmaktır.

Bu bağlamda halka demokrasi getirme iddiasında olan bir partinin, ilk önce başkan adaylarını, demokratik usullerle belirlemesini gerekirdi. Bunu  her ne hikmetse yapmadılar, yapamadılar. Halk tepki duydu, içimize sindirecek halimiz yok, demokrasiden anlamayanlara, demokratik cevabımız halk olarak sandıkta olacaktır, elbette.

Kitlelere ve Tekmanlı hemşerilerime söyleyebileceğim tek şey: Belediye başkan seçimlerinde, halk partilerden çok, şahıslarının gücünü, hizmet kabiliyetini tercih eder.

Halk devamlı olarak yenilikten yanadır. Parti ağırlığı Tekman gibi küçük yerlerde, yoktur. Dolayısıyla küskünlükleri sona erdirelim, birlik ve beraberlik içinde olalım. Önemli olan 29 Mart 2009'da oyunuzu vermeden önce, seçeceğiniz adamların geçmişlerini irdelemeniz, eğer daha önce belediye başkanlığı yapmış adaylar var ise, size verdikleri sözleri yerine getirip getirmediklerini değerlendirmeniz gerekir. Çünkü dürüstlük haksızlığa direnebilmeyi de içermelidir.

Siz bu tavrı gösterdikten sonra, sizlere hizmet etmemiş olan görevdeki bir başkanı, size yalan söyleyen adayı, size hizmet getirmede yeteneği olmayanı, görevinden alıp, yerine size hizmet edebilecek birisini yine oylarınızla seçmiş olursunuz, yeter ki doğruları söylemesini unutmayın. 

* * *

29 Mart 2009 günü kim veya hangi partinin adayı kazanırsa kazansın önemli olan, halkımızın ve ülkenin kazanmasıdır.

Dolayısıyla belediye başkanlarının halkla iyi ilişkiler kurarak işe başlaması, yerel yönetimde hizmet veren memur ve işçilerle zaman zaman toplantılar yaparak, onların görüşlerini alması ve motivasyonlarını sağlaması gerekir.

Herkese eşit muamelede bulunması, adil davranması, kesinlikle ayrım yapmaması, hiçbir zaman başkalarının çıkarlarına alet olmaması gerekir. 

Seçilen başkanların makam odalarında çok oturmamaları, bizzat çalışmalarını kendilerinin  yürütmeleri doğrudur. Çünkü oturduğunuz makam odanıza  gelip sizi şahsi çıkarları için oyalayanlar olacaktır. İşte onlar temsil ettiğiniz halkın binde biri dahi değildir. Dolayısıyla belediye başkanlarının ihalelerde titiz ve şeffaf davranmaları zaruridir.

Özellikle onay aşamasında hukukçulardan görüş almaları gerekir.

Hiçbir Belediye Başkanı hesap vermekten kaçmamalıdır. Başkanlar görevleri süresince şaibelerden uzak kalmaya dikkat etmelidirler. Bunun için mümkünse hiçbir şirket ya da kooperatife ortak olmamalıdırlar.

Bu tür ortaklıklar ister-istemez başkanı ve onun şahsında da temsil ettiği belediye yönetimini yıpratır.

Bu ise her zaman için duyulan güvenin ve halk desteğinin giderek azalmasına yol açar.

Bu yazı toplam 9178 defa okunmuştur
öye
 // mazlum herinki
ruken yetişkene verin öyeleri yada ahmet türke versin...
06 Haziran 2009 Cumartesi 16:03
Tekman´için 08.03.2009 da yapılan Anket
 // Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu
Tekman´da 08.03.2009 tarihinde yapılan Anket Sonuçları.

Tekman için il encümenliğine aday olan partilerden hangisine oyunuzu 29 Mart 2009 da veririsiniz?

1) AK-Parti verilen oyların % 18.37´ sini

2) CHP verilen oyların % 5.43´ ünü

3) DTP verilen oyların % 55.08 ´ini

4) Saadet Partisi verilen oyların % 11.23´ ünü

Bagımsız aday ankete katılan oyların % 9,89´ unu alıyor

Bu durumda Tekmanda
DTP den 2
AK-Partiden ise 1 adayı İlencümenliğini kazanıyor.

Tekman Belediye başkanlığı için oyunuzu 29. Mart 2009 da kime verirsiniz? Sorusuna verilen yanıta ğöre.

1) AK-Parti adayı Yakup Doğan verilen oyların % 23.47´ sini

2) CHP adayı Nihat Sarıkan verilen oyların % 32.13 ´ünü

3) DTP adyı Mutahir Karakuş verilen oyların % 35.08´ ini

4) Saadet Partisi adayı Mehmet Yılmaz ise verilen oyların % 9.32´ sini alıyor.

Anketin bu sonuçlarına ğöre Tekman Beledeye Başkanlığı için yarış CHP adayı Sayın Nihat Sarıkan ve DTP adayı Sayın Mutahir Karakuş arasında ğeçmektedir.
AK-Partiden halen başkan olan Yakup Doğan´ ın kazanma şansı zayıf,
SP adayı Mehmet Yılmazın kazanma şansı ise sıfır ğörünümünde. Ama unutmamak lazımki siyasette on beş ğün çok onemli mir süredir daha Mart ayının 29´ una kadar birçok şey değişebilir.

AK-Partili başkan Yakup Doğanın Tekmana yaptığı hizmetlerinden memnunmusunuz? Sorusuna verilen cevap.

a) Memnundeğiliz % 69
b) Memnunuz % 25
c ) Fikrim yok % 06


Anketin yanılma payı -2,7 + 2,7 olarak analiz edlilmiştir. Sonuçlar Tekmanlı halkımıza şimdiden hayırlı olsun.

Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu...
09 Mart 2009 Pazartesi 20:46
Eleştiri üzerine bir hikâye
 // Hasan Mezarcı
Eleştiri üzerine birçoğunuzun değişik yerlerden duymuş olabileceğinizi düşündüğüm şu hikâye ile baş başa bırakmak istiyorum;
Hindistan'da çok ünlü bir ressam varmış. Herkes bu ressamın yapıtlarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş ve onu ' Renklerin Ustası' anlamına gelen Ranga Geleri olarak tanısalar da kendisine Ranga Guru derlermiş. Onun yetiştirdiği bir ressam olan Racigi, bitirdiği bir resmini Ranga Guru'ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş. Ranga Guru; 'Sen artık ressam sayılırsın Racagi. Artık senin resmini halk değerlendirecek.'
Diyerek; Resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve meydanda en görünen yere koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Racigi denileni yapmış.
Racigi birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki tüm resim çarpılardan neredeyse görünmüyor. Çok üzülmüş tabii. Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki. Resmi alıp götürmüş Ranga Guru'ya ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş. Ranga Guru üzülmemesini ve yeni bir resim yapmasını istemiş. Racigi yeniden yapmış resmi ve gene Ranga Guru'ya götürmüş.
Ranga Guru resmi tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş. Ama bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça ile birlikte insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Racigi denileni yapmış…
Birkaç gün sonra gittiği meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulmamış, fırçalar da boyalar da bırakıldığı gibi duruyor. Çok sevinmiş ve koşarak Ranga Guru'ya gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış. Ranga Guru demiş ki;
'Sevgili Racigi, sen ilk resminde insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız eleştirebileceklerini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı… Oysa ikinci resminde onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, yapıcı olmalarını istedin. Şunu hiç unutma sevgili Racigi, kötü yönde eleştirmek kolaydır, yapıcı eleştiride bulunmak ise eğitim gerektirir. '



Velhasıl; Eleştiri, eğitim gerektirir, hangi alanla ilgili olursa olsun. Elimize alacak fırçamız yoksa, sözü öncelikle o alanın sahibine bırakmak ve biraz da saygı göstermek gerekiyor....
05 Mart 2009 Perşembe 23:39