Ümit Yazıcıoğlu

Kemal Kılıçdaroğlu

26 Mayıs 2010 Çarşamba 00:42

Kemal Bey’in CHP kurultayındaki konuşması hiçbir değişim işareti vermediği gibi, eskimiş bir solculuğu popülizm kalıbında sunmaktan başka bir duygu bende uyandırmadı. Bugünkü dünya belki çok şeyi kabul edebilir ama popülizmi kaldırmaz.  

Diğer taraftan onun kurultaydaki konuşmasında "politik" boyut yoktu. 1970’li yılların modası geçmiş halkçı söylemi ve tek telli bağlamayla çok sesli küresel dünyaya verdiği mesajlar, inandırıcı değildi.

Kurultaydaki konuşmasına çok iyi hazırlanmadığı izlenimi edindim; bunu da doğal karşılamıyorum. Konuşması beni ikna etmediği ğibi, kötüydü. Anlayışının ve yapabileceklerinin sınırlarını çizdi. Fazla bir şey vaadetmedi. Uluslararası ilişkilerle ilgili önemli meselelere değinmedi.

Aslında kendilerininde bildiği gibi, ülkede Kürt sorunu vardır. Siyasal, sosyal bir Kürt sorunu vardır. Kürtlerin para karşılığında dillerinden, kimliklerinden vazgeçeceğini kastetmek, yanlıştır. Kürt Sorununu inkar eden bir Türkiye'nin demokratikleşmesi mümkün değildir. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu’nun bu soruna konuşmasında değnmemesi, büyük bir eksiklikti. Demoktarikleşen, laik, özgürlükçü, bir Türkiye aynı zamanda ekonomik anlamda güçlü, bölgesinde söz sahibi, İslam dünyasında lider bir Türkiye’ye Başbakan olmak isteyen bir şahsiyet ülkenin ana sorunu olna Kürt sorununa çözüm önerisi getirebilmelidir, kanaatindeyim.

Kılıçdaroğlu’nun Türkiye’nin en ciddi sorunu olarak ilan ettiği yoksulluk, gelir adaletsizliği ve iş sorunu ancak çetelerden ve vesayetlerden arındırılmış daha demokratik bir Türkiye’de mümkündür. Rahmetli Ecevit’in kasketini takmakla bu sorunların çözüleceğine inanılıyorsa, CHP nin işi çok zor.

Liberal demokrasi, insan hakları, özgürlükler, laiklik gibi kavramlar devlet büyüklerinin gazete ve televizyona verdikleri demeçlerde fazladan cümle oluşturma kelimeleri dışında ele alınmalı, içleri doldurulmalı, sonuç olarak bireyin dolayısıyla toplumun huzuru ve refahı için kullanılmalıdır. Lakin Kılıçdaroğlu konuşmasında  bu kavramları bile iyice işleyemedi.

Kılıçdaroğlu kimlik sorununu ekonomik sorunlara indirgiyor. Bu indirgemede kesinen yanılıyor. Kurultayda yaptıkları konuşmada Kürt kelimesini kullanmadılar. Kılıcdaroğlu “63 yaşına geldiği halde, kendi kimliği ile yüzleşmemiş” bir şahsiyet. Bu tavrıyla Ağrı’da, Hakkari’de, Diyarbakır’da veya Erzurum’da CHP yi tebala partisi olmaktan kurtarması çok zor. 

Hele  hazırladığı  yönetim listesinde Değerli Savcı Sayan gibi Ağrılı bir insanımızın olmaması, beni üzdü. Kurultay’da seçilen 80 Parti Meclisi (PM) üyesinin 52’si yeni isimlerden oluştu. PM’ye giren yeni isimlerin arasında ulusalcı düşünceye sahip olanların çoğunlukta olduğu malum. Sayın Dr. Deniz Baykal’ın bile “gerici” bulacağı ne kadar isim varsa Kemal Bey ard arda sıralamış. O listeyi kendisi mi yaptı, elinemi tutuşturuldu o kısm daha belli değil, zamanla bunu da öğreneceğiz.

Önder Sav dışında hiç kimsenin yeni durumdan memnun olmaması, CHP’yi gelecek günlerde de sıkıntılı bir sürecin beklediğini gösteriyor.

Velahasıl CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın desteğini alan Kemal Bey, tek aday olarak girdiği Kurultay’da tüm delegelerin oyunu alarak CHP genel Başkanı seçildi. Hayırlı olsun.

Kılıçdaroğlu’nun başarılı olup olmayacağı, bundan sonra onun izleyeceği politikalara bağlı. Başarılı olabilmesi için birtakım politikalarda temel değişikliklere gitmesi gerekir. CHP ideolojik katılığı olan bir partidir. Bu nedenle CHP’de değişim zor.

Türkiye’nin en temel sorunları hakkında CHP’nin somut söylemlere ihtiyacı var. Kürt meselesi hakkında ne denecek? CHP’nin, insanlara, inançlara ve kimliklere saygılı bir konuma gelmesi Kürtlerin ve Türklerin yararına olur, kanaatindeyim.

Bu yazı toplam 7529 defa okunmuştur
....
 // rengin
sayın kılıçdaroğlu çoooook iyi bir insan.o bu pis ülkeyi temizleyecekk......
31 Mayıs 2010 Pazartesi 17:18
kemal kılıçdaroğlu
 // veysi ergün
hocam dediklerinize katılmakla beraber şunu da ilave etmek isterim.kılıçdaroğlu,3.sınıf siyaset üretmede,polemik yapmada kısmen başarılı.bunun dışında sorunları kendinden büyük bir devletin başkanlığı için ancak iyi bir zabıta olur.ergenekon biraz havasız kaldı siyaseten daraldı,d.baykalı patlattı,sanal bir kahraman oluşturmaya çalışıyor,geçti bolu pazarı,sür eşşeği1930 lara,sürebilirsen tabi......
30 Mayıs 2010 Pazar 02:01
üzüldüm
 // faris
"Değerli Savcı Sayan gibi Ağrılı bir insanımızın olmaması, beni üzdü"
bu cümlende beni üzdü..deniz baykal ın arkasından gözşayları döken birini nasıl olurda savunursunuz sırf ağrı lı olsa bile. kaldıki kemal kılıçtaroğluna yönelttiğiniz eleştiriinin aynısını ben savcı sayan a da yöneltirim o kimliğini ne kadar farketmiş...
26 Mayıs 2010 Çarşamba 15:42