İskender Kahraman

Kedilerin yönettiği memleket ve Soma!

23 Mayıs 2014 Cuma 00:57

Allah, İnsan’ı yaratırken ‘Şeytan’ı insanoğlunun,‘Kedi’yi de Türkiye halkının başına bela olsun diye yaratmış olmalı!

Baksanıza Türkiye’de her ne olursa altından kediler çıkıveriyor!

Öyle kediler ki memleketi yönetiyor, her şeyi alt üst ediyorlar.

Trafoya girip oyları çaldırıyor, memleketin kaderini değiştiriyorlar.

Maden ocağındaki trafoya girip canları alıyorlar.

Memleketin kaderi adeta bu iblis kedilere bağlı...

Böyle giderse Türkiye’nin sonu kedilerden olacak galiba!

Türkiye’de kendi insanına değer vermeyen fetişçi, güçperest düzeni zaten kediler kurdu.

Daha önce de milyonlarca insanı barbar kediler katletti, sürüp kovdu buralardan.

Yaşanılan bunca zulüm, acı hep kediler yüzünden.

Roboskili çocukları da bunlar bombalarla paramparça etti.

Soma’da hayatını kaybeden 300 yoksul madencinin ölmesinin baş müsebbibi de onlar.

Ama hangi kediler? Dört ayaklı mı, yoksa iki ayaklı mı? 

Mağduru yerlerde tekmeleyen kediler mi? Yoksa bas baya miyavlayan kediler mi?

12 yaşındaki çocukları 13 kurşunla, havan toplarıyla öldüren kediler…

En gelişmiş savaş uçaklarıyla çocukları bombalayan kediler…

Aslında, Osman Baydemir adlı şahsın ‘elektriği dört ayaklı değil; iki ayaklı havanlar kesti’ demesi bu anlamda manidar!

Şimdi, sorun kedilerin trafoya girmesi, kabloların yanması, ihmal ya da şu hükümetin, bu hükümetin başta olması değildir tabii ki.

Belki şuan ki hükümet öncekilerden yalan, dolanda diğerlerinden daha becerikli, daha donanımlı ama yine de al birini vur ötekine…

Sorun olan batıyı, başkalarını şeytanlıkla suçlayıp, kendi vatandaşını insandan saymama, kendi vatandaşına şeytanca davranma tavrıdır.

Yozlaşmış düzen ve oluşturulan güçperestlik kültürüdür. Yani, bu bir zihniyet meselesidir. Ne yazık ki böyle gelmiş, böyle de geçecektir.

Hunharca parçalanmış Roboskili çocuklar için ‘eşekten olma katır’ diyen, son olarak da Soma’da ölen insanlar için ‘müstahak’ diyen, insandan olma fakat ‘çarsım’ efendiden bozma iki ayaklı Yılmaz Özdil gibilerin en yüksek tirajlı gazetelerde yazabildiği bir düzen.

Van’daki depremzedelere yardım paketleriyle taş, cinsel objeler, pornografik dergiler ve üzerinde ‘adam olun lan teröristler!’ yazılan Türk bayraklarını gönderen bir kültür.

İslam’ı, insan haklarını, Avrupa hukukunu referans göstermelerine aldanmayın. Bunların dini imanı yoktur. İnsaniyetleriyse hiç!

Suriye de kız çocukların kafaları kesiliyor dendiğinde ‘adam olsunlar lan!’ diyen bir kültür.

Dolayısıyla devletine, hükümdarına tapan böyle fetişçi bir düzende insana verilen değer de ancak bu kadar olur.

Uzmanların dediğine göre hali hazırda en az 450 Ocağın durumu Soma Maden Ocağı’ndan daha vahimdir. Yani bu ocaklara her an kediler girebilir.

Onun için hükümetin ya da basının timsah gözyaşlarına, ah-vahlarına aldanmayın!

Soma faciası için de bir iki kurban bulunup olayın üzeri bir şekilde kapatılacaktır.

Timsah gözyaşları, düzmece mahkemeler, yargılamalar… Ve zamanla mağdurlar kendi acılarıyla baş başa kalacaktır.

99'daki gölcük depreminde, 2011 deki Van depreminde de bu duruma şahit olmuştuk.

Bir afet ya da facia söz konusu olduğunda devletin ne kadar kof ve çaresiz olduğunu görmüştük yani. 

Öyle bir düzen ki ölülerine cenaze poşetlerini dahi sağlamakta aciz kalıyor.

Soma faciası da devletin ne kadar aciz ve çaresiz olduğunu, milliyetçilik naralarının ne kadar kof olduğunu bir daha göstermedi mi?

Aptal milliyetçi bir tavırla dışarıdan gelen yardımlara ‘ihtiyacımız yok’ küstah riyakârlığı, diğer yandan hiçbir şey yapmama, yapamama kofluğu…

Eğer bir yerde savaş var ya da falan yerde aykırı bir Kürt var denilseydi mevcut düzen kuşkusuz tüm imkânları seferber edip her yeri tuz buz ederdi.

Nitekim tüm dikkatler Soma faciasının üzerindeyken, Hükümet’in binlerce (27 bin) Fetullahçı uzman polisi Kürdistan’a ataması bunu göstermiyor mu?

(Daha önce Hükümet-Fetullahçılar kavgasında, hükümet Kürt şehirlerindeki Fetullahçı yapıya dokunmayacaktır dediğimde bazıları bana sen medyum musun diyerek beni eleştirmişti)

Dikkat edilirse bu atamalar öyle bir zamana denk getirildi ki basında bir haber olarak bile yer alamadı.

Yani, bir yandan bütün kamuoyunun dikkatleri Soma’dayken, Kürt ölümlerinin devamını amaçlayan politikalar hız kaybetmeden devam ediyor.

Soma faciası suiistimal edilip yaşanan acılar kötü emeller için kullanılıyor.

Ne yaşanan katliam, ne ölen yüzlerce insan ne de geride kalan acılar, feryatlar…

Öte yandan ‘ne olmuş yani dünyanın her tarafında böyle ölümler yaşanıyor, bu bir kaderdir’ deniliyor.

Oysa bu bir kader değildir. Kaderse neden İngiltere’de ya da gelişmiş diğer ülkelerde ölümler son derece azdır?

Neden Türkiye’deki ölümler gelişmiş ülkelerdeki ölümlerden en az 15 kat fazladır?

Eğer Kürtleri yok etmek için savaşa, Toma’ya seferber edilen imkânlar eğitime, bilime yattırılsaydı bu gün devlet, ölüleri madenden çıkaramama acizliğine düşmezdi.

Nihayetinde bir TOMA parasıyla160 kişinin göçük altında 30 gün yaşayabileceği 4 yaşam odası yaptırılabiliyor!

Aksine milyarlarca dolar Roboskili çocukları bombalamak için yatırım yapılıyor.

Roboski ile Soma arasında çok fark yoktur. İkisi de aynı mantalitenin sonucudur.

Sonuç olarak dünyanın hiçbir yerinde bu düzeyde ahlaksız bir politika yoktur.

Yani TOMA’nın suyu SOMA’nın ateşini söndüremiyor ve bu düzen Kürdü Tomayla, Türkü de Somayla öldürüyor…

 

Bu yazı toplam 9664 defa okunmuştur
ağzınıza sağlık
 // cevat yıldırım
helal olsun mamaoste ağzınıza sağlık.umarım yetkililerden biri bu yazınızı okuyupu birazcık olsun arlanır.yada kim bilir belki arlanması fazla olur da istifa bile eder.biraz zor görünsede.ewet TOMANIN SUYU SOMANIN ATEŞİNİ söndürmeye yetmedi yetmiyecek....
23 Mayıs 2014 Cuma 08:22