Özgür Amed

Kavuşma ile gelen bir ayrılık hikayesi...

21 Ekim 2014 Salı 14:40

Kobanê artık bir kanton adı ya da Rojava tarafından Türkiye ile sınır komşusu bir yer adı değil. 
Dünyanın orta noktası, feleğin enlem ve boylamının geçtiği yerdir. Ortadoğu’nun kilidi haline gelmesi bir tarafa, dünyanın yeni penceresi, öz savunmanın, inanç ve ideolojinin yeniden tanımıdır.
Sınırın öbür tarafında yaşananlar tarihi kendi içinde yoğururken; bir ayını dolduran Suruç’un sınır boyu da Kürdistan’ın güncel tarihini içeriyor. Öyle hikayeler var ki, insanı hem sarsıyor hem de umut veriyor.

Gerçekten de “çirok” ve “dirok” diyalektik olarak birbirine çok yakınlaşıyor burada. Sınır boyuna gelen hemen herkesin bir hikayesi de var. Yüzünü Kobanê’ye çevirmiş her anne, babanın düşündüğü şey farklı gerçekliklere işaret ediyor. Üç çocuğu orada savaşan anne, kardeşi orada olan genç, yaralı olduğunu duyduğu yakını için bekleyişte olan baba. Ve daha bir sürü durum…

Mazhar Sağ’ın(43) durumu da bunlardan sadece bir tanesi. Sınır boyunun ve duygusunun özeti…
İki oğlu katılım yapmış. Hikaye tanıdık! 93 döneminde yakılıp yıkılan köyler ve uygulanan boyutsuz şiddet! Sonra oradan yol görünüyor… Muş’tan kalkıp İstanbul’a gidiyor aile.
İki oğlu beraber gitmiş. Şuan yaşları 18 ve 21… Bahoz Çiya ve Gelî Serhed adları…
Şimdi eylül sonu, ekim başına gidelim…

4 yıldır çıkış yapan çocuklarından hiç haber alamıyorlar! Taa ki bir ay öncesine kadar. Bir telefon geliyor ve aile ile görüşüyor çocuklar. Bir tanıdık irtibat kuruyor.  İki kardeş Şengal bölgesine gelmiş. Burada savaşmaya başlamışlar…

Baba Mazhar kalkıp yola çıkıyor. Soluğu Cezaa’da alıyor. Küçük oğlunu görme şansına eremiyor ama büyüğü yani Gelî Serhad orada. 15 gün beraber kalıyorlar. Elinde büyüyen çocuk ile şimdi gördüğün çocuk arasında çok fark var mıydı diye sordum! “Hayretler içinde kaldım. Çok değişmiş, kendini her anlamda geliştirmiş çok akıllı biri olmuştu” dedi.

O on beş günlük süre çok hızlı geçiyor. Oradan çok etkilenen baba, kabul edilirse oğlu ile beraber savaşmak istediğini iletiyor ama kabul edilmiyor. Baba oğlununu sakallarının uzun olduğunu ekliyor. Kesmeme sebebi ise Kobanê. Oradan zafer gelmeyene kadar kesmem diyormuş.
Ayrılacakları gün, baba Mazhar oğlunu traş ediyor. Sakallarını, saçlarını sevgi ile kesiyor. Beraber kahvaltı yapıyorlar ve baba ayrılıyor. Küçük oğlu Bahoz Çiya’nın bölgesine gidemeden onu göremeden dönmek zorunda kalıyor…

Oğullarını anlatırken gözleri parıldayan Mazhar Sağ, onlarla ne kadar övünsem az diyor. Benim oğullarım değil, tüm Kürtlerin çocukları onlar. 
Ve ekledi...

“Eve vardığım gün haber geldi”

Yani geçen Pazar günü şehadet haberi geliyor!  Baba oğlu ile ayrıldıktan sonra oğlunun yolu Kobanê’ye düşüyor. Çok geçmeden de haberi geliyor…
Onunla dün, şehit düşen oğlu için savcılığın işlemlerinin bitmesini beklerken tanıştım… Daha sonra sınır boyu nöbetinde sohbet ettik. 
Oğluna karşı son görevini Muş'ta tamamlayacak. Daha önce şehadete eren bir komutanın yanına bırakcak... Bunu "umarım bazılarının burnu yanar" diyerek açıkladı...

Tüm soğukkanlılığı ile şunu dedi: “Oğlumun yeri dolar, merak etmeyin”…

Bu yazı toplam 10766 defa okunmuştur
serkeftın
 // ararat
o baba unutmasın ben ona ogul olurum sengalden kobanıden tabıkı o benı kabul ederse...
25 Ekim 2014 18:36