İskender Kahraman

Kardeşlik ve Tampon Bölge(ler)

30 Eylül 2014 Salı 21:29

Yüz yıllardır zırt pırt Türk-Kürt kardeşliğinden dem vurulur.

Fakat şu bir gerçek ki Türkiye kardeşim dediği Kürtlere bu konuda biraz samimi olsaydı ya da kardeşlik elini az da olsa uzatsaydı Kürtler Türkiye’yi dünyanın süper gücü yapardı.

Ama aksine Kürtlerin en ufak bir kıpırdanışına engel oldu. Dünyanın öbür ucunda bile olsa Kürtler lehine olan her şeye hemen müdahale etti.

Şimdi tek dostumuz dediği ve daha önce kalın kırmızıçizgiler çekerek Irak bölgesel Kürt Yönetiminin hemen her şeyini engellemeye çalıştı.

İçerde yürütülmekte olan PKK ile diyalog sürecini de Kürt sorununu çözmek değil de Kürtlerle daha iyi mücadele edebilmek, Kürtleri adeta ‘çözmek’ için kullanıp tam bir oyalama oyununa çevirmiş durumda.

Kendi içindeki Kürtlerle barış süreci sürdürdüğünü iddia ederken yanı başındaki Rojava Kürtlerinin top yekûn ortadan kaldırılması ya da katliamlardan geçirilmesi için çanak tuttu, tutmaya devam ediyor.

Hatta Rojava’daki kazanımları bertaraf etmek için açık ya da örtük şekilde her imkâna başvurarak IŞİD gibi tüm dünyanın iğrendiği grupları dahi kullandı.

Barış sürecinden ya da uluslar arası baskıdan dolayı yapamadıklarını Rojava’da IŞİD ile yapmaya çalıştı.

Yapılan son kamuoyu araştırmalarının da gösterdiği gibi Türkiye’nin devlet aklı ve çoğu aydını kendilerinin otuz yılda yapamadıklarını IŞİD’in PKK’ ye ya da Kürtlere yaptığını düşünüyor.

Fakat daha fazlasını isteyen AKP Türkiye’si IŞİD ile de engelleyemediği Rojava Kürtlerini şimdi Kürt toprağında tampon bölge kurarak yapma niyetinde.

Yani, hala ırkçı ve yayılmacı zihniyeti üzerinden atamamış Türkiye, Kürtlerin anadillerinde en ufak bir eğitimine dahi izin vermediği gibi Türkiye dışındaki Kürtleri de zapturapt altına almak için İŞID ile de gerçekleştiremediğini şimdi tampon bölge kurarak ABD ya da BM ile yapmaya çalışıyor.

Hatırlanacağı gibi Türkiye IŞİD’in Kürtleri terbiye etmesi için daha önce batı koalisyonuna karşı çıkıyordu.

Ama işler ters gitmeye başlayınca ve baskılara dayanamayınca, Türkiye yaramaz çocuklar gibi kafasını grubun içine sokuyor. Yani, belki kara hareketiyle oralara giderim ve amacıma ulaşırım gibi niyetlerini koalisyona dâhil olarak gerçekleştirmeye çalışıyor.

Başka bir deyişle denklemin dışında kalarak Kürtlere müdahale edemeyeceğini hesaplayan ve meşhur bir mart tezkeresiyle (2003) daha önce yapmış olduğu hatayı tekrarlamak istemeyen AKP Türkiye’si Suriye üzerinde hak sahibi olabilmek, Kürtlerin ilerlemesini engellemek için IŞİD’e karşı olan koalisyona katılacak ve tampon bölge dâhil her yolla ve hileye başvuracaktır

Bilindiği gibi Türkiye Irak konusunda denklem dışında kalmıştı. Kürtler de rahat bir nefes alıp güneydeki federe yönetimi kurma şansı bulmuştu.

Şimdi Türkiye bu hatayı tekrarlamak istemiyor. Elinden gelen tüm desteği verdiği IŞİD’e karşı oluşturulan koalisyona katılmak istemese de kendini buna mecbur hissediyor.

Bir yandan ne olursa olsun barış sürecinden vazgeçmeyiz diyen Erdoğan’ın öte yandan dünyayı PKK ile savaşmaya çağırması ve Suriye’de PYD’ nin de bombalanmasını istemesibunun açık işareti.

Peki, tampon bölge ile ne yapılmak isteniyor?

Bir yandan Kürtlere birtakım haklar ya da Cizre kantonu gibi beli bir yer verilecek öte yandan çok güçlenmelerine engel olunacak.

Onun için Türk ordusunun kontrolüne geçecek olan Rojava’da Kürt nüfusunun beli bir yere toplanması engellenecek.

Kürt bölgelerinin boşaltılmasını sağlayıp yerlerine Türkiye’deki Arap mülteciler doldurulacak.

Oraya doldurulacak insanlar eğitilip başta Kürtler olmak üzere bölge ülkelerine karşı kullanılacak.

AKP, Ortadoğu’da Sünni-Müslüman dünyaya halifelik ve liderlik yapma hayallerinde bir adım daha ilerlemiş olacak.

Kısacası Kürdistan’ın kalbine bir hançer gibi saplanacak bir tampon bölgeyi Kürdistan’ın orta yerine kurma gayreti Güneyi, Kuzeyi ve özellikle Rojava’yı tahakküm altına alma niyetidir.

Birincisi, bu gibi oluşumları ÇİN ve RUSYA’ nın veto etmesi bekleniyor ama yine de belli olmaz. Çünkü uluslar arası menfaatler ve ilişkiler her an değişebilir.

Dahası, dünya kamuoyunun da artık Kürtleri göz ardı etmediği gibi Kürtlere rağmen bir statükonun oluşması da mümkün değildir.

ABD ve BM yetkililerinin böyle bir oluşum düşüncemizde yok açıklamalarında bulunmaları da bunu gösteriyor.

ABD jetlerinin Kobani’de IŞİD mevzilerini vurması da bu duruma ve Kürt güçlerini meşru gördüklerine bir işaret…

İkincisi AKP hükümetinin ABD veya BM’ye rağmen harekete geçeceği anlaşılıyor fakat AKP önceki yıllardaki gibi istediği yerde tampon ya da insansız bölge kurabileceğinin hayallerini kuruyor da zamanın ve şartların değiştiğini ya anlamıyor ya da anlamak istemiyor galiba.

Bilindiği gibi önceki yıllarda gözünün üzerinde kaşın var gibi bahanelerle keyfi davranılıyordu. Kürtlere her türlü eziyet ediliyordu. Devlet istediği herhangi bir köyü bir bölgeyi yakıp yıkıyor ya da boşaltabiliyordu. Ama artık derenin altından çok sular aktı.

Yani artık Kürtler Türklerin Kürtlerin bir tavuğuna kış diyemeyeceği kadar duyarlılaştılar ve güçlendiler ya da uluslar arası dengeler eski muameleleri kaldırmıyor artık.

Tabi ki burada asıl belirleyici olan Kürtlerin Tampon bölgeye karşı olacak direnci olacaktır. Başka bir deyişle, tampon bölge(ler)in kurulup kurulmamasını Kürtlerin tavrı belirleyecektir.

Kürtler eğer topyekûn bir direnç gösterebilirse dünya güçleri ikna olup bu plandan vazgeçebilecek veya Türkiye’ye karşı durabileceklerdir.

Gerçi Kürt siyasetinden buna karşı henüz ciddi bir çıkış ya da beyanat olmadı. Her ne kadar Murat Karayılan ve Müslim’in buna karşı şiddetle karşı çıkmaları belirleyici ve doğru olsa da Kürt siyasetinin buna karşı tutumu ve öngörüsü zayıf kalmıştır.

Hatta bir kısım siyasetçinin bu planı halkların kardeşliği doğrultusunda Kürtlerin çıkarına olduğunu değerlendirmesi ve özellikle HDP tarafından ciddi bir tepki olmaması Kürtler açısından öngörüsüzlük ve talihsizliktir.

Zaten bir yandan KCK’nin durmadan Türkiye’yi olanların baş sorumlusu göstermesi öte yandan Kürt siyasetinin durmadan Türkiye’den yalvarır şekilde yardım dilemesi trajikomik ya da bir hayli ilginç olduğu gibi Kürtlerin politik tavırlarında zafiyet olduğunu göstermektedir.

Hatırlanacağı gibi belki Irak’ın kuzeyindeki Güney Kürdistan’ın bu güne gelinmesinde o zaman oluşturulan uçuşa yasak bölge (Tampon Bölge) sayesinde oldu. Ya da bu günkü meşruiyetine kavuşabildi; fakat unutulmamalı ki Türk askeri oraya sokulmadı ve o zamanki koşullar farklıydı.

Eğer Türk askeri koalisyona katılsaydı bu gün Federe Kürdistan diye bir şey olmazdı. Ayrıca orası ile Suriye’deki koşullar, tehditler farklıdır.

Bu vesileyle Kürt siyasetinin siyasi öngörüsü bu konuda zayıf olabilir ya da Rojava’da oluşturulacak Tampon bölgenin Güney Kürdistan’a sağladığı gibi bir meşruiyet kazandıracağını düşünüyor olabilir fakat Rojava’da oluşturulacak Tampon bölge kurulursa ya da kurulacak bölgede Türk askeri konuşlandırılırsa Kürtler ve bölgedeki devletler yüzyıllık bir kazık yemiş olacaklar.

Vesselam Kürtlerin gelecekteki varlık-yokluk meselesi kadar önemli tampon bölge. Bilmem anlatabildim mi?

Bu yazı toplam 19603 defa okunmuştur