İrfan Sarı

Kar kokulu çiçekler

14 Aralık 2010 Salı 17:58

Sabah uyandığınızda kar yağmış olacak toprağın yüzüne. Meteoroloji böyle düştü haber ajanslarına. Tedbirinizi alın diye. Şemsiyenizi, paltonuzu, sobanızı, şöminenizi, kaloriferinizi hazır edin diye.
 
Birden onlar geldi aklıma. Nenelerimiz ve dedelerimiz. Hiçbir ilmini görmemişlerdi bu işin ama esen yelden, kopan hortumdan, açan güneşten edinimlerine düşenleri anlatır ve dedikleri tutardı. Şimdiki modernite olan meteoroloji gibi tutardı dedikleri.
 
Siz kokulu çiçekler, saksımızın içindekiler ve doğaya ve dağlara açan kokulu çiçekler.
 
Yarın uyandığınızda kar yağacak doğduğunuz kentlere. Gever’e, Elbak’a, Çel’e, Navşar’a Zap suyunu usulden usulden bir beyaz tutmaya çalışacak, Sümbül Dağı başı beyaz, saçı beyaz bir dengbeje dönecek, bir dervişe dönecek.
 
Ama kokunuz gitmeyecek bu kentlerden, kokunuz toprağın bağrında değil sade bizimde bağrımızdadır bilesiniz.
 
Kokunuz çocuk yaştadır hala. Alıp bir tutam burnumuzdan ta ciğerlerimize kadar çekmişliğimiz var. Kimseler o kokuyu çekip çıkaramaz koyduğumuz yerden. Keza o koku bizim dermanımızdır.
 
Kar sohbetlerinin arasına kardığımız, hemen en fazla kattığımız kokunuzla içilir çayımız ve şekerimiz olur. Tatlı tatlı…
 
Sabah uyandığınızda ölümler olmasın isterim, sınır boylarında. Şehirlerde. Evlerde. Kışlalarda. Sabah uyandığınızda savaşlar olmasın isterim. Kar yağsın hep.
 
Saçı beyaz olunca şehir şarkılarını daha masum söyler, türküleri daha huzurlu çığırır.
 
Sınır boylarında vurulan onların çocuğu çünkü kemiğine kadar işlemiştir acısı. Sesleri etlerine değerek çıkıyor boğazlarından karınlarına kadar yanmıştır içleri.
 
Kar yağmış olacak çocuklar siz uyandığınızda.
 
Beyaz bir defter sayfası gibi öykülerimizi yazacağız, en çok barışı işleyeceğiz gene. Öğretmenimiz barış yazdığımız için kızmaz değil mi? Çünkü öğretmenler barış dilli olmalılar. Ellerinden cetvelleri atmalılar. Kulak çekmemeliler. Kulağa insanlığın o en merhem tiziyle fısıldamalılar. Yüreksizlerin yüreğine insan temellerini atmalılar.
 
Kar yağıyor olacak siz uykunuzdan uyanınca güne. İklim son bestesini okuyor olacak gözlerinize. Üşümeyin.
 
Kar adam yapılır bu kardan. Adamı kardan yapmak zor olsa da yapılır. Ona ruhunuzun neşesini verin. Yaratıcı tarafınızı açın. Adam yapmayı becermek ne ulvi bir görevdir bilirsiniz. Kokulu çiçekleri ezmeyen, dalından koparmayan adamları yaratmak ne efsane bir iştir bilirsiniz.
 
Vurmadan, kırmadan, dökmeden damarları çekilmiş adamlar yaratmak bir sizin elinizin hünerinde çocuklar.
 
Uyanın güne kar yağıyor.
 
Mülteci gelişine benzer. Kaç zaman kalacak. Kaç zaman şairin dediği gibi. “Çayı kardan demliyoruz.” çayı kardan demleyeceğiz. Mülteci çayı hafif meşrep bir zehir içerir. Sürgün gibi zehirlidir. Çünkü hesap üzerinedir.
 
Uyanın bu mülteciye avuçlarınızı açın çocuklar. Soğuk bir yağış ve ıslaktır ama siz bereket sağar gibi açın avuçlarınızı.
 
Kokulu çiçekler. Sizde.
 
Yarın bahar olanda dallarımıza kadar su bırakır bize.
 
Mülteci sözler, mülteci duygular, mülteci ayrılıklar bırakır insanlara.
 
Çünkü bütün beyaz yürekli insanlar mültecidir.
 
Kar yağacak siz uyanınca güne…Kar kokulu çiçekler...

Bu yazı toplam 4222 defa okunmuştur
özlemmm
 // Aynur Oral
Ya İrfan kardeşim bu kadarda anlatılmazki özledik hemde nasıl...sabah sabah geverini,karını çiççeğini..anlatma bu kadar bizi de düşün,,,yada özleyenlerede tesellli bir kaç söz ekle....başarılarının devamını diliyorum.........
19 Aralık 2010 Pazar 11:15
ustad yüreğine sağlık...
 // swar'ê Azadîyê ( Qoser )
ne diyeyim canım ustadım muhteşem bir yüreğe sahipsin var ol......
17 Aralık 2010 Cuma 16:31
kar beyazdır ama...
 // cesur yürek
evet bizim de yüreklerimiz en az kar kadar temizdir yarınlara dair umutlarımız hayallerimiz ama ne yazık ki bu beyazlığı kırmızıya dönüştürmek için dışarda bizleri bekleyen siyaset cellatlarına ne demeli......
16 Aralık 2010 Perşembe 14:05