İskender Kahraman

Kalın Kırmızı Çizgiler!

24 Haziran 2015 Çarşamba 16:05

Aslında kırmızı, romantizmin, şehvetin rengi olarak bilinirdi. Fakat bu aralar kirli adamların, siyasetçilerin kirli kırmızısı oluvermiş.

Ne şehveti kaldı kırmızının, ne de erosu… Baksanıza milletin kırmızılarından geçilmiyor şu aralar.

Herkesin dilinde bir kırmızı... Erdoğan başka çiziyor, Davutluoğlu başka… Suriye başka çiziyor, Irak başka… IŞİD başka çiziyor, Nusra başka…

Anlayacağınız herkeste bir kırmızı çizgiler çizme sevdası almış başını gidiyor.

Hemen herkes ‘boru’ kadar kalın kırmızılar çiziyor da kimin borusu, pardon eli kimin cebinde belli değil!

Bir yanda IŞİD, almış önüne Osmanlı haritasını, dünyayı Müslümanlığın kırmızı çizgisine getirmek için kadın ve çocukların kafalarını kesiyor. Dünya da bu kadar kendisi gibi münafık, şeytanlar dururken, İslam’a gönül vermiş, toprakları parçalanmış, dili yasaklanmış, tüm hakları gasp edilmiş, zulüm altındaki Kürtlere saldırıyor.

Öte yandan, sağcı (milliyetçi) parti ‘benimki daha kırmızı’ diyerek çözüm sürecinin bitmesini ölüm kalım meselesi yapıyor. Ama perde arkasında hükümete koalisyon için yalvarıyor. Bakanlıkları dahi şimdiden paylaşmışlar.

Solcu (daha da milliyetçi) parti, ‘hükümet yolsuzluklar konusunda hesap vermeden koalisyon yapmam’ diyor; fakat koalisyon kurma sırasını sağcı partiye kaptırmamak için gulo gulo dansı yapıyor. Bilinmeyen bir dille kırmızılar çizerek dans ediyor.

Hükümet ise burnundan hiç kıl aldırmıyor. Sanki benmişim IŞİD’i Ortadoğu'nun başına bela edip binlerce ocağı söndüren, iktidar uğruna memleketi iç ve dış savaşın eşiğine getiren, insanları kutuplaştıran…

Çözüm süreci ya da Kürtlerle anlaşma konusuna gelince; her üç parti de bol keseden konuşuyor, bol bol kalın kırmızıçizgiler çiziyorlar.

Daha önce Saddam da bu tür çizgileri çiziyordu. Esed de, Erdoğan da… Ama şu aralar o kırmızılardan eser yok. Kırmızı rengi solmuş, kahverengine çalmış sanki.

Şu biline ki 50 tane daha sağcı ya da solcu hükümet gelse, Saddamlar, Humeyniler, Evrenler dirilse Kürt nüfusunu barındıran devletler Kürtlerle oturmak zorunda.

Kürtlerle sürdürülen ‘çözüm süreci bitmeli’, ‘süreç olursa ben yokum’ gibi söylemler gerçekçi değil ve bu gibi söylemlerin altyapısı da yok artık.

Dünyanın 214 devletinden 210’nu Güney Kürdistan’ın bağımsızlığını tanımak için bekliyor. (Geriye kalan devletleri biliyorsunuz diye yazmıyorum).

Rojava’da 210 devlet dışında kalanların yarattığı şeytanlara karşı kahramanca savaşan ve sayıları 50 bini geçmiş YePeGe adlı Kürt Ordusu dünyada bir yıldız gibi parlıyor. 150 binlik PEŞMERGE’den, hele hele Kürtlerin bugünlere gelinmesinde inanılmaz payı olan PKK gerillalarından hiç bahsetmeyeceğim.

Ana damarı Kürt orijinli olan bir parti (HDP) Türkiye’de bir kısım Türk’ün dahi desteğini ve sempatisini alarak 80 milletvekiliyle Türk meclisine girmiş.

IŞİD’e karşı kahramanca savaştıkları için dünyanın takdir ve sempatisini kazanan Kürt partisine, meşru güçlerine, siz her ne kadar havuz medyasıyla, ‘PYD, DAİŞ’TEN DAHA TEHLİKELİDİR’ yazdırsanız da Ortadoğu’da yaprak kımıldasa artık Kürtlere soruluyor. Ya da yaprak kımıldasa Kürtlerin lehine oluyor.

Bir taraftan Ortadoğu’yu cehenneme çeviren DAİŞ katillerine Türkiye tarafından TIR’lar dolusu silah giderken öte taraftan gücünün doruğunda olan AKP’nin dışişleri bakanı ya da başbakanı Davutoğlu, iki yıl önce ‘Ortadoğu’da yaprak kımıldasa bize sorarlar’ diyordu.

Hatırlatmakta fayda var: Dünyayı, İhvan-ı Müslim (Müslüman kardeşlik=Siyasal İslam=Saptırılmış İslam) düşüncesiyle dizayn etmek için her yaptığınız, planladığınız ‘yaprak dolması, pardon yaprak kımıldaması’ Kürtlere yaradı, yarıyor.

Vesselam, Kürdistan kazanı fokur fokur kaynıyor Efendilerrr!

Sizler kalın kırmızı çizgiler çizmeye devam ede durun da Kürtler gerçekten yürüyor Efendiler! Kiminle oturmayacaksınız?

Şimdi bu gerçekler ışığında Kürtlerin bir nasihat sözünü yazmakta fayda görüyorum. Tavuk’a demişler ki senin şeyin tavuk şeyidir, kaz yumurtası yumurtlayamazsın. Yumurtlarsan şeyin yırtılır; ama tavuk, ille de kaz yumurtası yumurtlayacağım diye inada girmiş. Ee sonra da tavuğun sonunu siz düşünün ne olmuş!

Hani, insan kırmızıları çizerken biraz kızarır yani!

O kırmızı, uyar mı, uymaz mı biraz hesap eder. Yoksa böyle giderse adınız kırmızıya çıkar. Ve dünyanın her yerinde sizi kırmızı, kırmızı diye çağırırlar!

Bu yazı toplam 23325 defa okunmuştur
Helal olsun
 // Musa Yıldız
Kalemıne sağlık hocam gercektende çok guzel Yazmış sınız...
08 Eylül 2015 Salı 20:59