Necip Çapraz

Kalemşör ve Silahşör

2006-10-13 12:58:27

Bir gazeteci olarak kendimi değil, kendi sıkıntılarımı ve kişisel olarak içinden geçenleri değil, içinde yaşadığım olayların, şahit olduklarımın ve yaşananların bana yansımalarını ve bende bıraktığı izleri yalın bir biçimde örneklemeler ve basit bir dille anlatmak istiyorum.

Bir kardeş yakınlığı ile yaşadığımız Türkiye’de nedense düşündüklerimizi söyleyecek ortamları bulmamız zor oluyor.

Birileri toplumda kalemiyle kaos ortamı yaratacak yazılar yazarak, haberler yaparak yaşanan kan ve gözyaşı süreci üzerinde toplumu yanlış yönlendirmektedir…

Halbuki yazdıklarımızla, haberlerimizle birbirimize katkı sağlamak, düşüncelerimizi paylaşmak için güvenli ortamlar yaratabiliriz. Düşüncesi ne olursa olsun şiddeti çağrıştırmayan ve ülke genelinde yaşanan şiddet ortamını yok edecek konular üzerine yazılar yazıp bize düşeni yapmakla ülke genelinde bir kalkınma hamlesi yaratabilir ve birçok sorunumuza devlettin katkısı olmaksızın çözüm önerileri getirebiliriz.

Bizlerin en fazla acı duyduğu konularda basını hep taraflı ve yetmezlikler içinde gördük. Oysa yararlı olan özgür ve tarafsız basının ülkemizin doğu ve güneydoğusundaki yaşanan olaylara kardeşçe, şiddetsiz çözüm önerileri getirilmesi noktasında bakış açısı çok önemliydi. Bu bölgelerde yaşayan insanlar her zaman kendilerini ifade etmeyen ve sorunlarına uzak duran ulusal basının hiçbir haber saatini kaçırmadı. Ulusal gazetelerini didik didik okudu onların beklentilerine cevap verecek makale ve haberleri hasretle bekledi.

Bu duyarsızlığı zamanla fark eden gazetecilerden Hasan Cemal Özeleştirisini yazdı. Hasan Cemal'in özeleştirisini yeni kitabında “Eğer biz zamanında Diyarbakır cezaevindekileri görüp yazsaydık bu ülkede bir şeyler farklı olabilirdi”

Evet, gerçekten bu ülkede gazeteciler helikopterle askerlerin nezaretinde gazetecilik yaptıkları için bu kadar insanin ölümünde katkıları var mı diye insan düşünmeden edemiyor.

Hepimiz kendimize bakmalıyız.

Ama en çok da medya ve gazeteciler, “Bu ülkenin bu ağır yıkımında bizlerin ne kadar katkısı oldu?” diye düşünmeli, vicdanlarının körleşen gözlerini açmalılar.

Bu gün bile yaşanan ateşkes sürecinde bile hala “vuralım, kıralım” naralarını atmaktalar. Yaşanan ateşkes sürecin provoke edip, ülkemizin geleceğin karatma çabası içindedirler.

Unutmamalıyız ki silahların konuştuğu yerde insanlık biter, doğa biter. Ateşin olduğu ortamlarda kan ve gözyaşı olur, gözyaşının ve kanın rengi değişmez. Şiddeti savunmak, şiddeti tavsiye etmek kimseye kar getirmez aksine zarar getirir. Her şeye rağmen bizler bölge insanı olarak yaşadığımız bu günlerde tek taraflı da olsa yaşanan ateşkes ortamından umutluyuz.

Bizler hiç mi hiç masum değiliz.

Siyasetten yazan ve kalem kullananların kalemleri hep, silahların arkasında durdu ve onların silahlarına yeni bir mermi oldu. Bu kadar insanın ölümü ve bu kadar yıkımda sadece silahlılar sorumlu değil…

Suskunlar, görüp te susanlar...

İşi yazmak ve gerçeği göstermek olanların gördükleri gerçekleri çarpıtarak yansıtmaları bu ülkedeki günahların ortaklığında büyük paya sahiptir.

Ülke genelindeki siyasiler ve ülke genelindeki gazeteciler bu sorunları bilmelerine rağmen duyarsızlıkla yaklaştılar. Çoğu bildiği halde “bana ne” mantığı ile yaklaştı.

Son bir yılda Şemdinli’de Umut Kitapevi’nde patlayan bomba yalnız Hakkari için değil, ülkemiz için bir dönüm noktası oldu. Sonrasında yaşanan süreç baş döndürücü bir hızla gelişti. Gelişmelerde ulusal medya ve gazetecilik ruhu ilk defa bu kadar cesurca olayların takipçisi oldu.  Ülkemizin demokratikleşmesinde katkı sunmuş, yıllardır derinlerde gezen bazı güçleri su yüzüne çıkarmıştı.

Sonra ne oldu?

Bu kadar göklere çıkarılan olay hem ülkenin politikacıları hem de medyanın büyük kalemşörleri tarafından adeta unutulmaya bırakıldı.

Yüksekova’da yaşananlara rağmen 100 bin kişinin toplandığı alanda uçan uçakların insanlarda yarattığı tepki ve daha sonra siyasilerin buna tepkisizliği ve basında yeterince yer almamasını ifade etmek istiyorum.

Başka bir örnek vermek gerekirse mayın konusunda özellikle duyarlı bir çizgi takip edilmesi gerekiyor. Biz Kreshmer ile beraber Yüksekova’da bulunan ve korucuların yerleştirildiği Doğanlı köyüne gittik. Orada mayına basan kişilerin fotoları çekildi ve o insanların hayatları hala kırık, buruk, onlardan binlercesi var ve hiç kimse onlardan bahsetmiyor. Oysa her yıl kaç kere bölgemizde çatışmalarda sakatlanan kişilerin hikâyeleri gazete ve dergilerde çıkar...

Üstelik mayınlara basan yüzlerce asker, kadınlar, çocuklar…

Eee, adalet ve tarafsızlık nerede simdi?
Bölge bir mayın tarlası ve kimse bundan bahsetmiyor.
Bölgemiz ile ilgili sorunları ulusal basında birkaç kalemşorlar dışında hep silahşorlar yazıyor.
Veya bazı yazarlar silahşorlara mermi taşıyorlar kalemleri ile…

Bu yazı toplam 9656 defa okunmuştur
Değişen Ne
 // Hasan Kasnak
Necip güzel yazmışsınız Orada herkes güzel yazıyor, bizler çok uzakta olduğumuz için sizleri yazdıklarınız ile değerlendiriyoruz. Yazdıklarınız sadece birer sonuç, nedenlerini çok iyi biliyoruz, ama bizim bilmemimz bir şeyler ifade etmiyor, bizler kendi irademizi ortaya koyamıyoruz, başkaları irade koyuyor biz başkalarının karararını uyguluyoruz, Amerikada 72 millet yaşıyor, çıt yok 72 milleti beraber yaşatanlar bize ayrılın diyor, bu nasıl mantık, Amerika oradan çekilsin orada kimsenin burnu kanamaz, Sizin yazdıklarınız ve benim yazdıklarımın hiç hiç bir anlamı ve de mantığı da yok, ...
GLOBAL DÜNYA
 // necip korkmaz
DÖRDÜNCÜ KUVVET OLAN MEDYANIN, TARİHSEL SORUMLULUK VE GÜCÜNÜ YETERİNCE KULLANMADIĞI DÜŞÜNÜLDÜĞÜNDE, SORUMLULUK SAHİBİ KİŞİLERİN ÇABALARI DEĞERLİDİR. YAZILI VE GÖRSEL MEDYANIN ETKİN OLARAK KULLANILMASI GERÇEKLERİN KİTLELERE ULAŞMASI AÇISINDAN SON DERECE ÖNEMLİDİR. SİZE VE WEB SİTESİ ÇALIŞANLARINA TEŞEKKÜRLER....
onutulan ülke
 // ROJHAT
başta belirlemeler yerli yerinde deyerli okuyucular yani bizler. onutulan ülke dedim bilmem yanlış olurmu yada kendimizi büyük görmektenmi geliyor ama şunan inanıyorum kendimizce dünyanın merkezinde gibi görüyorum evet olaylar burada gelişip son buluyor nesıl desem acab bir gün gelip bu yüksekova türkiyenin kaderini belirler diyede düşünüyorum metropullerde kapkaç v.s şeyler yaşanır ama yüksekova türkiyenin kalpi kadar büyük bir merkez oldu yada birileri burayı merkez haline getirmiş aslında merkezde kalmakta iyi meclise girmesekte gündemde kalmakta iyi bir başarı hani diyecekler yüksekova neyle kalkına bilinir diye düşünen kalem şörler bir yanılgı içinde burası bazı derinlerin kalkınma merkezi oldu neyze makul acılar cekiyoruz barışı en çok istiyenler en çok acıyı çeken insandır yani bir barışın sağlanması için bir bütün acının yaşanmasımı gerek türkiyede barışı kalıcı kılmak için önce birbirimizi anlamak anladıktan sonrada seve bilmek kalp kırmak kolay ama onarmak yıllar alır savaş basit bişidir ama barış savaştan daha zordur bizde zor olanı sectik çalışmalarınızda başarılar diler yolunuz aydın ve karanlıkarda aydın yolları bulmanın habercisi olursunuz inşallah....