Bedri Çallı

Kalanlara ders olsun

2005-10-03 14:38:53

Üst düzey idareciler bir yerlere atandığı zaman nezaket gereği çiçek gönderilir, ziyaret edilir ve beraber çalışma anlayışı ortaya konur. Bu idarecilere ayağının tuzuyla, daha hiçbir destek alınmadan farklı kesimler tarafından plaket, şükran veya teşekkür belgesi ile ödüllendirildiğine şahit oldum. Bunun nedeni o idareciyi kuruluşuna veya örgütüne borçlu bırakmak şeklinde yorumlanabilir. Ben bu davranışı dürüstçe bulmuyorum.  Bu nedenle hiçbir zaman örgütlerimi kullandırmayı içime sindiremedim. Bazen yaptıkları, fakat çok büyük olmayan hizmetlerine karşılık bu şekilde ödüllendirmeler yaptık, ancak sonraki zaman diliminde yaşanan gelişmeler karşısında gördüğümüz ilgisizlik nedeniyle verdiğimiz ödüle üzüldüğümüzü itiraf etmek zorundayım.

Bu nedenle ekmek domates gibi dağıtılan ödüller bir çok zaman hak etmediği duvarlarda asılır. Ay başını askerlik günleri sayar gibi sayan, salla başı al maaşı anlayışı ile bazı makamlarda oturanların duvarlarındaki teşekkür belgeleri ve plaketleri görünce çok üzülüyorum. Fakat gecesini gündüzüne katan fedakar bazı insanların maalesef bu taktir belgelerini hak ettikleri halde alamadıklarına şahit oldum. Ödül hak edildiğinde ve hak edene verilir. Bu kişiye bir mesaj verilmiş olur, ayrıca o insanın doğru hizmet yaptığını hatırlatıp ve daha fazla hizmet için kamçılanma vazifesini gördüğü gibi, o kişinin yaşamında  onurlu bir anı olarak muhafazasına yöneliktir.


Evet bilindiği gibi üç yıla yakın bir süreydi, Vali Yardımcısı Sıtkı ZEHİN ilimizde görev yaptı. Gerek başında bulunduğum sivil toplum örgütleri ile ilgili hizmetlerde olsun ve gerekse beraber bulunduğumuz kurul ve toplantılarda olsun bu üç yıl içerisinde sürekli beraber çalışma olanağım ve kendisini yakından tanıma şansım oldu. Görevini kanun ve yasalar çerçevesinde ciddiyetle yürüten son derece ciddi bir devlet adamıdır. Bizler Hakkari’nin öz yerlileri olduğumuz halde, fakiri fukarayı bizlerden daha fazla kolladığını görünce bazen utandım.  Bu insanı yakından tanıyan halkımızın benim gibi düşündüğünü bildiğim için onların sesi olması düşüncesiyle bunları yazmak istiyorum. Nitekim DYP il başkanı Sayın Mustafa KAHRAMAN’ın gazetelerde Sayın Sıtkı ZEHİN ile ilgili sarf ettiği olumlu sözleri benim haklılığımın kanıtıdır. Sayın Mustafa KAHRAMAN’ın bu konudaki demecini destekliyorum.


Buraya kadar sürekli olumlu yanlarını yazdığım Sayın Sıtkı ZEHİN hiç adaletsiz ve haksız çalışmaların bir parçası olmadı mı? Tabi ki oldu. Fakat yine kendisini haksız bulmuyorum. Ülkemizin adaletsiz düzenini düzeltmek için ne yazık ki ismini adaletten alan AKP. İktidarı da derman olmadı. Bu partinin çatısı altında haksız zorbalık ve adaletsizlikler yaşanmaktadır. Güçlü siyasi baskılara ve bu baskılara buyun eğen üstlerin emir ve talimatlarına Sıtkı ZEHİN gibi insanların karşı koyması mümkün değildir. Bu böyle gelmiş, şu an böyle gitmekte, fakat böyle gitmemeli diye düşünüyorum. Zalimin zulmünün de bir sonu mutlaka vardır. Evet Sıtkı bey; “siz göreviniz gereği her ne kadar bazı yanlışlara alet olmuş iseniz de, içinizin cız ettiğini ben çok iyi biliyorum”. Hayat tecrübem, insanların gözlerinden, kalbindekini okumayı bana öğretmiştir.


Her şeye rağmen bu dürüst insanı, kalbi vatan ve insan sevgisi ile dopdolu insanı taktir etmemem mümkün değildi. Bu nedenle bir çok sivil toplum örgütü temsilcisi olarak kendisini Şükrün Belgesi ile ödüllendirdim. Bu davranışımı İç İşleri Bakanlığı ve Hakkari Valiliğine bir yazı ile bildirdim. Fakat yazının ilk paragrafında dikkatlerinizi bir noktaya çekmiştim, buna dikkat ediniz. Sıtkı ZEHİN Hakkari’ye ilk geldiğinde değil, Hakkari’den ayrılacağı günlerde kendisine plaket taktim edilmiştir. Yani artık onunla hiçbir şekilde çalışma olanağım kalmadığında plaket sunulmuştur. Kendisine başarılar diliyorum. Gerçekten ben sevdiğim iyi bir dostumdan uzak kaldım, kendisini özleyeceğim. Allah yardımcısı olsun.  01.10.2005

Bu yazı toplam 1638 defa okunmuştur