İrfan Sarı

Kadın enerjisini yağdırın kente

03 Aralık 2008 Çarşamba

Gökyüzünde yine gri bulutlar. Şehre batıdan doğru giriyoruz. Benim şehrim doğduğum şehir: yine rüzgarın önüne kapılmış aşık bulutlarla dolu. Ne yağmur yağdırıyor ne de güneşin sıcaklığına izin veriyor. Suçlu rüzgar mı? Yoksa bulutlar mı? Kestiremiyorum. Şimşek çakıyor, anadilimde bir küfür sallıyorum “ferşkê şeytanê”

Yolun iki yakasına kafasına göre yapı yapanlar ev baraka ne istersen ve parça parça işlenmiş ve işlenmemiş topraklar. Ben çiftçi değilim toprağı anlayayım ya da toprağın mühendisi. Ama fikir telaki ediyorum kendimce. Dağlara yağmur düşende akar ovaya doğru, beraberinde bütün verimli alüvyon parçacıkları sürükleyerek ovaya taşır. Aynı sirkülasyon karlar çözülünce de tekerrür eder. Bu topraklar işlenmek için kuduruyordur kim bilir.

Biz insanlarda bu toprakları heba etmek ve kendi hukukumuza göre kendi pervasızlığımıza göre harcamaya devam ediyoruz. Bu ovaya neler neler ekilip biçilmez ki… Nar ekip para kazanmak ve nar gibi yaşamak var işin ucunda.

Girkê cihora"yı (cihora höyüğü) aştıktan sonra birinci derecede deprem kuşağındaki bu bereketli toprakların üstüne rastgele yapılmış evlerin hali ilk bakışta adamı düşündürüyor içeri doğru geldikçe plansız ve teşkilatsız görünen bu şehre vah vah! Diyor insan 

Yüzyıl kadardır kendi kaderine razı olan bu şehir şimdi sallansa bütün çocuklarımız günahlarını babalarına hediye bırakacak… Anneleri ise bağırlarına taş basamadan ölecek. Hani çocuklar yaşamımızın yegane bahanesi ya ondan düştü bu aklıma. Biz çocuklarımıza bozuk bir şehir bile bırakamayacağız desene dedim yanımdakine… vah vah!

Salıncakların ipleri boynumuza geçecek, topaçlar boğazımıza düğümlenecek, atlıkarıncalarımız parçalanacak. Biliyorum ömür boyu hiç olmayacak. Ama olsun dêngêle xêşo muz vardı.

Ve daha yakınlaşıyoruz şehre. Ovaya çok katlı, tepelere alçak damlı evler yapılmış. Depremin kaşları çatık canavar gibi bizi izlediğinden eminim. Ama korkmuyorum çünkü ölmeden önce düşünüyorum en azından.

İpek yolunu bitiriyoruz. Dönüp geldiğimizde Şemdinli"ye çarşı merkezinden yani alternatifsiz yoldan geçiyoruz. Diyoruz ki İsa"nın ÇARMIHTAYKEN sırt üstü düşmesidir bu şehir.

Bu şehre oldukça eziyet etmişiz. Zülüm etmişiz. Bize edilen haksızlığın bin mislini bu şehre biz kendi elimizle yapmışız. Artık zaman düşünme zamanıdır. “ … abi ben hiç günah yapmadım”

Bu şehrin fabrikası yok, buğdayı, eriği, mısırı, koyunu, keçisi, davarı, camuşu, ticareti bir tek kaçak… Bir tek memur ve işçi maaşı, korucularında aferin harçlığı.

Nasıl yönetilir… Soran sorana! Oysa bu şehir nasıl sevilir kimse bilmiyor.

Belediye olduğundan beri neredeyse 100 yaşına giren bu yaşlı şehre bir lazımlık (altyapı) şart. Sonra onu insanmış gibi sevmek gerek.

Düşünün bir kere bu şehrin bir pazarı yok, deniz yolu ya da hava yolu mesela, olsa dahi maliyete ekstra gelecek. Ürettiği ürünün Pazar koşulları bulması zor olacak demektir bu.

Maliyeti nasıl düşürebiliriz?

Kendi pazarımıza üretim imkanlarımızı eşlemeliyiz. Tabi ki yerel idare ile yerel hükümetin ortaklaşması ile. Ama proje sahibi daima yerel yönetim olmalı. Öncü ve lider olan tabiî ki seçilmiş unsurdur.

Bu vaziyette bakılınca özgürlükçü düşün geliyor akla bunun için bütün dinamikler anadil çatısı altında toplanmalıdır. Şehri yeniden imar etmek için güç birliği şart. Cins farkı gözetmeksizin. Kadına her zamankinden fazla ve başka ihtiyaç vardır.

Kadın…

Cenazede ön safta,

Bayram namazında imamdan sonra,

Protokolde en önde,

Kargaşada tarafların durduran kuvveti.

Kız kaçırma davalarında çözümsel karakter.

Kan davalarında nihai barış elçisi.

Özgürlük ve demokrasi meşalesi.

Doğurganlığı ile bu karman çorman şehrin yeni anası (mimarı).

Artık bitmekte olan ekili alanlardan sonra iş başına gelecek kadın yönetici şehre enerji kaynakları yaratmalıdır. Bu da güneş, su ve rüzgar enerjisi olarak açığa çıkarılabilir. Bunun yanında işsizliğe çare olarak insan enerjisini kapital dengeye dahil etmelidir.

Ve en önemlisi çalışma kabinesi, tümüyle akademisyen ve aktif bireylerden oluşmalıdır. İnşaat, çevre ve gıda mühendisleri, doktorlar, mimarlar, öğretmenler, avukatlar, iktisatçılar, gazeteciler, sporcular vb…

O zaman bu başımızdaki gri bulutlar bereketli yağmurlara ve bereketli güneş ışınlarına gebe olur. Bununla birlikte sevgiyi ve saygıyı unutmamalıyız. Egolarımızı bir kenara, kariyerist iktidar hırsımızı toprağa gömmeliyiz.

 Yolumuz ve bahtımız açık olsun.

 

Bu yazı toplam 7247 defa okunmuştur
sorun
 // sefkan gever
yaşam hem bireysel hemde toplumsal bir olgu.yerel yönetim birlikte yaşatmak zorunda olduğumuz bir konu,birbirimizi eleştirelim tartışalım ama gever neye yada kime layıksa onu tercih edelim.tercihleri kendi öz irademizle kendi içimizde yapalım.birileri istiyor diye kentimize zulüm etmeyelim.gever iyi bir ekiple cennet olacak derecede güzel hepimiz biliyoruz.ama şunuda eklemek istiyorum,eğer demokrasi istiyorsak önce içimizde arayalım,çetelere karşıysak içimizdekileri temizleyelim.yolsuzlukları önce biz bitirelim,gever kimsenin malı değil ne olur gelin onu art niyetlilerden hep beraber arındıralım.geveri yaşamak ve yaşatmak adına hep birlikte yürümeliyiz. yoksa kaybolan değerleriyle gelecek karanlık olacaktır....
08 Aralık 2008 Pazartesi 22:56
başkan.
 // sadrettin güvener
üstad... bayan başkandan zıyade iyi bır ekip.takımın ıyise başkana fazla görev düşmez.saygılarım la......
06 Aralık 2008 Cumartesi 13:26
BY_ÖĞRETMEN
 // KIRÇİÇEĞİ
Merhaba, By_Öğretmen yorumunuz sadece belediye başkanına sayıp dökmek olmuş..KADIN diyoruz KADIN söz konusu KADIN BAŞKAN !!! Siz BELEDİYE niz için ne yaptınız ki!? eMLAK VERGİNİZİ ÖDEDİNİZ Mİ DÜZENLİ..Yoksa Şehir suyunu mutfaklara getirmek için dağlardan kanallar mı kazdınız su borusu hattı için...Siz imece usulu belediyeye ne verdiniz??? BAŞKAN olmak çok kolay bir erkek adayı bu kadar eleştiriken siz bir kadına işinize gelmedi mi nasıl bir eleştiri getireceksiniz. Malum kadın namus demek diyordu bazı yorumcular..Siz bu namusa bişiler dermisiniz ????????????? Valla işte at bir çamur tutmazsa izi kalır derler. başkanı istemekle bitmiyor. Meclis var Encümen var meclis üyeleri encümen üyeleri herkes üzerine düşeni yapıyor mu? Sayın Öğretmen düğne halay çeken başka fazla eğlence düşkünü abartmış değil mi ama adam hırsız mı uğursuz mu ona bakmıyorsunuz değil mi???Encümen ve meclis üyueleri üzerine düşeni yapıyorlar mı yoksAaaaa evet YOKSA başkanın ayağına bir ilmek atıp alaşağı çekmeye mi bakıyorlar..MEclis ve Encümen üyelerin ne yapıyor umarım ihale takip elemanı gibi yanındaki yakınındakilere ihale bağlamıyordur...Yaa işte böyle sevli Bay öğretmen iğneyi kendine çuvaldızı karşındakine batıracaksın...Vitrindeki satıcının sunduğu elbiseden başka elbise kalmamış diye illa satıcının bu size olur dediği dar uymaz elbiseyi alıp giymeye benzer KADIN başkan..Yoksa güdümlü bir kadın aday seçip istediğiniz gibi oynatmakmıdır amaç?? Bence kadınlarınızı evde ne kadar konuşturuyorsunuz sevgili bay öğretmen..Eleştirilerinizde bile o kadar basite indirgemişsiniz suçlamayı....KADINI aday gösterip ayıp sayacağınız değil; kullanamayacağınız bir başkan, temiz bir başkan, bilinçli bir başkan, kadınlara siz kocalarından itilip kakılıp dövüldüğünde töre adına öldürüldüğünde sığınacak bir KADIN SIĞINMA EVİ YAPAN BAŞKAN..yA İŞTE BAY ÖĞRETMEN YOKSA SÖYLEMLER BİR BAYKUŞ ÖTMESİNDEN İLERİ BİR ADIM GİTMEZ...GÜDÜMLÜ DEĞİL EĞİTİMLİ DÜRÜST TEMİZ ÇALIŞKAN VE ETRAFINDA Kİ ENCÜMEN ÜYELERİNİ PARTİ DAYATMASI İLE DEĞİL KENDİ GÜVENİLİR KENDİ GİBİ OLANLARDAN SEÇECEK BİR BAŞKAN...BELEDİYEDEN SADECE ALMAYI DEĞİL VERMEYİ BİLEN BİLİNÇLİ BİR HALK DESTEĞİ İLE GELECEK BİR BAŞKAN..SAYMAKLA BİTEMZ BAY ÖĞRETMEN..OYSAKİ ÖĞRETMENLER ANA BABADAN SONRA BİZİ EĞİTEN VE GÜVEN DUYDUĞUMUZ İNSANDIR...ŞİMDİ BU KADAR ABARTIDAN SONRA SİZE NASIL GÜVENEBİLİRİM BAY ÖĞRETMENİM???HERŞEY GÖNLÜNÜZCE OLSUN DERKEN AĞIZDAN DOLMA TÜFEK GİBİ GÖSTERMELİK GÜDÜMLÜ DAYATILMIŞ BİR KADIN BAŞKAN DEĞİL HİZMETİ OLACAK DONANIMLI DÜRÜST BİR BAŞKAN SEÇİLMESİ DİLEĞİYLE KALIN SAĞLICAKLA...****kırçiçeği****...
05 Aralık 2008 Cuma 14:14