Bedri Çallı

Kaderin Cilvesi Buna Denir

2005-08-28 21:42:50
20 Gün önce Esendere yolunda bir trafik kazası meydana geldi. Bu kazada sürücü Nurettin CİN Allah’ın rahmetine gitti. Devlet Su İşleri Hakkari Şube Müdürü Necip ÖZBEK ise beyin sarsıntısı sonucu yaralandı. Bu kaza bir taraftan kaderin cilvesi oldu. Diğer yandan bu tür zor günlerde Hakkari halkının kültüründe var olan dayanışmanın son örneği sergilendi. Kazada rahmete giden Nurettin, benim kapı komşum A.Rezzak İMAMOĞLU’nun yeğeni, Ramazan ÖZKAN, Cemal ÖZKAN ve Nazmi CİN’in yakın akrabaları idi. Arkadaşım Musa KOǒun eniştesi olacaktı. Bu isimlerini saydığım değerli insanlar ve aynı aileden daha bir çoğuyla yakın dostluğum var. Bu nedenle acılarını paylaşmak adına Beytüşşebap’taki taziyeye katıldım. Yakınları o gencecik fidanı kaybetmenin üzüntüsünü bir tarafa bırakarak, gelen misafirlere saygının en büyüğünü göstermeye çalışıyorlardı. Kaldığım süre zarfında kaza ve rahmetli Nurettin hakkında bilgi almaya çalıştım. Kaza günü Beytüşşebap’tan, Hakkari’den ve değişik yerlerde ikamet eden bir çok akrabaları kendisinin nişan töreni için Van ilinde bir araya gelmişlerdi. O akşam nişan töreni için Van ilinde ikamet eden hemşehrimiz Musa KOǒun evine gidilecekti. Musa beyin kızı ile nişanlanacaktı. Ve Nurettin görevini bir an önce ifa edip bu törene katılma heyecanındaydı. Ailesi ve yakınları akşam saat 18.00 de nişana gidileceğinin hesabını yaparken, saat 14.00’te Yüksekova’dan kötü haber ulaştı. Necip ve Nurettin yaralanmış ve birer ambulans ile Van iline doğru yola çıkarılmıştı. Her ikisi Van’a ulaştırıldı. Ancak o gece Nurettin hayatını kaybetti. İşte kaderin cilvesi derler buna. Yakınları bana “biz eğlence adına nişan için gittik fakat cenaze konvoyu olarak ilçemize geri döndük, ancak biz şükür ediyoruz, taktiri ilahi demek ki böyleydi” dediler. Ailenin ve sevdiklerinin bu acısı hiçbir zaman unutulmaz, Allah sabır versin başları sağ olsun. Onların bu acı olay karşısındaki sükunetleri ve sabırlarını ben kendi adıma taktir ettim. Ancak Yüksekova’da bu genci Van’a taşıyan ambulansta görev yapan hemşirenin hastayı terk ederek şoför mahallinde oturduğu ve bunun sonucu olarak iki kez sedyeden düştüğü duyumları almış durumdayım. Bu durumun araştırılıp soruşturulması gerekir. Eğer bu doğru ise suç işlenmiş ve bu insanın ölümüne neden olunmuştur. Geçen Cuma günü için Ankara’dan bir Resepsiyona davet edilmiştim ve iştirak ettim. Resepsiyonun hemen ardından Necip ÖZBEK’in tedavi gördüğü İbni Sina Hastanesine gittim. Yoğun bakımda olduğundan kendisi ile görüşmem mümkün değildi. Hastanenin bahçesinde kardeşi A. Mutalip ve Talat ile birlikte on’a yakın akrabaları sabırla iyileşmesi için dua edip bekliyorlardı. Evet bu tür durumlar çok zor, genç yaşta bu tür ağır bir kazayı geçirmenin tüm sevdiklerini adeta yıkmakta ve endişede bırakır. Her kes eşine ve çocuklarına müjdeli bir haber ulaştırma arzusunda. İlimizdeki aile yapısı göz önüne alındığında geniş aile yapısı her kesin sorumluluğunu katlamaktadır. Orada yaptığım sohbetlerde edindiğim izlenim sevindiriciydi. Bu kadar acı dolu bir zamanda bile, Hakkari halkının ilgi ve alakaları kendilerini adeta ferahlamıştı. A. Mutalip bey “bizim için bu kadar kötü bir zamanda Hakkari halkının açtığı binlerce telefonun yanında her gün hastaneye gelen yüzlerce insan bizi ayakta tutmaya yetmiştir” diyor. Doktorları sürekli olarak arayan yetkili ve ilgili insanlar, hastanenin daha fazla ilgilenmesini sağlamıştır. Evet Hakkari’nin ve ailesinin daha sevgili dostumuz Necip beye ihtiyacı var. Kendisine Allah’tan acil şifalar diliyorum ve ÖZBEK ailesinin Hakkari halkına olan minnet duygularını ifade etmelerine şahit oldum. Bu davranış karşısında ne mutlu bizlere bu sevgi – saygı mirasını bırakan atalarımıza diyorum. 28.09.2005 bedricalli@mynet.com bedricalli@hotmail.com
Bu yazı toplam 2715 defa okunmuştur