İrfan Sarı

Jana, ay zamanı kanıyordu

28 Şubat 2010 Pazar 19:24

Ay göbeğinden çatlamıştı, şubat gecelerinden birinin üzerine süzülürken.

Bir yanı darmadağın efkâr, bir yanı onulmaz uçurum. Böyle bir havada kendi bedenine hapsolmuştu Jana.

Aşka, sevdaya bakışı; kurumuş sonbahar yaprağı kırılganlığındaydı.

Neyin yolcusuydu, kimdi, nereye sığınacaktı, sığıntıları hangi umudunu kıracaktı bilmiyordu.

Döndü durdu ayın etrafında, ay sızıyordu içine.

Hangi kapı açılacaktı, hangi takvimin sayfaları yeşerecekti onun için kim bilir ama o içinin karanlık yolunda kafasında bin bir karmaşayla ay kanamaları geçiriyordu.

Azap ile koptuğu maziden kervan kervan yol gelmişti anına. Dağılıyordu kalbinden daha derin içerilere. Bir yol bulsa kapatacak nil yeşili gözlerini açmamak üzere bir daha.

Düşleri sokağın taşlarına perçin, gözleri çekiç şiddeti.

Bu toprağın öyküsü değil, kadın ruhundan anarşist bir öyküdür, dilinden ve şavkından uzak.

Alabildiğine keskin, yara açan, belki bakıp görmemek, dinleyip duymamak, uzanıp dokunmamak en kötüsü arayıp bulamamak.

Gökyüzünde ay salınıyordu, yol bilen bir oruspu gibi. Göbeğinden çatlamıştı. Kaldırım kenarının üstünden yürüyordu. Kısık kısık bakıyordu ve kızıyordu sonra aya çıkıyordu, ay yüzmelerine. “Derdin dermana kavuşsun” dedi içinden.

Yaralıydı Jana, imkânsız bir yara. Baktığı her yerde umudun yitişini görüyor ve çırpınıyordu. Kanadında bir titreme.
 
kanadının altında saklı bir türkü acısı
uçamayacaktı serçe kuşu
tanrının uğrağı yollardan
sevdayı cıvıldayan
ölüm sensin
 
Öyle bir toz bulutuydu geçmiş, gelip yaralarına serpilmişti. Ellerini göğsünün çatalına tuttu. Kim durdurabilirdi. Ölüm az altına yuva kurmuştu. Tir tir titreyen dalın rüzgâra nazı gibi değil. Cellât tam başındaymış gibi.

Sonra bulutlar gelip geçti ayın önüne. Tutuldu perdesinden arka. Geceyi süren şerit dönmekteydi elbette.

Jana, karanlığa kaldı.

Delip göğsünü bir fişengin serseriliğinde, dinledi kendini.

Tekrar tekrar…

Gün açılırken göz kapakları kapalıydı…

Bu yazı toplam 4778 defa okunmuştur
En az elli şiir değerinde..!..
 // İhsan KALENDER
Rahmetli N. FAZIL demişti ki; ŞİİR'İN onda dokuzu okumak öğrenmek ve çalışmaktır. Sadece birisi YETENEKTİR. Ancak , zat-ı alinizin bu denli şiirimsi bir KOMPOZİSYOON yazmanız , çok okumak ve çok çalışmakla mümkün olacağı kesindir. Ancak ve ancak , ondan sonra tüm dünya ile bağlarınızı koparıp KONSANTRE olmanız gerekmektedir. Acizane derim ki; bu mealde ve bu türde bir KOMPOZİSYON DEMETİNİ bir kitapcık halinde derleyip-toplayıp neşretseniz. Hiç fena olmaz. Saygı - sevgi ve selam ile....
06 Mart 2010 Cumartesi 23:26
Yine müstesna bir kompozisyon
 // İhsan KALENDER
İrfan kardeşim, böylesine edebi imgelerin yoğun olduğu bir kompozisyonu kaleme alırken nasıl bir halet-i ruh içinde olmak gerek..!.. Başka bir deyişle bu müstesna *yazım*a nasıl kosantre olunur..?.. Belki inanmayacaksın amma , bu kompozisyonu en az beş kere okudum. Yorum yazmak istemedim. Ama yazmadan edemedim. MÜTHİŞ kardeşim MÜTHİŞ....
06 Mart 2010 Cumartesi 00:22
güzel
 // özcan yüksekova
irfan abi yine dağıtmışsın ortalığı yüreğine sağlık...
04 Mart 2010 Perşembe 19:54