Ümit Yazıcıoğlu

İsrail'in Lübnan Harekatı

2006-07-31 15:19:30

İngiliz yazar ve Ortadoğu uzmanı Patrick Seyl, 28 Şubat 2003’te 'El Hayat'ta yayınlanan bir makalesinde dönemin İsrail Savunma Bakanı Şaul Mofaz ve Milli Güvenlik Danışmanı ve Mossad eski Başkanı Afraim Halifi’ye atıfta bulunarak  diyorduki: “Saddam’dan sonra Irak’ı sarsacak olan savaşın etkisi, Ramallah, Şam ve Tahran’ı içine alacak kadar kapsamlı olacak”( bkz. Zaman, 7 Mart 2003).
Anlaşılan belirtiler şudur: Ortadoğu savaşının sadece Yeni Ortadoğu’yu değil, Yeni Dünya Düzeni’ni de inşa etmek için başlatıldığını gösteriyor.

Daha dün İsrail uçakları Güney Lübnan'da bir evi vurdu; 37'si çocuk 60 sivil öldü, aynızamanda 850 bin Lübnanlı’yı yerinden etti. Bütün bunlardan silâh sanayicileri yararlanmaktadır.

Sivillere yönelik son saldırılar israil'in gücünü değil onun Hizbullaha karşı çaresizliğini gösteriyor. Bunun yanı sıra belirtmekte yararvardır ki bu savaşın tarafları bir yanda İsrail, diğer yanda da Hizbullah'la ona destek veren İran ve Suriye'dir.

İsrail saldırıları, Hizbullah'a ciddi bir zarar veriyor mu bilinmezken, Lübnanlı masum sivillerin ölümüne yol açtığı apaçık ortada.
İsrail'in Lübnan'a karşı düzenlediği bu saldırı her türlü ölçü sınırlarını ve uluslar arası hukuku aşıyor. Dolayısiyle bütün bu gerçeklerden sonra uluslararası kamuoyu ayağa kalktı. Birleşmiş Milletler, ilk kez israil operasyonunu kınadı. Dünya ilk kez "Bu katliam dursun" diye haykırdı.
Bu koşullar altında Condoleezza Rice yine Ortadoğu’ya geldi ve “ateşkesin zamanı değil” tavrını sergiledi. Bunun üzerine Sinyora "acil ateşkes olmadan Condoleezza Rice'ile konuşacak bir şeyim yok" dedi. Dolayısiyle onun bu tavrı Lübnan hükümetinin, İsrail'e siper olan politikası karşısında ABD'yi artık  arabulucu' görmediği anlamına geliyor.

Bunun yanı sıra acılı aileler ise, "niye çocuklara saldırıyorlar, onların suçu ne?" diyerek isyan ediyor. Hal böyle olunca, kim haklı kim haksız tartışmaları bir yana, bugün bölgede yaşanan savaş durumu vicdanlara sığmayan sivil kayıplara neden olurken altyapıya verilen zarar masum insanların yaşamını tehlikeye atan bir boyuta tırmanmıştır.

Hizbullahda kanaatimce İsrail'i, sokak aralarında çarpışılacak bir mücadeleye çekip karşı tarafa ağır kayıplar vermeye dönük bir strateji yürütüyor. Bu çerçevede, Şu anda belli olan tek şey var, oda Hizbullah'ın şu ana kadar gösterdiği direniş. Hal böyle olunca, tabii, bu durumda zaten birçok Batılı askeri uzmanı şaşırtmış bulunuyor.
New York Times Gazetesi'nde yer alan bir makaledede belirtildiği gibi: Bir an önce ateşkes ilan edilmeli ve hemen ardından barışın korunması amacıyla bölgeye iyi donatılmış bir güç konuşlandırılmalıdır. Bunun yanı sıra, Hizbullah'ın İsrail'e yönelik saldırılarını durdurmak ve askeri gücünü tasfiye etmek zorunda kalacağı yönünde bir uluslararası garanti verilmeli, Lübnan kendi sınırlarının denetimini üstlenerek yeniden egemenliğini kazanmalıdır.

Sonuc olarak olayın Kürt sorunuyla endexsli bir analizini yapmak gerekirse, demokratik bir devlet olan İsrail’den beklenen intikamcı hislerle değil, insan yaşamına ve hukuka saygı çerçevesinde davranmasıdır. Ortadoğu'daki bu gelişmeler, bir taraftan İsrail'in güvenliğini zorlaştırırken, diğer taraftan da Federal Irak'ta bağımsız bir Kürt devleti'nin kurulması doğrultusunda ilerlemektedir.

www.yazicioglu.de
uemit@yazicioglu.de

Bu yazı toplam 8759 defa okunmuştur