İbrahim Genç

IŞİD’in Kontrolündeki Tel Ebyad’ta “Yaşasın Erdoğan” Pankartı

28 Eylül 2014 Pazar 17:50

Yüzyılın en karanlık ve barbar örgütü olan IŞİD çetesi Kobanê’ye saldırırken dünya suspus olmuş izliyor. Dünya susabilir binlerce kilometre öteden, hiçbir şey yapmadan bakabilir de okyanuslar ötesinden… Ama bu, birkaç kilometre ötede durup hiçbir şey yapmayanın tavrı kadar acı vermez. Bugün IŞİD çetesinin özellikle kadınlara yönelik barbarca tavırları ortadayken çevre ülkelerin IŞİD’i aklama çabalarını anlamak mümkün değil. Musul  saldırısı sonrası elde ettiği güçle kendine tek hedef  olarak gördüğü Kürtlere saldıran IŞİD’in Ezıdi Kürt kadınlarına yaptığı ortada. Avrupa Ezıdi Federasyonu sözcüsü Sabriye Sevgat ile konuştuğumuzda bana  “Kendine insanım diyenin bunun karşısında biraz burnu kızarmalı” demişti. Şimdi de IŞİD, Şengal’de yaptığını Kobanê’de yapıp Kürtlerin onuruyla oynamak istiyor.

IŞİD’in ne kadar vahşi ve barbar bir çete olduğu ortada, bunu herkesin bildiğini ve gördüğünü düşünüyorum. Peki neden çevre ülkeleri ve belli kesimler IŞİD’e tölerans gösteriyorlar. İnanılmaz bir empati (!) duygusu geliştirip güya IŞİD’i önce anlamak gerektiğini ifade ederek sempati duymalarının özünde ne var? Çok basit; birincisi, IŞİD üzerinden bölgede tüm mezheplere düşman bir Sünnilik yaratmak ve ikincisi, Kürtlere (özellikle Kürt siyasi hareketine karşı) yönelik tüm düşmanlıklarından dolayı IŞİD’i kendilerine vekalet savaşçı yapmak. Bu sebeple de Kürtler bugün yalnızlaştıklarını hissediyorlar. Sınır hattını gezenler bunu kolayca fark edebilir.

Özellikle Türkiye’ye yönelik bir kırılma yaşanıyor. Çünkü dünya ve ulusal medyada Türkiye’ye yönelik şüpheler var. Bunları sıralayalım: ABD’li New York Times gazetesi Türkiye’nin IŞİD’in eleman devşirme deposu olduğunu yazdı. ABD Dişişleri bakanı John Kerry başta olmak üzere birçok dünya lideri Türkiye’nin,  IŞİD’in işlerini kolaylaştırıcı bir pozisyon aldığını ve IŞİD’in finans kaynağının Türkiye ile yaptığı petrol satışı olduğunu belirtti. Alman Bild gazetesi, MİT’e ait olduğunu söylediği bir raporda IŞİD’in belli noktalardaki silah depolarını tek tek yazdı. Sınırdaki halk da Türkiye’nin IŞİD’e tank gönderdiğini düşünüyor, bu konuda çeşitli yerlerde görüntüler de basına yansıdı. Tüm bunlar karşısında Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD’ye gitmesine kadar IŞİD’i aklamak istercesine “öfkeli bir topluluk” olarak görüyordu.

Tel Ebyad’ta ‘Yaşasın Erdoğan” sesleri

Türkiye içinde de her kesimden IŞİD’e bir katılım olduğu belirtiliyor. Bunların ortak noktası da yine Kürt siyasal hareketine duydukları kindir. Öyle ki ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri ilk defa Suriye’deki IŞİD ve Nusra hedeflerine saldırı düzenlediğinde “ABD emperyalizmi, siviller katlediliyor” gibi ifadelerle buna karşı çıkıp hatta İstanbul’da gösteri düzenlediler. Aynı günlerde İstanbul Üniversitesinde IŞİD’i kınamak için açılan standa kendilerine Müslüman Gençler diyen bir grup saldırdı. Burada ortaya çok net bir tablo çıkıyordu: IŞİD’e laf söyletmeyiz…  Bir taraftan Cumhurbaşkanı Erdoğan “IŞİD eli kanlı bir terör örgütüdür” derken Türkiye bu “eli kanlı örgüt”e verilen desteğe yönelik bir şeyler yapmayacak mı?

Biz bu soruyu sorarken yine IŞİD ve Nusra’ya yönelik hava bombardımanına Türkiye aktif destek vermediği –ayak sürüdüğü -  için IŞİD’in kontrolünde olan Akçakale’nin hemen karşısındaki Tel Ebyad’ta Türkiye’ye teşekkür gösterileri yapılıyordu. Haber “sanliurfa.com” sitesinde “Suriyeliler saldırıları protesto etti” başlığıyla veriliyordu (http://www.sanliurfa.com/haber241782-Suriyeliler_saldirilari_protesto_etti.html  ). “Suriye'nin Telebyad ilçesinde ikamet eden sivil halk, Amerikan saldırılarını protesto etmek amacıyla pankart açarak sınıra dayandı” denilen haberde göstericiler adına açıklama yapan Ebu Halil "Birleşmiş Milletler Amerika ve 50 müttefik ülkeyle beraber oluşturdukları koalisyon güçleriyle mazlum Suriye halkını bombalamaktadırlar. Yapılan bu saldırılar tamamen sivil halkı hedef almaktadır. Bu saldırıların biran önce durdurulmasını istiyoruz." diyordu. Haberde taşınan pankart ve atılan sloganlarda da "Yaşasın İslam kardeşliği, yaşasın tayip Erdoğan ve Türkiye halkı! Suudi, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün ve Amerika’ya lanet olsun, haçlı saldırılarına lanet olsun." denildiği aktarılıyordu.

“İstanbul’da IŞİD için cenaze namazı”

Dernek olarak örgütlenen kimi kesimler de “ABD emperyalizmi” ve “IŞİD’i ABD emperyalizminin ortaya çıkardı” argümanlar üzerinden nedense IŞİD’e karşı bir sempati yaratmaya çalışıyorlar. IŞİD ve Nusra’ya yönelik Suriye’de yapılan bombardımana karşı çıkan bu dernekler IŞİD’in Müslüman Kürt halkına saldırısını açıklayamıyorlar. Geçen yıl Nusra’nın yaptıkları ve bu yıl IŞİD’in yaptıkları ile aynı. Bazı dindar (!) çevrelerin tavrı da aynı. Hatta insani yardım derneği şeklinde örgütlenen imkan-Der gibi örgütler sitelerinde saldırıları protesto etmek ve “şehit” olanlar için gıyabi cenaze namazı kılmak için duyuru yapıyorlar. Ki Cumhuriyet gazetesinin geçtiği habere göre geçen Cuma Fatih camisinden çıkan grup bunu gerçekleştirdi. Haber “İstanbul’un göbeğinde IŞİD için cenaze namazı” başlığıyla verilirken “Suriye ve Irak'ta cihat için çarpışanların yanındayız. Ölenlerin hepsi Allah yolunda şehit düştüler” denildiği aktarılıyordu.

Burada Hüda Par’ın yayın organı Doğru Haber gazetesinin “IŞİD tamam da niye Nusra’yı vuruyorsunuz?” gibisinden yaklaşımlarına ve Özgür-Der’in IŞİD’e yönelik saldırılara yönelik yaptığı basın açıklamalarına girmek istemiyorum. Ki Özgür- Der genel başkanı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD’de pozisyon değiştirmesini kınamaktan da geri durmuyor. Tüm bunlar bir yana, Kobanê halkı yaklaşan bir karanlık vahşetle karşı karşıya iken takınılan bu tavrı anlamak mümkün değildir. IŞİD tüm gücünü Kürt halkına karşı kullanırken bunu sorgulamayanlar mesele Nusra olduğunda sesleri çıkıyor. Özellikle bu tür oluşumların içinde olan Kürtler, halkına ihanet ediyorlar.

İnsanlar can derdindeyken kalkıp mezhepçilik yapmanın anlamı yoktur. PYD çizgisini sevmeyebilirsiniz ama orada halkın iradesine saygı duymalısınız. Dürüst olunuz efendiler; IŞİD çetesine yönelik bombardımanına “Amerikan emperyalizmi” diyorsunuz da, Esad’ı devirmek için kurgulanan senaryoya niye destek veriyorsunuz? Bu da ABD’nin uyguladığı bir Ortadoğu politikası değil mi? Yoksa sizin derdiniz mezhepçilik yapmak mı? Bu noktada ABD ile uyuşmak sizi rahatsız etmiyor da Kürt halkına uygulanacak vahşeti önleyecek ABD bombasını mı sorun ediyorsunuz?

 

Bu yazı toplam 20881 defa okunmuştur
Bir Halk Ordusuna İhtiyaç Var
 // asç
Kürtler yalnız IŞID çetesine karşı savaşmıyorlar ABD Emperyalizimine ve işbirlikçi münafık AKP Emperyal emellerıne, BOP ve Neoconi ve Neosmanlıcı gerici zihniyete karşı savaşıyorlar. Kimsesiz kürtler bu ağır yükü tek başına kaldıramazlar. Ortadoğunun bir halk ordusuna acil ihtiyacı var. ABD'nin emperyalizimine hizmeçilik yapan ve Konturgerilla yerini alan ama daha vahşi daha kural tanımaz IŞID Ennusra gibi çetelere karşı Evrensel adalete inanan her kesim erdemli insanlardan müteşekkil gönüllü bir ordu kurulmalı...
29 Eylül 2014 Pazartesi 10:27