Enver Özkahraman

İran'da yobaz aradım, bulamadım 2

13 Aralık 2008 Cumartesi

Önceki  yazımda da belirtmiştim, Sadî"yê Şîraz"iyi yıllar önce büyük bir zevkle okumuştum. Şiraz, Kermanşah ve Yezd çok merak ettiğim kentlerden. Bu yıl, ramazanın başında bir fırsat buldum gidip göreyim buraları, serin mevsimdir diye düşünmüştüm.

 

Tebriz"den karayolu ile gittik, Hemedan"da merak ettiğim kentlerdendi ama Hemedan"ı ne zamandır, “Hemedani”Koyunundan biliyordum, koçları etli, koyunları ise fazla sütlü olurdu, hayvancılıkla uğraşan her Hakkarili, Vanlı bilir bunu... Ama Hemedan"da da neler varmış neler. Bilmiyordum tabi ki… 90 milyon yılda oluşan ve derinliği yer yer sekiz metreyi bulan, Gari Ali sadır diye bir yer altı nehrinde üç buçuk saat dolaştık kayıklarla. Metrelerce yerin altında zamanın nasıl geçtiğini anlayamamıştık.

 

Hemedan, kent merkezinde, önce Zerdüşt öğretisinin (Genc-name) çivi yazısı ile yazılı iki kayayı, beş altı kilometrelik pırıl pırıl bir sayfiye yerinin kenarında ki som bir kayada, ELVEND dağı kayalığında, yanında da Hem Farsçası hem de İngilizce tercümesi ile Ahura Mazda"nın (Aklın Efendisi) her biri 20 satırlık Zerdüşt öğretisinin bulunduğu kitabeyi fotoğrafladık. Zerdüştlüğün temel felsefesi sevgi, çalışkanlık, bilgelik ve doğruluk öğeleri ile  yaklaşık 3.500 yıl önce İran"da Zerdüşt tarafından kurulmuş M.Ö 600-650 yıllarında Pers imparatorluğunun resmi dini olarak kabul edilmiş. M.S.600 yılları civarında Müslümanların Pers topraklarını ele geçirmesinden sonra bu dinin müritleri azalmağa başlamışsa da, ZAGROSLARDA doğup oradan Mısıra, Balkanlara, Kafkaslara ve Hindistan"a kadar gidip, günümüze kadar da gelebilen, Zerdüştlüğün kutsal kitabı Avesta ile,

 

İYİ SÖZLER

İYİ DÜŞÜNCELER

İYİ HARAKETLER

 

İlkelerine odaklı, Zerdüştilik Dünyanın en eski tek tanrılı dinlerindendir. Sanıldığı gibi ateşe tapmazlar Zerdüştiler, Dünyada bulunan elementlerin saf olduğuna ve ateşin Tanrının ışığı ve irfanı olduğuna inanırlar.

 

İran"da İbni Sina nın Hemedan"da yattığını, orada öğrenmiştim, hani bizim sahiplendiğimiz büyük insan, eczacıların piri İBNİ SİNA, meğerse Hemedan"da huzur içinde yatıyormuş, çevresinde şifa kaynağı bitkileriyle... İbni Sina"nın kabrini ziyaret ettikten sonra, büyük şair Baba Tahîrê Uryan"ın kabrinde Neyzen Tahir Şafi"yi göz yaşımı tutamayarak dinledikten sonra tanıdığım iki arkadaşım adına da fatiha okudum büyük Kürt şairin kabrinde.

 

Baba Tahirê Uryan 1000 yıl önce Hemedan civarında yaşamış Dünya dervişi, şairi ve filozof olarak bilinir. Lur (Kürt)lehçesi ile yazdığı dörtlük ustasının, felsefi görüşü sınırsız doğa algısı ile kendisinden sonra yaşayan Ömer Hayam, Yunus Emre, Mevlana Celaleddini Rumi, Feqiye Teyran, Melayê Cizîrî ve Ahmedê Xani gibi birçok büyük şairin ondan etkilendiği söylenmektedir.

 

Hemedan"dan Kermanşah kentine yönelince heyecanım artmıştı .Yıllar önce, yani gençlik yıllarımda, yani radyo günlerinde, Kürtçe radyo istasyonunda yıllarca ama yıllarca spikerinin sesi neyli şiir programları ve büyük sanatçı Hasan Zirek ile beynimde yer etmiş Kermanşah… Batısı Irak olmak üzere, kuzeyinde İran Kürdistan eyaleti ve güneyinde Loristan eyaletinin ortasında kocaman bir kayaya oyulmuş iki TAK"ı ile ünlü bir kent Kermanşah.

Kermanşah"a, birkaç kilometre kala Çiyayê Bêstûn dağında, Ferhat ile Şirin"in yerini gösterdiler ve kazınan yerin Şirine ulaşmak için, Ferhat tarafından yontulduğunu söylediler. Bizde de Amasya"da var dedim, itiraz ettiler. Ferhat ile Şirin burada yaşamış, belgeleri var dediler, itiraz edemedim ama aynı dağda, Zerdüşt dini akımı dönemine ait İran"ın ünlü krallarından uzun boyu ile Darius"un sağ eli havada askerleri ile birlikte kayalara oyulmuş rölyeflerinin üst tarafında Ahura Mazda"yı temsil eden kanatlı melek göklerde uçarken hali ile sarp kayalara işli rölyeflerini ve hemen altında da M.Ö 153 yılında yapıldığı bilinen ve hemen arkasında eski Yunan dili ile bir yazıt bulunan elindeki şarap kâsesi ile Herkül"e ait olduğu söylenen ve bu güne kadar sapasağlam kalmış heykeli fotoğrafladım. İçimden de bu ancak İran"da, sanatsever İran halkının kültür anlayışı ile yaşayabilir bu güne kadar demiştim.

 

Daha sonra, Bahteran êli ve bir kısmı Zerdüşt olan Kürt"lerin yaşadığı Kermanşah kentinde TAK"ı Butsan"da biri büyük sağında da biri küçük TAK şeklinde kocaman yekpare bir kayaya oyulmuş bu Tak"ların hemen üstündeki halkalara tutunmuş (Adeta takları alıp götürmek istiyorlarmış gibi) iki melek figürü var. İkinci ve üçüncü Şapur döneminde yapılan kabartmalarda Hüsrev Pervis"i at üstünde gösteriyor. Sağ taraftaki kabartmalarda yine Zerdüştler döneminde koca kayalara işlenmiş, 2.Erdeşir"in Romalı Julyanus"u alt ediş sahnesi kabartmalarını büyük bir hayranlıkla izledim. En çok hoşuma giden taraf buralarda elin ulaşabildiği yerlerdeki heykellerin bugüne kadar kırılıp yağma edilmediği beni çok etkilemişti, tabi bunu dini olgulara da bağlamadım değil…

 

Kelhorlar, Kermanşah"da insanların üzüme (Engur), soğana (Piyaz), adama (merdım), size(şıma) dediğini birkaç saatlik temasımızda anlamıştım. Bu kelimelerin Zazaca"da var olduğunu biliyordum ve bildiğim kadarıyla da az da olsa insanlarla konuşabiliyordum. İyi kulağı olan Bingöllü, Vartolu, Diyarbakırlı veya Dersim"li bir Zaza"nın Kermanşahlılarla konuşamaması mümkün değil. Kermanşan"ın ünlü ve lezzetli sarı Zerdeçuveli NANÊ BIRINC"ını (Piriç ekmeği) de yemeden ayrılmadım.

 

Hemedan ve Kermanşan çevresi bile o günler çok sıcak olduğu için, daha güneye Şiraz ve Yezd"e gitmeğe cesaret edemeden Kermanşah kentinden geri dönmek zorunda kalmıştım. ŞİRAZ ve YEZD kentlerini de ya kış günlerinde veya ilkbaharın ilk serin günlerinde görmek ümidiyle…

 

DEVAM  EDECEK...

 


Hemedan"da üç buçuk saat GARİ ALİ SADIR yer altı nehrindeki güzelliklerden büyülendiğimizden zamanın nasıl geçtiğini bilememiştik.

 


Hemedan çarşısındaki eski yapılar olduğu gibi korunmuş bugüne kadar.


Hemedan"da bir mesire yerinin hemen kenarındaki bir kayaya çivi yazısı ile yazılmış ve her biri 20 satırdan oluşan Ahura Mazda öğretisi.


Büyük şair filozof Baba Tahirê Uryan"ın türbesi ona yakışır pırıl pırıl bir parkın yanında ve her gün  yüzlerce kişinin ziyaret ettiği, İranlılarca sevilen bir zattır.

 


Neyzen Tahirê Şafi, mezarının başında Baba Tahir"in dörtlüklerini okuyarak dişi ile çaldığı neyi ile beni ağlatmıştı… Müzikle ilgilenen oğlum Onur"la hem onun çaldığı CD"lerinden hem de güzel kamış bir Fars Neyi almıştık. Şimdi ara sıra bu CD"yi dinleyerek daha rahatladığımı his ediyorum.


Baba Tahirê Uryan İran edebiyat tarihinde de sıkça anılan bir Kürt şairidir.


Her yerde olduğu gibi Baba Tahir"in yanındaki park da tertemizdi. Yorulan gençlerimiz parkın duvarına oturarak dinlendiler.


 İran"da gittiğiniz küçük bir kasabada bile, temizliği yatağı ve kahvaltısı ile bizim üç yıldızlı otellerimiz aratmayan Mihman Seray"ları vardır. Hem de bize göre çok ucuz. Gari Ali Sadır"da bu Mihmansaray"da kalmıştık. Ama isteyen, hazır döşenmiş bir evde de ödemesini yaparak kalabilir.


 Şirine kavuşmak için Ferhat'ın bu taşı delmeğe kalkıştığı söylendi. Bistun dağında.


Bistun dağının hemen yanındaki bir kayada arkasında gürzü ve okları ile Herkül yüzyıllar önce buraya kazınmış ve bugüne kadar da gelebilmiş. Hemedan ile Kermanşah anayolunun kenarında.


Kermanşah"ta Takı Bustan"da koca kayalara oyulmuş iki tak var. Büyük bir ustalıkla işlenen bu takların hemen üstünde kanatlı iki melek iki halkayı tutmuş, adeta takları havaya kaldırmak istiyorlar…


Yine Bistun dağındaki yüksek bir kayaya işlenmiş sağ eli Havada İran Kralı Darius ve hemen yanı başında kanatlı Ahura Mazda"yı havada görüyoruz. Geçmişleri ile hep övünen İranlılar bu resimleri hayatlarının her yerinde kullanıyorlar.


İran krallarından 2.Erdeşir Romalı Julyanus"u alt ederken böyle işlenmiş Kermanşahtaki Taki Bustan kayalıklarına.


İran"da geceler de çok renkli olur. Beraber götürdüğümüz gençler İsfahan"da Heşt Behişt"te böyle poz verdiler.


Tebriz"de tanıdığım Ressam Muhammet Rıza bizi evine çaya götürdü. Evinde Zerduşt sembollerini görünce Müslüman olduğunu isminden tahmin ettimse de “Sen Müslümansın, bunları niye bulunduruyorsun” diye sormuştum. O hemen kütüphanesine gidip iki kitap alıp öpüp başına koyduktan sonra. Bu da atalarımızın mukaddes kitabıydı. Biz atalarımıza ait her şeye büyük değer veririz diyerek. Avestanın ilk sayfasınıdaki Pêdarê nick (iyi düşünce) / Hoftarê nick (iyi söz konuşma) / Kerdarê nick (İyi iş (çalışma)) kelimelerini bana tercüme etmişti. Ben ise hayatımda Zerdüşt"lerin kutsal kitabı AVESTA"yı Farsça da olsa ilk kez görmüştüm.


 İranlılar geçmişlerinden utanmadan ve çekinmeden, geçmişlerine ait sembolleri günlük yaşamlarında her yerde kullanıyorlar. Bir otobüs firması “Erdelan” otobüslerinin üstüne Zerdüştlüğün sembolünü kullanabiliyorlar.


Tebriz"den tutun küçük bir kasabadaki Otelleri tertemiz idi. Tebriz"deki bu görkemli otelin en üst katındaki Döner restoranından bütün Tebriz"i izleyebiliyorsunuz.


Rüyalar kenti İsfahan"daki ABBASİ oteli gerçekten duvarları odaları ve tavanı ile görülmeye değer bir müze gibi. Fotoğrafta lobisin tavanı görülüyor.


Burası da Abbasi otelinin bahçesindeki Restoranı.


Abbasi otelinin içi bir otelden ziyade eski bir kervansaray görünümünde. Otel üç katlı ama geniş bir alana yayılmış. (Galiba çok eski bir yapı onarılarak hizmete girmiş.)


Tahran"da gece geç saatlerde bile dağların yamacındaki küçük bir vadide bulunan derbentte karnınızı doyurabilirsiniz.


 Oturup çay içmek istediğiniz bir çay ocağı bile duvarda kilerlerle kullandıkları ile bile ilginç geliyor insana.


Hemedan"da mesire yerindeki bir köprü altında ailece bir kanepede halı yastıklara dayanıp karnınızı doyurup geç saatlere kadar dinlenebiliyorsunuz.


 Hangisi daha yükseğe fırlıyor bilmiyorum ama Zürih"te de görmüştüm gölden yükseklere su fışkırtan bir fıskiye. Ama İsfahan"da şehri ikiye ayıran nehri basamaklar halinde dizginleyip akıtarak gölcükler oluşturup yararlanmasını bilmişler. Koca şehrin ortasından akan ırmakta bir tek çöp veya poşet parçası bulamasınız.


Hangi kentine kasabasına uğrasanız pırıl pırıl parklarda oturup dinlenebilirsiniz.


 İsfahan"daki bir heykelin önünde arkadaşlar böyle poz vermişti.

Bu yazı toplam 23379 defa okunmuştur
vah vah
 // ben
niye yakınlarda bir ayna yok muydu!!!...
18 Ocak 2009 Pazar 01:40
Mükemmel Tasvir
 // Ahmet SELİMOĞLU
Ahmet SELİMOĞLU [ 31 Aralık 2008 21:30 ]
Saygıdeğer Enver ÖZKAHRAMAN Bey.
"İran'da yobaz aradım, bulamadım 1 ve 2" yi bir solukta okudum. Elinize ve yüreğinize sağlık. Bir gezi ancak bu kadar güzel anlatılır. Anlatım resimlerle desteklenmiş. Tasvirler çok güzel.
Ancak; biz yobazları İran'da değilde keşke kendi ülkemizde arasak. Çok daha kolay ulaşırız. Yıllardır boyalı basın bize İran'ı kültür-sanat düşmanı diye tanıttı. Gönül isterdi ki bu yazı dizisini boyalı basın okusun ve utansın.
Saygılarımla.......
01 Ocak 2009 Perşembe 01:35
Unutulmaz GÜnler...
 // Adnan Çiçen
Sevgili amcacım yazıyı görünce bian orda yaşadıklarımız gözümün önünden geçti. Sizinle birlikte oraya gitmek benim için çok güzel bir duyguydu. Daha önce hiç görmediğim için oraları yolda giderken hep kafamda canlandırmıştım. Doğrusu aklımdan geçenlerle gördüklerim çok farklıydı. Çünkü beklediğimden daha güzel şeylerle karşılaştım ve unutmak asla mümkün değil. Şimdi fotoğrafları görünce bile ordaymışım gibi oldum. Yolda yaşadıklarımız güzel anılar orda kaldığımız süre içinde geçirğimiz zaman hakikaten çok güzeldi, ve en önemlisi bütün bunları sizinle birlekte yaşamamızdı. Size sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Umarım birgün tekrar böyle bir yolcuğumuz olur....
15 Aralık 2008 Pazartesi 14:53