İrfan Sarı

İki yangın çocuk

05 Aralık 2007 Çarşamba

Biz seninle çanağı andıran bu yer üstü parçasının iklim cenderesinde yaşayan iki candık.

Baharı en çok biz isterdik ve biz severdik baharın gelmesini.

Kalbimize, bizden ve bahardan kırmızı gelincikler kadar zor renkler vuslat olurdu ve biz yediveren suretler kadar âşıktık buna. Her solan suretimize alelacele bir soluk, bir yaprak kondururduk.

Seklavi tayların toynaklarına kadar isterdik koşmayı. Rüzgâr koşumlarıyla çarpışırdık esen ne varsa yüzüne… Çünkü uçmak özgürlük eyleminden türerdi yeryüzünden gökyüzüne kadar.

Özgürlük aşkın manifestosunda vardır.

Ve özgürlük uğruna acı çekilince aşk olur.

Bir bebenin dünyaya ilk gelişi gibidir vııı derken anlarız onu.

Vaveylasında kaybolduğumuz bir aşkın şafağıdır bu.

İklimleri sıradağlar gibi ayaklarına deviren tanrının bu şafakta nar kırmızısı duruşu kadar beyhude…

İklimleri ayrılık ve bekleyiş olan şafak armonisi mat…

 

Ve bir tek cisim kıpırdamadı yeryüzü sinesinde.

 

Bir tek nefes alınmadı, verilmedi ardından boğazdan boşalarak dışarı doğru hava.

 

Gözler doldu; dolmasına

 

Ama kederinden dondu cam hesabı.

 

Biz bu ayrılığı takvimlerden kopardığımız tarihler kadar okuduk… Dedelerimizin aksakalına sebeptir bıyıklarımızın gür, siyah ve buz tutuşu.

 

Sonra rüzgar, buz tutmuş damlarımızın etrafında yetim kaldı.

 

Uyuz bir kar fırtınası musallat oldu şehrin patikalarına. Yollar ağladı… Kar ağır ağır topraktan yükseldi.

 

Biz dedelerimizin kamburundan kayardık şehre kızaklarımızın altına sürdüğümüz kızgın eriyiklerle ve aşkı şerbet şerbet taşırdık sofralarımıza…

 

Biz lapa lapa yağan kar taneleri eşliğinde yürüyorduk, şehir gittiğine sağır olduğu zaman.

 

“Med-cezir kış

Baharı bekle demiştin usulca…
Kıpırdatmadan bile dudaklarını
Git….
Dediğin
Git dediğin keskin bir kış akşamından beri
Kıpırdatarak dudaklarını
Gel….
Diyeceğin
Gel diyeceğin sımsıcak bir yaz akşamı için
Buz tutan bıyıklarımla
Bekliyorum hala….
Baharı hiç gelmeyen bu şehrin
Meteoroloji istasyonunda…..”

 

Tahmin ederdim gök durulur ve yeryüzü coğrafyaya en olmadık mevsimini sunar…

 

Meğer baharı kirpiğin uzunluğu kadar sanmışız göze…

 

Ondandır beklediğimiz ömrümüz kadar yorgun şarkılar bestelenecekmiş bu bedbaht iklimde…

 

Ama…

 

Biz seninle çalıya çırpıya dönüştürdüğümüz aşkın yangınını çıkardık elbet alevi mavi sularda titreyen…

 

Onun için saatleri bu geceden itibaren bahara kurdum…

 

Bu iklim gelecek, 

 

Bu bahar…

 

Bu kış…

 

Ve sonsuza dek aşk…

Bu yazı toplam 8173 defa okunmuştur
başarı
 // lotüs
sayın irfan sarı yazılarınız çok güzel .Nereden buluyorsunuz bu kadar güzel sözleri sizi kutlarım....
17 Aralık 2007 Pazartesi 10:55
ÇOK AMA ÇOK ETKLİ
 // AHMET KORKUT
SAYIN YAZARIMIZ GURURUMUZ MEDARI İFTIHARIMIZ GERÇEKTEN ÇOK ZAMAN OKUMADIĞIM YAZILARINIZA YEDİNDEN İŞTİRAK ETMEKTEN MUTLULUK DUYDUM VE MUHTEŞEM Bİ ESER YAPMIŞSINIZ ...TEŞEKKÜRLER HALKIMIZI AYDINLATTIĞINIZ İÇİN...
07 Aralık 2007 Cuma 23:29
YORUM
 // O.BÜLBÜL
Sayın yazar sizi tebrik ediyorum.her yazarın her yazının ya da her sanat eserinin bir özelliği öne çıkar,diğer özelliler sönük kalır.yazar veya eser öne çıkan öelliğiyle sanatının doruk noktasına ulaşır.sizin yazılarınızda ifade tarzınız üslubunuz beni o kadar etkiliyor ki kendimi yazının içeriğine bir türlü veremiyorum.başarı dileklerimle...
07 Aralık 2007 Cuma 17:03