Ümit Yazıcıoğlu

Hukuka Saygı

2006-03-27 16:45:53

Kamu hukuku kitaplarında anlatılan ve öğretilen, insanların hak ve hürriyetlerine ait gelişmeleri  üniversitede öğrendiğim yıllarda, Avrupa İnsanhakları Mahkemesi (AİHM) Başkanlarından değerli hocam Prof. Dr. iur. Herbert Petzold beni 1996 yılında Speyer´den Spraßburga birkaç öğrencisiyle birlikte bir öğle yemeğine davet etmişti.

Sohbetimiz sırasında AİHM´nin birkaç hakimi ile de tanışma olanağım olmuştu. Söz özgürlükler konusuna geldiğinde yaptığım ilk tesbit, onların bize söylediği, „biz yıllar yılı özgürlüklerimiz için mücadele verdik. Sadece kendimizinkiler için değil, herkesin özgürlükleri için“ cümlesinden ibaretti. Bu da kimsenin Avrupalıların ağızlarından aşağı huni ile özgürlük akıtmadığını gösteriyordu.

Önemle belirteyim ki, günümüzde hepimizin bildiği gibi hiçbir kimse veya organ, kaynağını Anayasa’dan almayan bir devlet yetkisini kullanamaz. Savcılar da Hak ve Hukukun savunucusu olarak görevlerini yapmak zaruriyetindedirler. Bu nedenle Van C. Savcısı Ferhat Sarıkaya´da yazmış olduğu Şemdinli İddianamesinde bir hukukcu olarak mesleği icabı görevini  yerine getirmeye çalışmaktadır. Zira basında da belirtildiği gibi; Hakkari ili Şemdinli ilçesinde 9 Kasım 2005 günü üç kişinin bir kitabevine bomba atması sonucu işyerinde bulunan üç kişiden birinin ölmesi, diğerinin yaralanması bir diğerinin ise bombacıyı takip etmesi sonucu bu kişinin kaçarak bir arabaya binmesi, işyerindeki kişinin ve vatandaşların takibi sonucu kaçan kişilerin araçta kıstırılması, araçta uzun namlulu silahların görülmesi sonrasında savcı tarafından yapılan keşif esnasında bu kez halkın başka bir şahıs tarafından taranması sonucu bir kişinin öldüğü 4 kişinin de yaralandığı haberleri yer almıştı.

“… Olayların tüm yönleri ile soruşturulduğu, vatandaşların provokatörlerin oyununa gelmemeleri gerektiğini” o günlerde İçişleri Bakanı Sayın Abdulkadir Aksu da belirtmişti.

Şemdinli olaylarının aslında bir provokasyon olduğu ve bazı üst düzey güvenlik görevlilerinin bizzat bu provokasyonları tertiplediği yönünde bilgileri hukuken değerlendiren Sayın Ferhat Sarikaya Van Cumhuriyet Savcısı olarak bir Kuvvet Komutanı hakkında yapılan iddialarla ilgili bilgi ve belgeleri sadece gereğinin taktiri için Genelkurmay Savcılığına göndermiş. Onun bu tutumu görevini bağımsız olarak içra ettiğinden kaynaklanmaktadır.

Dolayısıyla buda gösteriyor ki Van C.Savcısı Ferhat Sarıkaya insana saygının, insanın hak ve hürriyetlerine saygıyla ve hiç bir fark gözetmeksizin hukukun kâidelerinin bütün insanlara ve vatandaşlarımıza eşit olarak tatbik etmekle mümkün olacağına inanıyor olmasından kaynaklanmaktadır.

Fakat  yukarda  bahsini ettiğm Şemdinli İddianamesi nedeniyle Sayın Ferhat Sarıkaya hakkında, basında onun özel hayatıda didik didik edilmekte. Eleştiri sınırları aşılıp ona hakaret boyutlarına varan linç girişiminde bulunulmaktadır. İnsanhaklari savunucusu olan bir bilimadamı olarak Sayın Sarıkaya ya karşı yapılan bu tavrı Avrupadan üzülerek izlemekteyim. Bir C.Savcısının birisiyle ilgili bir iddiayı gereğinin taktiri için bir yere göndermesinin neresi yanlış? Ben bir hukukcu olarak bunu halen anlayabilmiş değilim.

Medyanın ve bazı kesimlerin yoğun talebi doğrultusunda Sayın Adalet Bakanlığımızda C.Savcısı Sayın Sarıkaya hakkında inceleme başlatmış belki de başlatmak zorunda kalmıştır. Buda tavır da Avrupa Ortak Topluluguna üye olmak isteyen Türkiye’ye yakışmamaktadır. Umarım bu yakışıksız inceleme, inceleme aşamasında kalıp soruşturma aşamasına hatta yargılama aşamasına geçmez.

Bu meseleyi analiz yaptığımızda ülkemizde temel hak ve özgürlüklerin, bilhassa düşünce özgürlüğünün ve yargının bağımsızlığının Sağlanamadığını görmekteyiz. Bu durumda görevini adil ve tam olarak yapmak isteyen C.Savcıları ve Hakimlerin biraz zor bulabileceğimiz bir sürece gireceğini işaret etmektedir.

Düşüncenin tehlikesi olmaz. Ama bizde ‘şöyle dersen seni cezalandırırım’ diyor. Böyle bir devlet zorbalaşır. Beni devlet istediği biçime sokamaz. Sokmaya kalkıştığı zaman o ben olmam. Kimse kendisi değildir öyle bir devlette. Devlet herkesin kendisi kalmayı oluşturacak ortamı hukuk sayesinde kurabilir.

Eğer biz ulus olarak İnsan hakları konusunda bir başarısızlıktan dolayı suçluysak, bunun nedeni öğrettiğimiz ideale ulaşmayı başaramamamız değil, hiç utanmadan ulaşmayı denemememizdir.

27. Mart 2006 Berlin
uemit@yazicioglu.de

Bu yazı toplam 9260 defa okunmuştur