Ümit Yazıcıoğlu

Hillary Clinton

11 Ağustos 2012 Cumartesi 15:01

Bugün 11 Ağustos 2012  Sayin Hillary Clinton Türkiye’yi ziyaret edeçek. Bu ziyaretin Suriye’deki ve ortadoğudaki son gelişmelerden kaynaklandığı açık. Kürt sorununun Suriye'deki gelişmelerle birlikte artık bölgesel bir karakter kazandığı malum. UluslararasI ilişkiler bağlamında ortadoğudaki gelişmeler değerlen-dirildiğinde  Kürt sorunu  sadece Türkiye'nin sınırları içinde olan  bir sorun değildir. Kürt meselesi artık Türkiye'nin bir sorunu olmaktan çıkmıştır. ABD'nin AB'nin, NATO'nun Kürt sorunu vardır. Bizim amacımız barışçıl bir zemin oluşturarak, Kürt sorununun diyalog yoluyla çözülebilmesini sağlamak olmalıdır, düşüncesindeyim.

Sayın Hillary Clinton,

Kürt sorunu, tarihsel, siyasal ve sosyal boyutları olan, Osmanlı İmparatorluğundan Türkiye Cumhuriyeti‘ne devredilen bir sorundur.

Günümüzde bu sorun aynızamanda 24 Ekim 1945'te dünya barışını, güvenliğini korumak ve uluslar arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak için kurulan Birleşmiş Milletlerin‘de sorunudur.

Kürt sorunu’nun polisiye tedbirlerle, dağda savaşmayla, tutuklama ile çözülemeyeceği açık ve net bilinen bir gerçektir.  Geçenlerde  New Statesman’da yayınlanan makalenizde belirttiğiniz ğibi ‚‘‘Amerika, dünyanın yeni, karmaşık, jeopolitik problemlerini çözmek için alışılmışın dışında bir takım diplomatik, sosyal, ekonomik ve siyasi güvenlik araçları geliştiriyor‘‘. Öyleyse ABD'nin Kürt sorununu Birleşmiş Milletler Cemiyetine taşıyarak orada Türkiye‘yi de bağlayan uluslararası hukuk ilkelerine anlaşma ve sözleşmelerine uygun olarak, çözmesi ğerekir.

Sayın Hillary Clinton,

Roboski katliamı son yılların en büyük yargısız infaz vakasıdır.  Barış ortamında ve alanlarında, askeri çatışmalarda taraf olmayan, bunun için kullanılmayan sivillere karşı yönelik her askeri eylem bir terör eylemidir. Bu tür eylemi devlette yapsa, örgütler de yapsa terördür.

Diğer taraftan "Kürt" sorununun, "Kürt" kelimesinin getireceği sorunlar olarak algılanması ve ısrarla güneydoğu sorunu, terör sorunu, ekonomik sorun olarak adlandırılmak istenmesi "Kürt Sorunu" nun inkarıdır.  

PKK de bizlere anlatıldıgı gibi, üç beş çeteci ve çapulcu değil, bir gerilla ordusu. 28 yıldır Kürdistan dağlarında süren bir gerilla savaşı veriyor.  Gerilla savaşları konvansiyonel orduyla, konvansiyonel savaş metotlarıyla kazanılamaz.

Terör ve savaş konusunda, neticelerin ötesinde sebeplere ulaşıp, sebepler nötralize edilmedikçe bu kirli savaş bitmeyecektir. Şiddetin her türlüsü şu an durdurulmalı ki Kürt halkının isteklerini yansıtan bir çözüme ulaşılacak siyasi diyaloğa başlanabilsin.

Sayın Hillary Clinton,

Diğer önemli bir gelişme, Maliki Irak’ı idare ve kontrol edemiyor. Tarık Haşimi olayından sonra Bağdat ile Ankara arasındaki ilişkilerde bozuldu. Türkiye’nin komşularıyla ilişkilerinde eskiye nazaran kötüleşme var. 

Eğer Suriye Devleti yıkılçaksa, ortadoğuda yaşayan Kürtler akdenize kapı açabileçekmi? Meselenin özü bu soruya uluslar arası çözüm bulmakta yatmaktadır. Dişişleri Bakanı bulunduğunuz Amerika Birleşik Devletleri ortadoğudaki problemleri diplomasiyle çözmek istiyorsa ortadoğuda yaşayan Kürdlerin akdenize sorunsuz ulaşması sağlanmalıdır.

Suriye'de bir iç savaş yaşanıyor. Sorun bu iç savaşı tarafların nasıl algıladığıdır. Olan biteni düzen içi iktidar mücadelesiymiş gibi algılayanlar, gerçeği kavramış değillerdir. Savaşın namusu olduğunu sananlar yanılır. Hele emperyalizmin ne vicdanı vardır ne kin-i sadece çıkarları vardır.  Bu iç savaşın daha da ilerlemesini engellemeliyiz.

Sayın Başkan Esad, muhaliflerine karşı ülkesinde mevzi kazanırken, Esad’ın ilerlemesini durdurmak için TSK’yı Suriye’ye sokmak doğru değildir. Zira Türkiye’nin Suriye’ye girmesi ortadoğuda büyük sıkıntıların doğmasına sebep olur. Türkiyeyi bir iç savaşa sürükler. Kürt ve Türk halkı çok uzun süredir acı çekmeye devam ediyor. 55 binden fazla kişi 1984 den bu ana kadar fiziken imha oldular. Bu şiddeti durdurmalıyız. 

Bu yazı toplam 7699 defa okunmuştur
ABD çıkarlarına hizmette kusur etmeyen parti
 // Zemzeme Demirel
ABD Dışişleri Bakanı geldi ve Ortadoğu'daki ABD çıkarlarına hizmette kusur etmeyen partiye bir köy kahyasının, yanaşmalarına nasıl emir ve talimat veriyorsa, aynısını yaptı..

İstek şu: Nasıl, 1991'de Irak'ın Kuzeyin de 36. Paralel tesis edilerek bir Kürt bölgesi meydana getirildiyse, şimdi tıpkısı, Suriye'de de yapılacaktır.....
17 Ağustos 2012 Cuma 23:42
Türkiye ve Kürdistan
 // Cahit Seydaoğlu
1980’li yıllardan itibaren Türkiye’deki yönetimler açıktan evet demeseler bile Kürdistan’a göz kırpmaya başladılar. - İlk adımı Özal attı; “ABD bunu dayatıyorsa, karşı çıkmanın anlamı yok, Türkiye de işin içinde olsun” zihniyeti yavaş yavaş örtülü bir biçimde yaygınlaştı. - Bazı siyasal partilerin ve TSK’nin karşı çıkışları rahatsızlık yaratıyordu; bu gibi engeller bertaraf edilmeliydiler. - Türkiye’de Cumhuriyetin değerlerine, Atatürkçülüğe ve Lozan’ın kazanımlarına arka çıkanlar ise yoldaki diğer engellerdi. 1990’lı ve 2000’li yıllar, Kürdistan ve Ortadoğu’nun yeniden yapılandırılmasının önündeki engellerin temizlenmesi ile geçti. Bugün gelinen noktada, Kürdistan’ın artık kaçınılmaz olduğuna inanan oldukça geniş bir kesim oluşturuldu....
13 Ağustos 2012 Pazartesi 15:31
Yiyorsa..
 // Roni
\"\"Dişişleri Bakanı bulunduğunuz Amerika Birleşik Devletleri ortadoğudaki problemleri diplomasiyle çözmek istiyorsa ortadoğuda yaşayan Kürdlerin akdenize sorunsuz ulaşması sağlanmalıdır.\"\"
Yıllardır Mersin ve Adanaya yapılan bilinçli kürt göçlerinin bir işe yarayamayacağını anladınız sanırım bu yüzden Abd\'den Akdeniz kenarında toprak istiyorsunuz. Toprak isteyerek alınmaz, savaşılarak alınır.. Yiyorsa tabiiii.......
13 Ağustos 2012 Pazartesi 13:40