Özgür Amed

Hele 2 kilo dil ver paketten...

15 Eylül 2013 Pazar 17:39

Yüksek müsaadenizle az biraz geriye gidelim.

Birkaç yıl önce yine bir seçim arifesi. İtiraf etmek gerekirse Kurdistan seçim geceleri çok güzel oluyor. Kazanılan her oya bir delilo, kazanılan her belediyeye iki çepık atıyoruz. Verimli Hilal havzası ‘çal keke çal’ felsefesine gebe olduğu günlerden beri bu durum devam ediyor.

İşte o günlerden biri yine! Yer Amed sokakları…

DTP seçim başarısı göstermiş. Seçimler iyi gitmiş, millet kendini dışarı atmış. Kornalar, Oremarê Bilind e’ler ve daha neler neler. Bir haber kanalı araba camından kafasını uzatmış abêmize sorduğu soru şu: “Görüşlerinizi alabilir miyiz? Nasıl gidiyor? AKP'ye ne oldi?”

Korna seslerinden soruyu sadece son kısımdan zorlukla yakalayan abê, cevabı yapıştırmıştı:

"AKP pox oldî poox…"

Videosu hala mevcut. Dolaşımdadır…

Ünlü düşünür Çomskî, bu abênin değerlendirmesi için “İktidarı Anlamak” adlı eserinde uzunca analiz yaptıktan sonra “Evet, doxrîdir” diyecekti. Özetle sönen ampulün yeni bir ışık istemediğini, entelektüel aklın kendini yeniden kurucu unsur olarak dayatamayacağını söylüyordu. En azından ben öyle anladım. Bilemiyorum, kitabı da okumamış olabilirim. Neyse…

Meseleye ve meramıma biraz daha açıklık getireyim.

Çünkü bu meselenin bir geçmişi var…

Konu nerden ve nasıl açıldıysa bir ara dedem ile köy ve mimari meselelerine girdik. Kardeşim fırsattan istifade ilginç bir soru sordu. “Siz ilk tuvaleti köyde nasıl yaptınız? Nerden aklınıza geldi? Yoksa sizden öncekilerin bıraktığı bir sistem miydi şuan köyde dışarıda olan yerler?”

Dedem durdu…

Uzunca bir iç çekti… Kalktı pencerenin önüne gitti. Cebinden zincirli saatini çıkarıp baktı. Bir süre Farıs’tan “Mirin xweştir ji vî halî” diye mırıldandı.

Geldi tekrar aynı yere oturdu. Bize acı gerçeği anlattı sonra. Ağladık…

Şimdi köyün doğal ortamı ve insan-ihtiyaç-ekoloji hiyerarşisindeki sorumluluklarımız ve ne yaptığımıza girmeyelim. Malum hepimiz bir şekilde işimizi hal ediyorduk.

İşte bu hal û ahval içinde bir gün askerler bizim köye gelmiş. Yakmak için değil tabi.

O aralar “hareket” yok.

Oturmuşlar, sohbet çay şu bu derken sanırım komutan lavaboya gideceğini söylemiş.

Ee bizim mêro alafranga yer bekliyor sanırım. Sormuş tuvalet nerede diye?

Dedemler ona tepenin ardını göstermiş! Kêfen bax birêminî eleminyom ayağı çekmişler.

Buyur git işini yap, etrafta da taş maş var şey edersin zaten diyerek tembihlemişler.

İşte bu olaydan sonra komutan onlara sohbet arası diyor ki “Yaw siz neden falan yeri kazmıyor ve orada düzeneği oluşturup, etrafı da kapatıp modern bir tuvalet yapmıyorsunuz? Hem bir kanal oluşturun. Orada da biriktirip başka yere yönlendirirsiniz”  falan û bêvan…

Rönesans döneminin sanat yapıtlarından çokça etkilenen, barok mimaride ileri aşamalar kat eden dedem ve arkadaşlarının kafasına yatmış öneri, hemen işe koyulmuşlar. Sistem oluşturulmaya başlanmış. Kazılar bitmiş… Açılışlar yapılmış. Hunharca tuvaletlere akın edilmiş…

Sevgili dostlar, demokrasiye inanmış ve bu uğurda kendini adamış güzel arkadaşlar!

Din iman, ekmek musaf çarpsınki devletin bizim köyün tarihine tek katkısı aha bu komutanın yaptığı öneridir. Talancı Asur medeniyetlerinde izlerini aradım, vahşi saldırıları anlatan belgesellere baktım! Başka hiçbir şey yok! Devletin xêrî dokunmamış yani…

Sen kalk sabah akşam övün ben öyleyim böyleyim de! Ama gerçek bu…

Tabi bu durum ideolojik bir kırılma yaşattı bende! Devletin hele de militarizmin işe yaradığını ilk defa görmüş oldum. Hangi işlerde aklının yattığını ve fikir sahibi olduğunu da deneyimledim.

Zaten dedem meseleyi anlattıktan sonra bir ömür bize yetecek özeti de geçmişti: “Devlet işleri poxtandır” demişti…

İki farklı zaman ama aynı ruh! İşin özü değişmiyor…

Şu aralar ölümpiyatlarla ile kafayı bozan ve insan öldürmekten asıl sorumluluklarına dönemeyen, ödevlerini yapmayan hükumet, KCK’nin “Çekilmeyi durdurduk” açıklaması ile şöyle bir titredi. Zaten unuttuğu ve tamamen teslim ettiği qeşmerimsi akıllar ve kalemler üzerinden yürütmeye kalkıştığı, ciddiyetsizliğin dibine vurduğu müzakere sürecinde kendince yine Kürt hareketini oyalıyor. Tek amacı seçimlere “kanı durduran” parti olarak girmek olan Erdoğan, yalvar yakar başlatamadığı Suriye savaşı da elinde patlayınca geriye sarılacak tek koz AKP’nin “derin” dondurucularında beklettiği ve her lazım olduğunda çıkarıp ısıttığı “Demokratik Çözüm Paketleri” kaldı.

İçine soslu makarna, sabun, şeş û beş bir dil, az Arınç ağlaması koyarak paketler hazırlayan AKP, Amedli yaşlı bir amcanın “Zıqqım var o paketlerde” dediği yere geldi yine. Hani oruç aylarında bazen bir torbaya her üründen bir çeşit atılıp öyle paket yapılıp insanlara dağıtılır ve geri kalan 11 ay ne yaptıkları önemsenmez ya, o mesele işte. AKP’nin de anlayışı aynen bu! Demokratik paket dediği şeyin içinde yarım gram insan hakkı, 1 kilo cezaevi düzenlemesi, 5 kilo kamu şeysi, 2 kilo nimet ve benzer şeyler var. Vicdanını tatmin ettiği için ve halkında ondan çok razı olduğunu düşünür. Devlet aklı böyledir, dedemin ifade ettiği bir iştir. Araba camından kafasını uzatan abênin ifadesi ise değişmez “sonuç”tur. Şuan bizi bekleyen durum budur yine. Çünkü padişah hazretleri bu hafta “bol sürprizli” dediği demokratik paketleri açıklayacak. Pakette başta Mısır, Somali ve Senegal halklarına dönük çeşitli düzenlemeler olacağını tahmin ediyorum. Kurdistan’ı ilgilendiren bir şeyler var mı bilemiyorum. Şunun şurasında olmayan paketlerin ve süreçlerin geleneğinden gelen nesiliz. 

İsviçreli bilim adamları ile yaptığım ön araştırmalar neticesinde paketin tuzlu olduğunu saptadık. Dış görünüşü alıcı için uygun bir izlenim bırakırken içini açtığınızda naletyus bir gerçeklik bizi bekliyor. Balonlar güzeldir. Uçarlar. Severiz onları… Uçma eylemine hayranlık duyarız. Ama her uçan şeye de kanmamak lazım. En çok ve uzağa uçan balonlar içi en çok boş ve gazı en bol olan balonlardır.

Şimdi bu önemli bilimsel veriler ışığında o arabadaki abêye tekrar soralım:

“Görüşlerinizi alabilir miyiz? Nasıl gidiyor? Balona ne oldi?”

Sen söyle dede! AKP’nin bu paket maket ayaxlarî nasıl işlerdir?

Bu yazı toplam 13836 defa okunmuştur
Ekolojik Sistem
 // Ekolojik Sistem
Amed Sanat Sokağını (Zabıtaları öldüren esnafa) Cafelere peşkeş çeken Belediyecilerimiz Hani Ekolojik Sistem Sanat sokağında Ağaç bırakmadılar Nie Bu Kadar İradesizsiniz Nereye Qeer şehitlerimizin kanıyla siyaset yapacaksınız ??? özgür amed bişeyler yap...
23 Eylül 2013 Pazartesi 11:19
güzel olmuş
 // selahaddin cizreli
Yazı gerçekten güzel olmuş takdir etmek gerekir. Devlet ile halk arsındaki ilişkiyi güzel bi rbiçimde açıklamış. Yalnız insanların çoğunda olduğu gibi bizde de aynı sorun var. Birileri iyi veyA KÖTÜ BİR şeyler yaptığında niye bizim için de yapmıyor veya bize de yaramıyor.Biz hakkımızı böyle aramamıuz doğru değil kimin için ne yapıyorlarsa yapsınlar ama hakkımız istiyoruz dememiz gerekiyor.''Pakette başta Mısır, Somali ve Senegal halklarına dönük çeşitli düzenlemeler olacağını tahmin ediyorum. Kurdistan’ı ilgilendiren bir şeyler var mı bilemiyorum.'' MIsır için ne yapıyorsa yapsın ama biz hakkımızı istiyoruz dememiz gerektiğini düşünüyorum. Buna rağmen yazı çok güzel olmuş....
18 Eylül 2013 Çarşamba 09:18
devlet- makarna ve kömür döngüsü
 // 4 yıllık devrimci
bu sığ politikalı devlet var oldukça sen aç kalmazsın heval:))) sana malzeme çokkkk.......
17 Eylül 2013 Salı 09:27