İbrahim Genç

HDP’nin Gülüşü, AKP’yi Geriyor!

25 Nisan 2015 Cumartesi 09:45

HDP’nin seçimlere parti olarak girecek olması, başta AKP olmak üzere birçok çevreyi kızdırdıkça kızdırıyor. Demokratik ve eşit bir yarış önünde örülen anti-demokratik uygulamaları eleştirmek yerine öfkeden deliriyorlar, bağırıyorlar. Muhakkak çevrenizde bu tiplere rastlayacaksınız. Koşulsuz biat ettikleri efendilerine HDP’nin sallayacağı falçatanın efendilerinin karizmasını fena çizeceğini çok iyi biliyorlar. Burada işi eğlenceli kılan nokta, HDP’yi eleştirenlere karşı muzip bir tavırla verilen cevap: “Korkunun ecele faydası yok!”

Aslında Erdoğan’ı tek adamlığa-başkanlığa motive edenler de bu türden tipler (Burada kastettiğim halk değil, iktidardan nemalanan küçük bir kesimdir). Kendilerini o kadar değersiz görüyorlar ki (keşke demokrasiye inansalardı da ‘birey’ olsalardı) tüm değerleri-erdemleri Erdoğan’a yükleyip büyük bir hipnozla ona bağlanıyorlar. Böyle olunca da Türkiye’de tasarlanan “tek adam-milli şef” anlayışını yadırgamıyorlar. Bunlara bir Kemalist “Atatürk olmasaydı bugün…” derse hemen “Her şeyi ona bağlamayın” cevabını yapıştırırlar. Bunlara biri de herkesi kapsayan demokrasiden ya da diğer partilerden bahsetse hemen “Erdoğan ve AKP olmasaydı…” diye söze girerler. Sosyal devlet, adalet, halk vs. gereksiz bir ayrıntı olur; sadece “milli şef” kalır akla.

Gülen bir HDP

Tabii öncelerinin çekimser hevesi bugün tutkulu bir hal aldı. “Başkan olacağım, olacağım” inadı… Hal böyle olunca da tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanlığı makamı bir anda HDP, CHP ve MHP ile rakip hale geliyor. Şehir şehir dolaşıp “En az 400 milletvekili istiyorum” diyor. Aç tavuk kendini buğday ambarında sanırmış ya, öyle bir durum var. Ama HDP diye bir parti çıkıyor ortaya. Herkes şoka giriyor. Lideri tek bir şey söylüyor: “Seni başkan yapmayacağız.” O anda buğday ambarı hayal oluyor ve kitap kalem hesaplar tekrar tutuluyor. “HDP barajı geçemez. Geçmemeli. Ya geçerse?” derken bir terleme alıyor onları, stres başlıyor. HDP’yi küçümsüyorlar ama olmuyor. Her yerde HDP HDP HDP… 

AKP ve hatta diğerleri nasıl korkmasınlar ki! HDP, milletvekilleri adaylarını açıklıyor. Toplumda inanılmaz bir coşku. Gazeteler, televizyonlar tek tek adayları değerlendiriyorlar. “Tekçi” zihniyet mümessilleri de şokta: “Yahu bu kadar farklı kesimleri bunlar nasıl bir yerde buluşturabildi?” Sonra HDP seçim bildirgesini açıklıyor. Yine medya organları canlı olarak yayınlıyor. Özgürlük, eşitlik, adalet temelli “Yeni yaşam” anlatılıyor. Tüm projelerin merkezinde “önce insan” şiarı var. Zaten bu oldu mu gerisi kolay olsa gerek!

Sanırım ilk defa oluyor. HDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ seçim bildirgesini birlikte açıklayarak adeta kadın-erkek eşitliğini somutlaştırıyorlar. Salon cıvıl cıvıl… Eşbaşkanlar rahat, yüzleri gülüyor. Demirtaş’ın esprileri, Yüksekdağ’ın cuk oturan cevaplarıyla renkleniyor. İki gün önce de sayın Yüksekdağ, kadın seçim bildirgesini açıkladı. Kadınlar rengarenk. Şarkılar söyleniyor, halaylar çekiliyor. Bu HDP’liler var ya bu HDP’liler! Sanırım bu güleç yüzleriyle muktedirleri ve uşaklarını daha çok sinir edecekler. Seçim şarkıları da güleç sözcüklerle örülü. Dinlediğinde adeta bir derbi maçındasın ve kolunu yoldaşının omzuna atıp zıplamak gelir içinden. “Biz’ler HDP, Biz’ler Meclise” şarkısından bahsediyorum.

HDP gülüyor, AKP geriliyor

HDP toplumda karşılık buldukça özellikle AKP’liler tedirgin oluyor. Yanına sokuluyorlar “HDP barajı geçemez” dedikten sonra “Peki sence geçer mi?” sorusuyla tedirginliklerini deşifre ediyorlar. Onlara, “HDP’yi barajı geçip geçmeme üzerinden sınayacağına darbe yasalarının ürünü olan % 10’luk anti- demokratik barajı eleştir” dediğinde susuyorlar. Öyle zavallı bir noktaya geliyorlar ki seçim barajını “istikrar bozulmasın” diye getirdiklerini söyleyen darbecilerle aynı söylemde buluşuyorlar. Gerçi bunu söylediğimde bir AKP’li ne güzel itiraf etmişti: “Evet yaw, biz yıllarca YÖK’e de karşı çıktık ama iktidarı ele geçirince YÖK’ün bir numaralı savunucusu olduk.” Tam da mesele budur! Sonra da başlıyorlar her platformda HDP’yi itibarsızlaştırmaya, hedef göstermeye...

Öyle ki eski İçişleri Bakanı Efkan Ala “Temmeni ederiz ki halk HDP'yi barajın altında bırakır. Bu da bizim siyasi temennimizdir.” diyebiliyor…

Eski Adalet Bakanı Bekir Bozdağ “HDP seçime sokulmak suretiyle AK Parti'nin güçlü iktidarını Türkiye'nin siyasi istikrarının önü kesilmek istenmektedir. Uluslararası çevreler onların Türkiye içindeki işbirlikçileri kazan kazan politikası uygulayarak Türkiye'nin önünü yolunu kesmek istiyorlar.” diyebiliyor…

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç “Sayın Cumhurbaşkanı halktan 400 vekil istiyor, ben 399’a razıyım ancak son durum farklı bir tablo gündeme getirebilir. Ben Selahaattin Demirtaş’ın bir proje olduğunu daha önce söylemiştim. HDP’nin yüzde 12 alması ihtimal dahilinde. Eğer böyle olursa, HDP bugüne kadar CHP ve MHP’nin yapamadığını yapmış olur, Ak Parti, umduğu vekil sayısının altında kalabilir. Bugüne kadar 330’ların altına hiç inmedik, bu durumda bu sayının altında kalmış olabiliriz. Bu da yıpranmamıza yol açabilir. Korkuyoruz. Demirtaş projesinin temeli budur, bence bu gerçekleşmez ama bir ihtimaldir.” diyebiliyor…

Tabii halk, Ağrı provokasyonuna rağmen artık yemiyor. Orada da provokasyonları örtmek için hiç de alışık olmadığımız şekilde devlet kurumları üst üste açıklamalar yaptılar. Yaptıkça da birbirileriyle çeliştiler. Öyle ki Başbakan yardımcısı Yalçın Akdoğan “Bir tarafta baskıyla oy toplayacaksınız, öbür tarafta da farklı bir imaj üretmeye çalışacaksınız.” derken bizzat çatışmanın yaşandığı yerin en yakın yerleşim birimi olan AKP’li köyün muhtarı “Bize baskı yok, rahatlıkla AKP’ye oy veriyoruz, kimse bize baskı yapmıyor” cevabıyla Akdoğan’ı da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da yalanlıyor.

Devran değişti AKP’li hevaller, bu sefer işiniz hiç de kolay değil! Bol stresli bir sürece hoş geldiniz! HDP’de havalar nasıl dersiniz?

Hayat devam ediyor, yarını yaratan ümitvar gülüşlerle!... 

Bu yazı toplam 4929 defa okunmuştur