İbrahim Genç

HDP: Bir Partiden Daha Fazlası

02 Mart 2015 Pazartesi 13:56

Barcelona futbol takımı sadece benzersiz oyuncularıyla sergilediği başarılardan dolayı böyle ilgi çekmiyor. Eğer sadece sahadaki başarı yeterli olsaydı o zaman bu yazıda Real Madrid ya da Bayern Münih’ten de bahsedilebilirdi. Oysa burada özellikle İspanya’da uzun yıllar baskı altında kalan Katalan halkını temsil eden Barcelona’yı konuşuyorum. Çünkü Barcelona Katalan halkının istediği özgürlüğü temsil eden demokratik bir kulüp imajı oluşturduğu gibi çocuklar için yaptığı Unicef anlaşmalarıyla da insani çabalara yardım edebiliyordu. İşte bu yüzden Barcelona kulübü için "Més que un club" (bir kulüpten daha fazlası) diyoruz.

Siyasette “daha fazlası” olabilmek

Bugün Türkiye’de de göründüğünden daha fazla değeri temsil eden kurumlar, partiler, takımlar vardır şüphesiz. Bunun ölçüsü; verilen mücadelenin ya da elde edilen başarının insani, özgürlük ve demokrasi boyutunda yarattığı etkidedir. Sizin mücadeleniz, umutları kırılan bir halkın gözlerinde umutlar yeşertiyorsa eğer, cesareti kaybettirilen sınıflara güç aşılıyorsa eğer, çaresizliğe mahkum edilmişlere yeni bir yaşam için el ele vermeyi haykırıyorsa eğer… O zaman işte, “-dan/-den daha fazlası” diyebiliriz.

Bu noktada toplumların ve ülkelerin geleceğinde bir belirleyen olarak siyasal partilerin “daha fazlası” olması gerekir. Bugün Türkiye’de onlarca siyasal parti var var: CHP, AKP, MHP, DSP, BBP, HDP, LDP… vs. Zaman tünelinde birçok oluşum, kuruluş, parti gördük. Bazıları kapatıldı, bazıları kendini fesh etti, bazıları da varlıkları ancak tabelada anlaşılabilir hale geldi. Türkiye’deki birçok partinin genel eğilimi ülkenin menfaati adına (!) statükoyu savunmaktı. Bu alanda Kürtlere karşı yek vücut içinde oldular hep. Kendi aralarında büyük kavgalar olduğunda bile söz konusu Kürtler olunca hemen kutsal bir ittifak oluşturabiliyorlardı. Yakın zamanda AKP döneminde de oy pusulalarının birleştirilmesi ve hazine yardımı konusunda bu tutumu gördük.

HDP, bir partiden daha fazlası

İşte buradan yola çıkarak; eksiklikleri sıralayabilirsiniz, sizi ulusal-inançsal-demokrasi açısından tatmin etmediğini söyleyebilirsiniz ama Türkiye’nin katı merkeziyetçi-militarist-anti-demokrat- statükocu-tekçi yapısına karşı en büyük mücadele onlarca yıl Kürtler ve Kürtlerin öncülüğünü ettiği partiler tarafından verildi. Kürtler, değişen dünyanın koşullarına da adapte olarak her dönemde bir sıçrama yaparak hem tabanını genişlettiler hem de diplomatik açıdan bir kabul gördüler. Bugün de yüz yıllık mücadeleden sonra taban öyle genişletildi ki tüm Anadolu halklarına, emekçilere, kadınlara, gençlere seslenen bir çatı kuruldu. Bu çatının adı; bir arada yeni yaşamı yaratmak için kolları sıvayan HDP’dir.

HDP, geçilen zorlu süreçlerden sonra radikal demokrasi vurgularıyla “yeni yaşam” kararlığını pratikleştirmeye çalışıyor. Bununla; başta Kürt halkı olmak üzere tüm halkların ulusal özgürlüklerine kavuşturmak, emekçilerin sırtında şaklayan kapitalizmin acımasız kırbacını yok etmek, din-etnik-statü gibi farklılıkların birbirini kesmeden bir arada yaşaması kültürünü yaratmak ve hiç kimsenin birbirini ötekileştirmeden herkesin yan yana yürümesi için gayret sarf ediyor. Başta da dediğim gibi, her açıdan eleştirebilirsiniz ama HDP’yi klasik bir siyasal partiyle yan yana koyamazsınız. Bu sebeple HDP, bir partiden daha fazla şey ifade ediyor. Bunun için daha özgür bir yaşam ve demokrasi için HDP’nin yanında yer almanın gerekliliği her gün biraz daha ortaya çıkıyor.

HDP’dense her aday kıymetlidir

HDP, bir partiden daha fazla şey ifade etmesini şüphesiz verilen mücadeleye ve bunun emektarlarına borçludur. Öyle zor zamanlar yaşandı ki o günlerde bile sahneye çıkma cesareti gösteren siyasetçiler, devrimciler gördük. Bugün büyük oranda zor günler aşıldı. Ama özgürlük, demokrasi mücadelesi hiçbir zaman bitmedi. Onlarca yıldan beri süregelen bu mücadeleye omuz vermek için bugün HDP seçim bürolarında olağan dışı bir yoğunluk yaşanıyor. Birçok ilde, her kesimden değerli insanlar HDP milletvekili aday adayı oluyor. Birçok insan, HDP’de yer almayı kendisi için vazife olarak görüyor. Bu tür şeyler bir övünç vesilesidir şüphesiz.

Tabii HDP milletvekilliği aday adaylığına onlarca kişinin başvurması olağan bir durum olmadı şu ana kadar. Çünkü büyük zorluklar yeni yeni aşılıyor. Böyle olunca da bazı çevreler, HDP’den aday adayı olanlara saldırmaya başladılar. İşin üzücü tarafı, Kürt hareketinin yıllardan beri tanıdığı bazı aydınların bile kendilerince “milletvekili aday profili” belirleyeyim derken herkesi dışarıda bırakma gayreti içine girmeleridir. Bu halkın mücadelesini ya da değişim eğilimini kendi tekellerinde sanıyor olmalılar ki kimin aday olup olmayacağını belirlemeye kalkıyorlar. Oysa biraz olsun bu “Yeni yaşam” kavgasının büyümesi isteniyorsa eğer, bu ilgiden herkes mutlu olmalıdır ve kimse kimsenin cesaretini kırmaya çalışmamalıdır.

HDP’den aday adayı olan herkes kıymetlidir. Bu kadar… Çünkü milletvekili olsa bile devletin ceberut yüzünün her an devreye girebileceğini, sabah akşam dağ bayır demeden koşturmak gerekebileceğini, başta Kürt halkı olmak üzere tüm halkların demokratik halkları için büyük bir mücadelenin verileceğini herkes çok iyi biliyor. Dolayısıyla HDP’den aday adayı olan herkes değerlidir ve cesaretlidir (İstisnalar varsa da bunu çözecek olan parti iç organlarıdır). Ki ben de tüm adayları bu cesaretlerinden dolayı tebrik ediyor, başarılar diliyorum. Bu süreçte “pasta küçük taliplisi çok” gibi saçma sapan bir anlaşmazlık varmış gibi bir hava yaratacak tartışmalardan uzak durmak gerekir.

Toparlamak gerekirse; “HDP, bir partiden daha fazlası” olduğu gibi “Her vekil aday adayı kıymetlidir”.

Not: Yaşar Kemal; büyük bilge, halkların ozanı, sözün ustası… Nasıl bir tesadüftür ki halkların barışı için önemli bir adımın atıldığı gün sen o güzel insan o güzel atlara binip gittin. Barıştan ve özgürlükten yana olan halkların başı sağ olsun.

Bu yazı toplam 9829 defa okunmuştur