Necip Çapraz

Hasım mı, hısım mı?

2006-01-05 21:35:52

Kuzey Irak’ta yaşanan her gelişme medyamız ve kamuoyumuz tarafından dikkatlice izlenmektedir. Bunu askeri ve sivil istihbaratımız da çok yakından takip ediliyordur. Bu komşumuzdur, Kürt kardeşlerimizin soydaşlarıdır, hısımlarımızdır. İzleyelim ve ne olacak diye sonucunu bekleyelim diyenler, hümanist yaklaşım gösteren insanların sayısı çoğunlukta olmasına rağmen…

Bir kısım medya kuruluşlarının haber bültenleri, yorumcuları ve köşe yazarları ise tam tersi bir istikamette ve söylemleri kabul edilecek cinsten değil.

Nedense Irak’taki insanların hayatlarının refaha ulaşması için yaşanan her olumlu gelişme kıskançlıkla ve hakaretlerle dillendirilmektedir.

Bunu özellikle medyadaki bazı yazarların tartışma ve eleştirme adabı dışında yorumlanması, yazılması bölge halkının tepkisini çekmektedir. Bu yazarlar ve bazı diğer zihniyetler hem kardeşlikten bahsediyor, hem de Kürtlere mal olmuş bazı değerlere de ölçüsüz saldırıyor.

“Kürt” denen her gelişmeye, olaya, değere ve Kürtlere mal olmuş lider şahsiyetlere, yazarlara ve politikacılara ağza alınmayacak küfürlerle saldırılıyor.

 

“Hor görme” alışkanlığı özelikle sağdan-soldan saldırılarla devam ediyor.

Ancak tartışmaların ve eleştirilerin hakarete varması bölge halkını. Dolayısıyla, bu Kürtleri dargınlık psikolojisine sürüklüyor.

Bölücülük yapmak tek taraflı değildir. Çift taraflıdır. Yani bardağın yarısı boşsa, diğer yarısı doludur. Dünyada yaşayan hiçbir Kürt’ün başarısı nedense olumlu karşılanmıyor. Yani tek taraflı olarak Kürtlere saldırı var.

 

Ne kadar Türkleri ve Türkiye’yi eleştirmek bölücülükse, Kürtlere saldırmakta bölücülüktür.Tek taraflı bir saldırıdır.

 

Bunlara göre Kürtler hep ezilmeli,yok sayılmalı,onların   

özgürlük,demokrasi,okuma bilim adamı olma hakları yoktur. Kürt kelimesi bunların zihniyetinde hala bir ulus veya dünyanın bir gerçeği olarak kabul edilemez.Ayda da olsa o Kürt mutlaka bölücüdür,başı ezilmelidir.

Taa Amerika’daki Kızılderililere bile “Türk” diye sempatiyle bakarlar ama yanı başındaki Kürtleri görmezden gelirler.

Mesela Internet Haber’deki bir yazarın Kuzey Irak ile ilgili bir yorumunda Türkiye Cumhuriyeti’ni göreve çağırarak Bölgede kendi planlarını yürürlüğe koymalı ve bu terör yuvalarını derhal dağıtmalıdır. Buna Irak’ın kuzeyinde kurulmaya çalışılan uydu devlette dâhildir. Derhal bu terör devleti dağıtılmalıdır. Eğer bunu yapmazsak gelecekte Türkiye’nin önüne çok daha ciddi tehlikeler çıkacaktır. Bir atasözümüze kulak vermek lazım. “Yılanın başını büyümeden ezeceksin”(KÇ)

Burada yıllardır çile çeken Kürtlerin derhal ezilmesi isteniyor.Burada yaşayan milyonlarca çoluk çocuk bu yazara göre yılandır ezilmelidir, mantığı yer almıştır.

A.Z. Star Gazetesi’ndeki bir yazısından bir alıntı yapan Ortadoğu Gazetesi yazarlarından İ.Ü ise, “ Peter Galbraith'in (halen Barzani ve Talabani'nin danışmanlığını sürdürüyor) son yazılarından birine dayandırıyor. Galbraith o yazısında şunları söylüyordu:
"Türkiye'nin, kuzeydeki Kürt oluşumuna her geçen gün biraz daha olumlu yaklaştığını izliyoruz. Konuya çok gerçekçi bakıyorlar. Artık ellerinde askeri bir seçeneğin olmadığını kabul etmiş görünüyorlar. Bir askeri müdahale Türkiye'ye uluslararası ambargo konulmasına ve AB üyeliğinin sonlanmasına neden olacaktır. Aksine Türkler, Kürt kontrolündeki bölgeye işadamlarının yatırım yapmasını özendiriyorlar. Tak tak petrol bölgesindeki bir Türk şirketinin petrol çıkarmasını desteklediler. Şu anda Irak Kürtlerinin hemen hepsi AB'ye üye olmaya çalışan demokratik Türkiye'yi ana çekim merkezi olarak görüyor.
Eğer bölünme olursa Kürdistan, Türkiye açısından Ortadoğu'daki Radikal İslam ile arasında güvenlikli bölge oluşturacak. Türkler bu gerçeğin ve tehdit yerine Kürt siyasi yönetimi ile olumlu ilişkiler kurmanın hareket alanlarını
genişlettiğinin farkında."  Fakat Ortadoğu Gazetesi yazarlarından İ.Ü.ise A.Z. den köşesine aldığı bu alıntıdan sonra şöyle yorumluyor, “Ankara böylece yeni Kürt jeopolitiğinin oluşumuna Tel Aviv ve Washington ile katkıda bulunuyor. Bu eğer bir stratejiyse intihar stratejisinden başka bir şey değil.”diyor. Yani Türkiye için olumlu gelişmeleri bile yanlı yorumlayarak kamuoyunun kafasını karıştırıyor.

Yüksekova Belediye Başkanı Salih Yıldız’ın Yüksekova’daki olaylar döneminde Sabah Gazetesi yazarı Y.D. ile yaptığı bir telefon görüşmesi yazarın köşe yazısına şöyle yansımıştı. Salih Yıldız “- Sosyal barış istiyoruz... Bazı insanlar TV'de bize hakaret ediyorlar.
Y.D.- Kim ediyor?

— Bize Apo'nun, Barzani'nin piçleri diye açıkça hakaret ediliyor... Hakaretle bir yere varılamaz... Bak, abim bizi nasıl dinliyor... Onlar da dinlesinler.” Diye bir telefon görüşmesi basına yansımıştı.

Bu yaklaşımlar Türkiye’ye yararı olmayan,sözde stratejik uzmanların birer ürünüdür. Aslında Kuzey Irak’a sahip çıkanların Türkiye sevdalıları olduklarını bilmemiz gerekiyor. Bu soydaşlarımız desteklenmezse gelecekte Saddam gibi başka biri gelir bizlere yine rahat vermez.Hep ölüm ve göz yaşı burnumuzun dibinde devam edecektir. Demokrasi kültürü yavaş yavaş yerleşen bu bölgede ekonomi alanında da ülkemize olumlu yansımaları devam ediyor. Şuan Kuzey Irak’ta ihale alan iş adamlarının çoğu  Türk’tür.Türkiye'den binlerce işsiz, iş bulmak için Kuzey Irak'a gitmiş. Yapılan Kürt düşmanlığını Türklere mal etmeye çalışanlar aynı zamanda Türkiye’nin AB’ye girmesini engellemeye çalışıyorlar.

Gerek Barzani, Talabani ve oradaki halka binlerce küfür edildiğine dair tüm Türkiye’deki kamuoyu ve Türkiye’deki gazete ve TV’lerini yakından izleyen Irak halkı şahittir. Bu saygısızlığa tüm bölge halkının rahatsızlık duyduğunu bilmiyorlarsa zaten gazeteci değiller bu zatlar.

Oysa tüm bu gelişmeler tek taraflı olarak sürerken.yinede Kuzey Irak halkı ve yöneticileri Türkiye ile iyi geçinmeye çalıştılar Türkiye ve Türk düşmanlığını gütmediler.

Ha, Amerika’nın Irak’ı işgali tartışıla bilinir. Orada insan hakları ihlali olduğuna dair itirazı olan yok. Oradaki Kürtler Federasyon istiyor, bağımsızlık istiyor veya oradaki halklarla birlikte yaşamalı, tarzında tartışmalar, fikir beyanları yapılabilir. Hatta Kürtlerin ABD ile ortak çalışması da tartışılmalıdır. Ama hakaret ayıptır. Kardeşlerimize yakışmaz.

Ama nerde bir Kürt varsa ve ben de Kürt’sem, o benim kardeşim olmuyor mu?

Veya nerde bir Türk varsa Türkün kardeşi değimli?

Kürtler ve Türkler kardeşse dünyanın her noktasında yaşayan Kürt veya Türk bizim kardeşlerimiz olmuyor mu?

Veya kız alıp-vermişiz Türklerle doğal olarak akrabayız.

Peki, tüm dünyadaki Kürtler ve Türkler akraba olmuyor mu?

Şimdi kalksa birisi Denktaş’a veya Aliyev’e küfür ederse hakaret ederse ne olur?

Aynı şekilde Barzani veya Talabani’ye veya Kuzey Irak’taki insanlara hakaret etmenin mantığını anlayamadım.

Kıbrıs’ta Türkleri Rumlardan kurtarmak için hep beraber savaştık.

Dışişleri Bakanımız Gül Filistin’e gidip onların devlet kurmaların ülke olarak desteklediğimizi söyledi.

Arapların Filistin’deki insanlık kıyımını protesto etmesi mücadele vermesi normaldir.

Yahudilerin İsrail için verdikleri maddi ve manevi destekleri sürüyor. Ülkemizin Bulgaristan, Azerbaycan, Dağlık Karabağ, Çeçenistan ve parçalanan Yugoslavya’daki Türkler için gösterdiği çabanın hor görülecek bir yanı yok bence.Hep beraber katkı sunmak gerekiyor.

Mağdurdan yana destek sunmak ve onlardan yana görünmek bir insanlık görevidir.

Kuzey Irak’taki Kürtlerin bir federasyon, konfederasyon veya devlet kurmaları beraber yaşadıkları Araplar, Türkmenler ve diğer halklarla karşılıklı diyalogla çözecekleri bir sorundur.

Onları bir masada birleştirmek için neler yapılacağı, kardeşçe yaşayabilecekleri bir ülke yaratma fırsatı vermek için uğraşmak gerekmez mi?

O bölgede yaşayan Kürt soydaşlarımız yeterince bedel vermediler mi, kimyasal bombalarla zehirlenmeler, kurşuna dizilmeler, toplu katliamlar, bombalar yetmedi mi?

Bu gün kuzey Irak’ta milyar dolarlarla ve en fazla İhracat yapan ülke Türkiye değil mi?

Bu gün Kuzey Irak’ta iş yapan sermayedarlardan Türk Milliyetçisi yok mu?

Türkiye ve Türklere hep kardeş gözüyle bakan bu halka neden Türkiye’den bu kadar zalimce bakan gözler var?

Hani kız alıp vermiştik, et ve tırnak olmuştuk…
Kendi ailemden de bu durum mevcuttur.
Türkler ve Kürtler kardeştir, hısımdır, et ve tırnak gibidir.
Bunun aksini savunmak doğru olmaz.
Kardeşlik çok daha yakın bir duygudur.
Sadece hısımlıkla yetinmeyelim.
Biz, Türkler ve Kürtler bin yıldır kardeşçe yaşadık, yaşayalım, yaşamalıyız.
Biz hısım olarak görülmek istemiyoruz.
Kardeş olarak kalalım, hısım olarak değil…

Hısım gözüylede görüyorsak birbimizi; aramızda hısımlık duyguarını,hasımlık duygularına çevirmek isteyen güçlere kanmayalım diyorum.

 

Bu yazı toplam 4795 defa okunmuştur