Necip Çapraz

Haritada adı olmayan belde: Derecik

2003-08-10 10:08:57

Tarih; 10.08.2003, günlerden Pazar ve saat 10:00. Derecik tarihi günlerinden birini yaşıyor. Civar köylerden, Şemdinli ilçe merkezinden yaklaşık iki bin insan, 46 derece sıcaklıkta, heyecanla tarihi bir güne tanıklık etme sevinciyle bekliyor. Evet, tarihi bir gün…

Derecik belde oldu olalı yani 1995 yılından beri hizmet binalarının resmi olarak açılacağı bu günü bekliyor. Yanında belediyeye ait onlarca dükkân, yine çok mükemmel bir aile ve çocuk parkı, üstüne birde günlük 5 bin ekmek çıkaran modern bir ekmek fabrikası, yanında ikiye ayrılmış caddesi ve çarşının ortasına da birkaç yıl önce dikilmiş çeşitli ağaç türleri, belki batıdaki beldelere benzemez ama yine ilimizin en modern beldesi konumunda olduğunu söyleyebilirim.

Saat 10’u 15 dakika geçince helikopterin sesinden heyecan ve telaş daha da arttı. Derecikteki Belediye Hizmet Binası, Belediye Parkı ve Belediye fırını açılışına Vali Erdoğan Gürbüz,  Hakkâri eski Tugay Komutanı Cengiz Aslan, Hakkâri yeni Tugay Komutanı Kurmay Albay Tuncer Erilmezler, Hakkâri İl Emniyet Müdürü Zekeriya Kahraman, Şemdinli Kaymakamı, Şemdinli Alay Komutanı Jandarma Yarbay İrfan Kaya, Helikopterle gele heyet belediye binası önünde tek sıra giren yüzlerce insanla tokalaştıktan sonra kendilerine ayrılan yerlerine oturdular.

Törende ilk konuşmayı 1995’ten beri iki dönemdir belde başkanı olan Kasım Demir yaptı. Seçildiğinden beri yaptığı icraatları anlatan başkan, kendisine katkısı olan herkese teşekkür etti. Daha sonra, 3 yıldır Hakkâri’de Tugay Komutanı olan ve şimdi tümgeneralliğe terfi eden, Tuğgeneral Cengiz Aslan, Derecik halkına teşekkür dolu bir konuşma yaptı. Kendisini yeni atandığı görev yeri olan Ankara’da; “Derecikli Paşa”diye belirtti. Ardından son konuşmayı yapan Vali Erdoğan Gürbüz ise; yine Derecik halkının her zaman devletiyle beraber olan bir halk olduğunu, bu nedenle teşekkür ettiğini, bundan sonra da yanlarında olacaklarını belirtti. Yani Derecik halkının ilk defa bu kadar takdir edildiği ve teşekkürle itham edildiği bir törene şahit oldum. Doğrusu bu kadar övgüye ve teşekküre; bu kadar hizmeti az bulduğumu söyleyebilirim.

Derecik’te yaşam; son gittiğimiz 2000 yılına göre daha da normale dönmüştü. İnsanların sohbet konularında bile artık farklılık mevcuttu. İnsanlar artık aş, politika gibi konular konuşuyordu. Gece yarılarına kadar aile parkında oturanlar, müzik dinleyenler bir hayli çoktu.

Yaklaşık 20 bin insanın yaşadığı bölge jeopolitik açıdan da çok önemli bir yere sahip. İki ülke arasında bir yerleşim yerine sahip, bir üçgende sürdürülen yaşam; hem avantaj hem de dezavantaja sahip bir konumdadır. Avantajlı yönü henüz kendini tam olarak göstermedi. Çünkü olumlu gelişmeler olmasına rağmen henüz sıkıtılar mevcuttur. Bu bölgede yaşayan 250 insan yaşanan savaş ortamında can verdi. Ölenlerin çoğu Pkk ile çatışmada veya mayınlara basarak ölmüştür.

Devletimizin Askeri ayağı buraya çok önem veriyor; ancak sivil otorite ayağı yıllardır topal olarak aksıyor. Henüz medeniyetin bir numarası olan yolu doğru dürüst yok. 63 Km’lik yol, araçla 4 saatte gidiliyor. Yıllardır verilen sözler tutulmadı. Devletin bir dönem Cumhurbaşkanı (Süleyman Demirel) bile söz vermişti. Ancak henüz ortada ciddi anlamda bir düzelme yok.

Kışın aralıklarla, günlerce kapalı olan yoldan 20 bin insanımız mağdur oluyor. Çok mu zor bu yol diyeceksiniz… Evet… Ancak ilimizin karayolları ve köy hizmet araçlarının yarısı bu yol da 2 ay çalışırlarsa biter. Zaten Başbakan Erdoğan’da “Devletin yolları müteahhitlere verilmeyecek, devletin kamu araçları tarafından yapılacak.”demişti. Hakkâri’de bu kadar yoğun bir nüfusa sahip, böyle bir yol sıkıntısı başka yerde yoktur. Yollar yapılmadan sağlık gitmez. Yatırım gitmez. Bu kimin umurunda…

Vali ve diğer bürokratlar buralara helikopterle gelir gider. Gönül isterdi yeni Valimiz karayoluyla buraya gelse de, çekilen sıkıntıları görsün. Bir helikopterle, böyle bir uçuşun maliyeti de işin ayrı bir tartışma konusu…

 Kimin umurunda yıllardır sınır ticareti yapılacak diye söz verilen belde halkı, kimin umurunda, insanlar sınırda yaşamalarına rağmen sınır ticaretinden yararlanmıyor.

Kimin umurunda, Memduh amcanın hanımı doğum hastası iken, 4 saatlik yolda ölmüş, kimin umurunda, Sofi Ahmet’in kesilmiş iki bacağı, kimin umurunda, burada yaşayan insanların maddi imkânsızlıktan çocukları ilköğretimden sonra liseyi okuyamama durumu, kimin umurunda, kızlar okula gönderilmiyor, kimin umurunda, doktor, öğretmen, ebe, hemşire, veteriner ve diğer kamu veya özel personeli gitmez.

Kimin umurunda, orada çok kaliteli kömür çıkıyor, eğer Hakkâri piyasasına gelirse vatandaş ucuz kömür kullanır, nakliyecide kazanır. Azalan ormanlarımızda biraz nefes alır. Kimin umurunda, ucuz sebze ve meyve piyasaya girer, oradaki insanlar bu üretim alanlarına yönelir. Kimin umurunda, oraya günlük gazetenin gitmesi. Kimin umurunda, Yüksekova-Suüstü  köyü nüfusuna kayıtlı birine sen yabancısın, “ilçeden geçiş izin yazısı lazım” denmesi, yada seyahat hakkının kısıtlanması, kimin umurunda, Zini Nine daha da fotoğraf çekmekten çekiniyor. Kimin umurunda, halen orada 3 evlilik yapılıyor. Kimin umurunda, halen Balkayalar (Çiyayé govendé) , Vapur Tepe, Pésan Çayı, Hacı Bey Çayı ve burada yetişen balıklar. Kimin umurunda, muhteşem doğa güzellikleri… Umurunda, umurunda, umurunda...

Eğer umurunuzda ise, iş zamanı, yok, umurunuzda değil ise, “sallabaşı, al maaşı” misalinden, Dereciğ biz mi kurtaracağız. Hem bana ne, zaten ben bu beldedenin yabancısıyım diye giremem…

Beni ne ilgilendirir bir dozerin uzun süredir sırf Akparti’’ye oy vermiş diye, Dereciğin bir köyünde özel iş yapıyor olması, umurumdaydı sanki şuanda sadece bir dozerin Derecik yolu üzerinde çalışıyor olması. Taş kırma makinesi üzerindeki operatörün aracı bırakıp, izne gitmiş olması, mazot bitince zamanında gitmemesi, yolun düzenli gitmesi için çaba sarf edilmemesi, Derecik Belde Başkanı Anap’lı diye oradaki köy hizmetleri araçlarının merkezdeki mahalle yollarına hiç dokunmaması. “Belediye binasının iç işçiliği standartlara uygun değil nasıl kabulü yapılmış?”dersem; ”Hadi oradan sende, sen mühendis misin ?”derler,  adama, onun için asla bunu demem. Kimseye “Eğer Dereciği görmemişsen Hakkârili değilsin” diyemem. Ben bilim adam mıyım ki Derecik coğrafyasının aslında bir iklim adacığı olduğunu, her türlü sebze ve meyvenin yetiştiğini, hele hele seracılığın mükemmel olabileceğini söyleyeyim? Ne haddime “Derecik Belde Başkanı, niye Şemdinli Belediye Başkanını törene davet etmedi?” diye yazmak… Hem ben kimim ki artık ikimizde huzur olsun, hizmet olsun, aşiretçilik, partizanlık, ırkçılık, huzursuzluk olmasın diyeyim.

Yok, beyler böyle gitmez, gitmemeli. Bir vali veya seçtiğimiz, alkışladığımız milletvekili bile bu sıkıntıları giderebilir. Derecik insanı da bu hizmetleri getiren insanın heykelini Dereciğin ortasına diker ve ömür boyu minnettar kalır. Zaten o misafirperver, cana yakın insanlar, bir şekilde vefa borcunu öder ve ödemiştir. “Kahraman!”diye alkışlanan, daha düne kadar yüzlerce can veren bu insanların beklentisi de bir “yol” ise bu da çok görülmemelidir. Devletin tüm kuruluşları, özel sektör ve Hakkârili olan herkes el birliği ve gönül birliği ile Dereciğe hizmet için iki defa düşünmelidir.

Yazıma bir fıkrayla son vermek istiyorum. Yıllar önce Yüksekova’da demircilik yapan bir esnafımıza bir müşterisi dükkândan aldığı ürün veya tamir ettirdiği eşyasını alıp teşekkür ederek çıkarmış. Bir, iki derken, üçüncüsünde müşterisi yine teşekkür etmek istemiş, bizim Demirci Amca bileğinden tutmuş;”yok kardeşim yemezler!”demiş ve eklemiş.

'Teşekkürlerini eve götürdüm, çocuklarım yemedi! Sen en iyisi mi çıkar paramı ver!”demiş.

Bu yazı toplam 3949 defa okunmuştur