Necip Çapraz

Halkın kaymakamı olabilmek!

27 Eylül 2008 Cumartesi

Kaymakamlar ilçede devletin en yüksek makamını temsil eder. O devletin ne kadar demokratik, ne kadar insan haklarına bağlı, ne kadar çağdaş ve ne kadar sosyal olduğunun icracı mercileridir. İnsanlarına dili, ırkı, düşüncesi ve rengi ne olursa olsun ayrım yapmadan yaklaşması gereken bir kurumun başıdır.

 

O günkü hükümetin siyasi düşüncesini uygulamak zorunda değiller.

 

Gelelim Yüksekova boyutuna.

 

Yüksekova, bir il kadar ağır sorumlulukları olan bir ilçe. Yüksekova"nın çok kozmopolitlik bir yapısı var.

 

Düşünce bazında herkesin dinini ve fikrini özgürce yaşadığı, kimsenin kimseye karışmadığı ve mahalle baskısının az olduğu bir yer!…

 

Son yıllarda aşırı politize olan bir yapısı var. Halk, süren çatışmalardan bir şekilde etkilenmiş, olaylar karşısında malum politik duruşu yönünde düşüncesini oylarla bütünleştirmiş ve rengini net olarak belirlemiştir.

 

Peki, malum politik duruş dışında başka düşünceler yok mu?

 

Evet var. Hem de en sağdan en sola doğru her görüşten insanlar var. Seçim süreçlerinde yaşanan hareketlilikler seçim sonrası hiçbir şey olmamış gibi sonuçlar özümsenir ve hayat bir başka seçime kadar böyle devam eder gider.

 

Yüksekova, dediğim gibi bir ilin potansiyeline sahip bir ilçe. Bunlar Yüksekova"ya sınır ilçesi olması nedeniyle artı değer kazandırmış, bu artı değer zaman, zaman pozitif, zaman, zaman da negatif olarak kendini belli ettiriyor.

 

Doğal şartlardan ve malum güncel yaşamdan dolayı hayatın zorlaştığı ilçede Kaymakamlık yapacak kişinin de halkın değerlerine saygı duyacak bir pozisyonda olması bir beklentidir.

 

Gözler kaymakamdadır, tüm icraatları halk tarafından değerlendirilir.

 

Yüksekova"ya başarılı kaymakam çok nadir geldi. Ama böylesini ilk defa görüyoruz.

 

Kaymakam Mehmet Ünal, Muş ilinde vakıf ve diğer eğitim kurumlarından sorumlu Vali yardımcısıydı. Muş"taki bir gazeteci arkadaşıma “Nasıl biri” diye sordum. O da bana “cemaatlerle ilişkisi var” türünden şeyler söylemişti.

 

Gelir gelmez, ayağının tozuyla öğretmen evinde içkiyi yasaklattı.

 

Türkiye"nin her yerinde öğretmen evlerinde içki serbestîsi varken, sadece Yüksekova öğretmen evinde böyle bir yasak mevcut. Bu nedenle birçok öğretmen bu ihtiyacını “kendi evinde” değil de başka mekânlarda gideriyor.

 

Ardından “Kaymakamımız”kendi başına iyilik meleği edasıyla gece yoksullara (kendisine göre) mahallenin muhtarından habersiz yardımlar dağıtmaya başladı.

 

Bir numaralı danışmanı ilçenin Müftüsü ve diğer imamlar olmuş. Eğitim camiasında kendine yakın öğretmenlerle mesai saatleri dışında görüştğü idaa ediliyor. Hatta Yüksekova Haber"e gelen birkaç yorumda cemaat abisi olarak bilinen H.A adlı bir öğretmene kaymakamın “abi” diye hitap ettiği başka bir iddia.

 

Ayrıca, kaymakamla ilgili iki gün önce yaşanan bir olayı anlatayım. Bu olayla da Yüksekova"da dini duygular üzerinde, kaymakamın malum durumundan dolayı, vatandaşların da artık kaymakamla diyaloğa geçmek için onun hoşlandığı kelimeleri kullandığı ve kılık kıyafetine büründükleri söylentileri ayyuka çıkmış.

 

Önceki gün büromdan bir haber için dışarı çıkmak üzereydim. Yanıma elli yaşlarında, başında imamların taktığı beyaz takke olan bir vatandaşla karşılaştım. Vatandaş gazeteci olduğum için benimle bir olayı paylaşmak istediğini söyledi. Sonra cebinden Kaymakamlık makamına yazılmış bir dilekçe çıkartarak bana uzattı. Dilekçesini okuduktan sonra bu dilekçenin bir nüshasını yanıma aldım.

 

Adamın şifayen anlattığı olay şöyleydi: “Benim oğlum vekil öğretmen olarak D. Köyüne atandı ve iki gündür köyde görev yapıyor. Ama bugün Kaymakam Bey'in oğlumu görevden aldığını öğrendim. Ne yapmam gerekiyor?”dedi. Ben de, neden görevden alınmış olabileceğini sordum. Adam bana oğlunun hiç sabıkasının olmadığını, sebebini bilmediğini söyledi. Ben de: “Git derdini  kaymakama açık açık anlat” dedim.

 

Ancak, uzun yıllardır tanıdığım T.M adlı vatandaşın ilk defa takke takması dikkatimi çekmişti. Bu arada sonradan o vatandaşla beraber yanıma gelen bir başka arkadaşa “T.M. niye takke takmış, hayırdır?”diye sordum. O da bana: “Birileri kaymakamın hacı ve hocaları çok sevdiğini ve eğer onun yanına gidecekse bir takke takmasının işini kolaylaşacağını söylemiş. O da bu yüzden takke takmış.” Dedi.

 

Aslında yukarda yaşanan olay bir gerçeği bütün çıplaklığı ile su yüzüne çıkarmaya yetiyor.

 

Kaymakamın yaptıkları bununla kalmadı.

 

Köy Birliği Kurumu"nun memurlarını değiştirdi.

 

İmamların tüm okullarda din derslerine girmesini sağlayarak Yüksekova"da bir ilki gerçekleştirdi.

 

Yüksekova"daki 100"ü aşkın üniversite mezunlarını boşta bırakıp, ilçe dışından vekil almaya kalkışması ise başka bir çelişki değil mi?

 

Bana göre en büyük hatası Yüksekova"da Newroz sürecinde yaşanan gerginlikte aldığı tavırdı (İnisiyatifi elden kaçırması).

 

Öldürülen iki insanı Müftüyle beraber ailesinden habersiz toprağa vermişti.

 

İcraatlarının içinde en ilginci ise, Newroz olaylarında, tüm gazetecilerin gözleri önünde kendi makam aracıyla gözaltına alınan kişileri emniyete getirtmesi oldu.

 

Bir başka ilginç olan bir icraatı da lise yapımı döneminde yaşandı. Kamuoyunun, valinin, milletvekillerinin ve basının tüm ısrarına rağmen hiç lise olmayan mahalleye lise yapmadı. Tüm ısrarlara rağmen “Dediğim dedik” diyerek kendi bildiğini okudu.

 

Senar arkadaşımın: “Vali Bey 1 Dakika” başlıklı yazısında dile getirdiklerine ek olarak söyleyeceğim şeylerden biri de Kaymakamın halkla diyalogunun az, halkla bu güne kadar bir araya gelmememiş olmasıdır.

 

Defalarca davet edilmesine rağmen hiçbir sanatsal etkinliğe veya iş yeri açılışlarına katılmadı.

 

İlçedeki sosyal, sportif ve kültürel etkinliklerden hep uzak durdu.

 

Sivil Toplum Örgütleri ile ortak çalışmaması da dikkatlerden kaçmayan bir durum. İlçedeki Sivil Toplum Örgütleri bu yaklaşımı yadırgıyor. Daha çok belli bir cemaate yakın insanlarla diyalog içinde olması ister istemez eleştiri konusu oluyor.

 

Burada bir şey asla dikkatten kaçırılmasın, bizler Kaymakam beyin her hangi bir düşünceye yakın olmasından rahatsız değiliz. Tabii ki Kaymakam belli bir düşünceye yakın olabilir. Nitekim o da bir insandır. Ancak kaymakamın icraatlarında belli bir görüşe ve cemaate yakınmış gibi görünmesi kabul edilecek bir durum olmasa gerek. Yoksa düşüncesi bizi bağlamaz.

 

Önemli olan kaymakamın DTP"li, CHP"li, AKP"li, sağcı, solcu, partili, partisiz her kesimin kaymakamı olmasıdır. Bu nedenle kaymakamın, Anayasa"nın değiştirilemez maddesi gereği laik olması gerekmez mi?

 

Kaymakamlığın “sorun” üreten merci değil, “çözüm” üreten makam olması gerekmez mi?

 

İlçenin en büyük mülki amiri tabiî ki bazı noktalarda kendi inisiyatifini kullanabilir. Ancak bu kullandığı inisiyatif benzer şekilde ve belli bir görüş doğrultusunda oldu mu “film kopar” insanların kafalarında çeşitli soru işaretleri oluşur.

 

Kaymakam, “sorun” olmaya devam ettiği müddetçe toplumsal tepkilerin süreceğini ve önümüzdeki süreçte bunun belirgin örneklerinin artabileceğini görmelidir.

 

Halkın dini değerlerini ve fakirliğini kullanarak asimilasyon politikaları yürüttüğü ve Yüksekovalı belli bir kesimden destek gördüğü, bunu da devletin imkânlarını kullanarak özellikle belli bir cemaate yakın durduğuna dair iddalar var.  Bu iddaları Kaymakam Bey"in bir an önce icraatları ile açıklığa kavuşturması gerekmiyor mu?

 

Vekil öğretmen atamasında görüldüğü gibi bazı isimlerin üzerinin çizilmesi, sürgün vahameti ve atamalarda “zanlı” zihniyetinden uzaklaşılması doğru bir tavır olamaz mı?

 

Bu bayram sürecinde bence bütün halkla “barışmayı ve bayramlaşmayı” denemeli.

 

Yüksekova"da çatışmaların ve gerginliklerin bir an önce durması için toplumsal uzlaşı için öncülük etmelidir. Bunun tek şartı da fikri, zikri ne olursa olsun herkesle diyalog ve ayrımsız hizmettir. Bunun için basın olarak bizler de üstümüze düşen görevi yapmaya hazırız.

 

Aksi bir davranış bu ilçeye çok şey kaybettirir, hiçbir şey kazandırmaz.

 

Devlet de vatandaşına küsemez, araya mesafe koyamaz.

 

Bayramın birlik ve beraberlik getirmesi dileğiyle; hayırlı bayramlar.

 

Bu yazı toplam 20228 defa okunmuştur