Necip Çapraz

Halkın gazetesi olmak

01 Ekim 2008 Çarşamba

Gazeteciliğin en büyük koşulu tarafsızlık ilkesidir. Bazı yüksek mercilerin büyüklüğü “onlar eleştirilemez” anlamına gelmez. Bu tür uygulamalar ancak krallıkla yönetilen ülkelerde görülebilir. Yanlışı yapan bu mercinin başı bile olsa tarafsız eleştiride bulunmamız gerekir. Bazı şeyleri kamuoyu sizden bekler, siz bunu yapmazsanız görevinizi yapmamış olursunuz, halk sizi ciddiye almaz.

 

Bizler bir şeyi eleştiriyorsak veya bir konuya dikkat edilmesi gerektiğini söylüyorsak basın olarak uyarı görevi yapmış oluyoruz. Zaten basının bir görevi de halk ve yöneticiler arasında iletişim ağı sağlamaktır. Yaptığımız haber dikkate alınırsa herkes kazançlı olur. Yüksekova Haber Gazetesi"nin halkla çok güçlü bir bağı vardır. Halk rahatsızlığını direk bize ulaştırıyor. Bu nedenle bazen uyarılarımızı dinlemeyen yöneticiler zararlı çıkabiliyor.

 

Bir önceki  “halkın kaymakamı olmak” adlı yazıma lehte ve aleyhte yorumlarınızla gösterdiğiniz ilgiden dolayı teşekkür ederim. Ne yazık ki birçok haber ve makalede olduğu gibi okumadan yorum yapmanın burada da yaşandığını gördüm. Gelen yorumlara tek tek cevap vermeyi değil de genel bir değerlendirme yapmayı daha uygun gördüm.

 

Yaklaşık bir yıldır ilçemize gelen Kaymakam Beyi kamuoyunda icraatları tartışıldığı için haberleştirdim. Kaymakamın icraatlarını bir mülki amir olarak değerlendirmek lazım… Kaymakamı birey olarak değil, vatandaş Rıza istediği gibi evinde işinde uygulamalarını yürütür, bir ilçenin Kaymakamının böyle bir lüksü olamaz,  yoksa asıl meseleden uzaklaşırız.

 

Yapılan hukuksuzlukları düşünce özgürlüğü ile açıklamak yanlışa götürür. Kaymakamın inancından dolayı eleştirmemizin haklılığı olamaz. Kaymakam herkesin kaymakamı olmak zorunda, bu zorunluluğu yasalar dayatıyor. Bunun yapmamak yasaları çiğnemektir.

 

Kaymakamı eleştirmek çok doğal bir durum... Ancak kaymakam olsun, siz olun lütfen farklılıklara tahammül gösterin.

 

Çok sayıda okuyucu eleştirinin çok geç yapıldığını söylüyor. Evet doğru katılıyorum. Ama son öğretmen atamalarından sonra gerçekten “ayrımcılık” olduğunu hissettim.

 

Ama Kaymakam Bey çıkar iddiaları net bir şekilde söyler, bizlerde haberleştiririz.

 

Az değil yüzden fazla üniversite mezununu “sakıncalı piyade” misali ile dışlamanın doğru olmadığını düşünüyorum. Tabi ki bu arkadaşlar hukuk yoluyla haklarını aramalıdır. Asla hukuk dışı bir tavsiyemiz olamaz. Ama bizler sıkıntı yaşanmadan bu insanlarımız yeniden değerlendirilsin diyoruz. Siz olsanız düşüncenizden dolayı veya hiçbir neden olmadan devletin herhangi bir işinden gerekçesiz dışlanırsanız ne yaparsızınız? Annenize, babanıza bunu nasıl izah edersiniz?

 

Bu nedenle ele aldığım düşünce çarpıtılmaya doğru bir hal aldı. Eleştirilen,  ilçe kaymakamının yasalara uygun davranmadığı, bir cemaate halkı rahatsız edecek kadar yakın durduğu ve adil davranmadığı iddialarıydı. Kimse yüce dinimizi tartışmıyor. Aksine bilinçli olarak din, iman kavramlarını kullanarak bu tartışmanın yönü değiştirilmeye çalışılıyor. Biz her halde uzaydan gelmedik bizde bu dinin mensuplarıyız.

 

Bazıları dini kullanmaya kalkışınca asıl üzerinde durduğumuz konu saptırılıyor.

 

 

Bazı cemaat müritlerinin kendi düşünce yapılarına göre yazdıklarımız onlar için eleştiri olmayabilir. Veya yaptığımız eleştiri onların hoşuna gitmeyebilir. Ama hiçbir düşünce veya inanç adaletsizliği yahut haksızlığı savunamaz.

 

Kaymakamın yaptığı iddia edilen adaletsizliğin İslam"da yeri var mıdır?

 

Kaymakam yetkilerini ve gücünü  tamamen  yasalardan alır. Tarafsız olmak zorundadır, aksi halde yetkiyi kötüye kullanmış olup, anayasal suç işlemiş olur. Bu ülkede içki içmek suç değil, içki içenlerin de demokrasi içinde hakları anayasal güvence altına alınmıştır.

 

Bu memleketin insanları olarak bizler yüz yüze yaşıyoruz. Birbirimizin fikrine saygı duymalı, provokasyonlara gelmemeliyiz. Kaymakam Bey bu gün burada yarın kim bilir nerde hizmet verecek. Kanunların ona verdiği yetkiler çerçevesinde çalışır, en geç bir yıla kadar gider.

 

Kendi kanunlarımızdan değil de, devletimizin kanunlarından beklentimiz olmalı. Adalet hepimize lazım… Kanunen varsa insanların suçu veya varsa bir hak mahrumiyeti bunun yolu adli mercilerdir. Kimse durup dururken birilerini vatan haini ilan edemez.

 

Aslında yıllardır, Gülen ve cemaat yapılaşması Türkiye ve dünya gündeminde, tv, gazete ve dergilerde sayfalar dolusu haberlerle tartışılmaktadır. Tabi ki yine bizim bölgeden çıkan bir cemaat olduğu ve en fazla bölgemiz üzerinde çeşitli hesaplar içinde olduğu yıllardır süre gelen bir tartışma konusudur. Birileri “neden tartışma konusu ediyorsunuz ?” gibi yorumlarla rahatsızlığını dile getiriyor. Bu da insanların fikridir. Eğer tartışılıyorsa demek bir şeyler vardır. Bu nedenle Fetullah Gülen ve cemaatleşme konusu daha uzun yıllar tartışılacağa benziyor. Her gün yaygın medya tarafından da tartışılmaktadır. Bu cemaatin içinde olan da karşısında olan da eleştirilere açık olmalı.

 

Önceki yazıma Ters Lale kod ismiyle gelen bir yorumun bir bölümünü dikkatlerinize sunuyorum:

 

“Ben yıllar önce Yüksekova'da görev yapmış bir insanım. Koyu Kemalist, saf Türk bir aileye mensubum. Ben de bu yaklaşımla yetiştirildim. Yüksekova"ya gelinceye kadar ne bir Kürt görmüş, nede Kürtçe"yi duymuştum. Başlangıçta çok korkmuş irkilmiştim. Ancak zamanla onların da benim batıdaki komşularımdan arkadaşlarımdan farklı olmadıklarını gördüm. Onlara değer verip önemsediğinizde size çok daha fazlasıyla geri dönüyordu. Oradan insanların ezilmişliğine, çaresizliğine, dışlanmışlığına, kendilerini ifade edemeyişlerine tanık olarak ayrıldım. Çünkü onlar hep potansiyel suçlu olarak görülüyorlardı. Kaldı ki bu ülkede yasalar var. Bu halka bu ülkenin vatandaşları olduklarını güzel ülkemizin güzel renklerinden olduklarını hissettirmenin daha insani bir yöntemi yok mudur? Tarikat temsilciği yaparak nüfuz edinmeye çalışacağınıza laik, demokratik, hukuka saygılı olursanız devlete daha çok hizmet etmiş olursunuz. Sizlerin asli görevi de bu değil midir? Yüksekova halkının Müslümanlık konusunda kimseden öğreneceği bir şey olmadığı gibi misyonerlere de ihtiyacı yoktur.”

 

Velhasıl Yüksekova Haber Gazetesi olarak kimseye karşı bir kinimiz yok. Biz, doğruyu yeri geldiğince söylemeye devam edeceğiz. Kavganın değil, barış, kardeşlik, huzur, demokrasi ve insan haklarının temini için yazmaya ve görüntülemeye devam etmeyi kendimize ilke edindik. Bu konuda bir değil, binleriz.

 

Tek dayanağımız, güç aldığımız nokta da halktır.

Bu yazı toplam 8838 defa okunmuştur
yanlış
 // bekır
Bence herkesin inancına saygılı olmak gerek herkese saygı duymamız lazım kı insanlarda bızım duşuncelerımıze saygı duysun...
11 Ekim 2008 Cumartesi 00:00
tebrikler necip bey
 // kasırga
yıllardır yüksekovaya gelen kaymakamların hiçbiri bu kadar siyasi iktidar yanlısı olmamamış ve dini siyaseti aşılamaya çalışmamıştır.bugün kendilerinin koymuş olduğu anayasayı yıkmak ve belirlenmiş olan laiklik ilkesini yıkmaya çalışmak için çabalamışlardır. Okullarda din kültürü ve ahlak bilgisi derslerine imam girmesi acaba medrese zaviye ve takkelerin tekrar acılacagına mı işaret?? bunca sene yüksekova halkı müslüman değil miyd? yüksekova doğrudan bir kaosa sürüklenmek isteniyor ve bunu yavaş yavaş yapıyorlar halkın birlik içerisinde buna karşı çıkmalı ve siz necip ve bütün gazeteci arkadaşların da öncü olmasını istiyoruz ayrıca sizi de tebrik ediyorum böyle hassas ve önmeli bir konuya değindiğiniz için tekrar teşekkürler.....
10 Ekim 2008 Cuma 15:26
habercilik
 // sevgi
Necip bey size katılıyorum irtica girmesin demokrası olsun ama bu insanlar irtica degıl lutfen herkesın inancına saygılı olalım...
09 Ekim 2008 Perşembe 20:38