Necip Çapraz

Hakkari'de Kadın Mücadelesi

2006-12-03 17:04:25

Hakkari’de coğrafik, ekonomik, demokratik, sosyal, huzur vs. alanlarında yaşanan zorlukları bilmeyen yoktur herhalde. Bu noktadan hareketle toplumun  hemen hemen yarısını oluşturan kadınların sorunları üzerine de düşünmek gerekiyor. Çünkü bu zorlu coğrafyada zorluklar ve sıkıntılar varsa bunun büyük bir kısmı kadınların omzundadır.

Peki, Hakkari’de kadın bu zorluklar karşısında ne tepki veriyor ve nasıl bir mücadele içindeler?

Son yıllarda Hakkarili kadını toplumun sosyal alanlarında da görmek mümkün. Kadınların sosyal alanlarda görülmesinin nedeni toplumun yine sosyal ve ekonomik ihtiyaçlardan doğuyor. Bunun başka bir nedeni ise kadının bilinçlenmesinin yanında erkeğin de bilinçlenmesidir. Her ne kadar yıllarca “erkek okutulur, kız okutulmaz” denen muhafazakar bir düşünce varsa dahi bu döndü dolaştı “erkek egemen toplumda” kadına olumlu yansıdı.  Bu, ülkenin en uç noktası olan Hakkari’de çok yoğun sosyal projelerle uygulanmaya başlandı.

Özellikle “çatışmalı ortam” dediğimiz uzun yıllarda kadının siyasi alanda da ön saflarda olması tesadüfi değildir. Bilinçli “aydın” erkeğin kendi evinde kadınını özgür bırakması ve dolayısı ile çevresel etkileşimden kadının sosyal ortamlarda daha çok görülmesine sebep oldu. Hakkarili kadının her meslekte akademik olarak okuması, doktor, avukat, öğretmen, memur gibi meslek dallarında iş sahibi olması da süreci hızlandıran bir olgudur. Bunun dışında kendi iş yerini kuran veya başka iş yerinde çalışan kadın sayısı da oldukça fazladır.

Özellikle AB destekli projeler de buna hız kazandırmaktadır. AB sınırı olacak ‘Dağların kenti Hakkari’de yaşamın tüm kesimlerine zorluğu yanında “kadın” kendi sorununa sahip çıkma mücadelesi veriyor.

SİYASET ALANINDA KADIN

Kadının yıllardır bölgede yaşanan “çatışmalı” ortamda politik anlamda kendi yerini aramış ve bileğinin gücü ile yerini almıştır. Hakkari’de bugün kadının katılım sağladığı ve birebir çalıştığı, mücadele ettiği partilerin başında DTP gelmektedir. Diğer partilerde kadın çalışması yok denecek kadar azdır.

Kadın eskiden mahkeme salonlarında çok nadiren görülürken bugün sık sık düşüncesinden veya eyleminden dolayı mahkeme salonlarında görülmektedir. Miting alanlarında,basın açıklamalarında, konser alanlarında ve toplantılarda kadına rastlamak mümkündür. Kadın, ev ve aile ortamı dışında kentsel yapının sosyal alanlarında da görülmektedir. Bu ortamlarda da genelde okumuş veya bir meslek sahibi olan kadınlara rastlamak mümkündür.

Kadın köyden kente göçüşte belli bir dönem entegrasyon sıkıntısı yaşamış olmasına rağmen kendi hür iradesi ile bunu  aşmaya çalışmaktadır.
Kadın gazete okuyor, politika, proje üretiyor.

EKONOMİ ANLANINDA KADIN

Köyden kente göç, geçim kaynaklarının değişmesi ve eğitimin getirdiği zorunluklardan ötürü kadın çalışmak zorunda kalmıştır. Bu nedenle ailelerine “ben iş bulup çalışacağım veya okuyup bir meslek sahibi olacağım” diye diretmiş ve kısmen de başarmıştır.

Toplumda erkeğin geçmişe nazaran, çalışan kadına “evlilik” açısından meyili artmış, tercihini çalışan kadından yana kullananlar artmıştır.

Valiliğin, kaymakamlıkların da kadınların ekonomik anlamda meslek sahibi olmaları ve geçimlerini sağlamaları noktasındaki çalışmalarını önemsemek gerekiyor. Özellikle halı-kilim atölyeleri çalışmaları noktasında her ne kadar artış olmuşsa dahi bu yeterli değildir. Bir çok işyerinde tezgahtar kadına rastlamak mümkündür.

SİVİL TOPLUM ALANINDA KADIN

Kadının gerek kendi sorunlarına sahip çıkan kadın dernekleri, gerek siyasi parti organlarında yer almaları noktasında yönelişleri hızla artmaktadır. Özellikle toplumun yönetim kadrolarında kadın, “yumruğunu masaya vurma” noktasında ciddi çalışmalar yürütmektedir. Toplumumuzun bazı sosyal aktivitelerinde (düğün) kadının halay çekmesi bile dinen yasak görülürken kadın ısrarla halayıyla kendini varetmek uğruna erkekle el ele tutuşmaya başladığı zamanda kadın yine kadındır. Cergebez dediğimiz ki kadına yasak bir alandır. Bu konuda kadın kendini dayatmaya devam etmektedir. Muhafazakarlık toplumumuzun geniş kesimini kapsarken kadın bunu ısrarla yırtmaya çalışıyor. Bu da kadının yıllardır sosyal alanlara çıkamamışlığını, susamışlığını dile getiriyor.

ARTAN AB DESTEKLİ  “KADIN” PROJELERİ

Ülkemizin Avrupa Birliği’ne (AB) girme sürecinde toplumun değişim-dönüşüm alanlarında sağladığı sosyal projelerin sayısı her gün  artmaktadır. Hakkari genelindeki belediyelerin, kadın derneklerinin son günlerde hazırladıkları projelerde yıllardır ihmal edilen kadın problemlerinin ortadan kaldırılması için çeşitli sosyal projeleri vardır.

Bu projeler kadının okuma yazma sorunlarını gidermek, hem kendi sağlığı hem de çocuk sağlığı bakımından bilinçlenmesi, sosyal anlamda ev ortamı dışında toplantı ve seminerlerle kendi iradesini kullanma yetkisini yansıtabilme, hukuksal anlamda da kendi haklarını öğrenmesi noktasında olumlu ve de olması gereken projelerdir. Erkek egemen toplum görünümlü Hakkari’de erkeklerin de kadına bu noktada yardımcı olması gerekmektedir.

Avrupa Birliği’nin sınırı olacak ilde bu çalışmaların devam etmesi demek yarının bilinçli kadını, ailesi ve toplumu olma ümidi demektir. Sağlanan bu projelerde hedeflenen kadın sayısı genel nüfus oranlarına bakıldığında oldukça azdır. Bu projeler özellikle şehir merkezlerinde yaşayan kadının faydalanacağı projelerdir. Köylerde2 ve şehir merkezinde henüz kapısına uğranılmayan kadın vardır. Bu nedenle bu tür projelerin hem içeriği hem de kapsayacağı sayı ile ilgili daha fazla proje üretimine gidilmelidir.

DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

*Kadına yönelik projelere toplumun her kesimi tarafından sahip çıkılmalı.
*Özellikle Sivil toplum örgütleri bu projeleri desteklemek için kendi üyeleri, hitap ettikleri kitleleri bu konuda duyarlı olmaya çağırmalı ve toplantılar düzenlemelidir.
*Basın ve medya kuruluşları olarak bu çalışmaların hepsini gündeme taşımalı ve bu konudaki hassasiyet vurgulanmalıdır.
*Bu projeyi yürüten koordinatörlerin de çalışmalarını medyaya yansıtırken mutlaka basın bültenlerini hazırlamalıdırlar. Bir toplantıyı düzenlemeden toplantının içeriğini bildiren bir basın metni mutlaka hazırlanmalıdır. Bu da onların çalışmalarının sağlıklı olarak basına yansımasına etken olur.
*Hakkarili kadın derneklerinin bir çok eleman çalıştıran kurum, kuruluş veya iş yerini gezmeli ve onlara kadın eleman çalıştırmaları konusunda öneri ve tavsiyelerde bulunmaları gerekiyor.
*Valilik, kaymakamlıklar, belediyeler, sivil toplum örgütleri de kadınlara sosyal mekan oluşturma, kadına eğitim, sağlık alanında eğitilmelerinde, meslek sahibi olmaları, iş imkanları sağlamaları noktasında daha fazla çaba sarf etmelidirler.
*Kadınlar örgütlenmeli, sorunlarını derneklerine ulaştırmalıdırlar. Kadın sorunlarına sahip çıkmak için özellikle okumuş kadınların idealist bir ruhla çalışması gerekiyor.
*Gerek siyasi partiler, gerekse belediye yönetimlerinde,gerekse sivil toplum örgütlerinde kadına yer vermek gerekiyor. Çünkü oluşturulacak yönetimlerin demokratik ve halkçı olmalar, yönetimlerinde kadına da yer vermeleri ile orantılıdır.
*Ülkemizdeki diğer kadın dernekleri ve evrensel kadın örgütleri ile iletişim kurulmalı ve bu derneklerle ortak çalışma projeleri hazırlanmalıdır.

ENGELLER

Hakkari’de ekonominin zayıf olması ve işsizliğin çok yüksek olması durumu kadını da etkilemektedir. Okuyacak kızlar için yurtların ve pansiyonların yetersiz olması “eğitimli kadın” umudumuzu zayıflatmaktadır.

Toplumda halen yer yer dini hurafeler, muhafazakar aile yapıları ve aşiretçilik gibi kavramlar kadının kendini ifade etmesi ve çeşitli insani hakları önünde bir engel olarak durmaktadır.

Yukarıda saydığım olumlu gelişmelere rağmen yine de Hakkari’de ezilen kesim içinde kadın en fazla ezilendir.

Kadınlar, dünümüzün mimarları, geleceğimizi şekillendirecek kurucu unsurlardır. Yarınlarımıza olan umudumuz kadınların bilinciyle orantılıdır.

Kadın neyse “cennet onun ayakları altındadır”. Çünkü kadın annedir, çünkü kadın emekçidir. Yarınlarımız kadının alnındaki çizgilerdedir. At, avrat değil, yanı başımdaki dert ortağım, içimdeki güler yüz ve yalnızlığım demektir kadın. Nice şairler şiir dizdi uğruna, nice aşık ipe gitti onun sevdasına. Aslında sözü yine şairlere bırakmak gerek: "Kadınım kısrağım balımsın. Daha nem olacan bitanem." Bedri Rahmi’den alıntıladığımız şiiri tüm kadınlarımıza ithaf ediyorum.

Bu yazı toplam 11798 defa okunmuştur
adanalı
 // fatma nur
kızlarını okutmayan aileler oğullarını sefalete mahkum ederler bence bu söz yeterli anlamasını bilene...
04 Nisan 2008 Cuma 07:43
dünya ve kadın
 // Bawer
Hindistan'da cahiliye devri Arabistan'a benzer bir katliam yaşanıyor. Hintli bakan, son 20 yılda 10 milyon kız çocuğunun ailelerince ağzına kum doldurularak öldürüldüğünü açıkladı. 16 Aralık 2006 07:31 Hindistan Kadın ve Çocuk Gelişimi Bakanı Renuka Chowdhury ülkesinde yaşanan akıl almaz insanlık suçunu açıkladı. Hindistan'lı bakanın verdiği rakamlara göre, ülkenin en büyük ulusal sorunu bebek ölümleri. Aslında katilamları demek daha doğru bir kelime çünkü bakanın açıkladığı rakamlara göre son 20 yılda 10 milyon kadar kız çocuğunun, ya doğumdan önce ya da hemen doğum sonrasında ebeveynlerince öldürülüyor. Bakan Chowdhury, Delhi Üniversitesi'ndeki yapılan bir seminerde “Son 20 yılda 10 milyon kız çocuğunu kaybettik, bunları kim öldürdü, kendi anne-babaları” dedi. Reuters kaynaklı bilgilere göre, Chowdhury, yeni doğmuş kız bebeklerin ağızlarına kum doldurmak ya da tütün koymak yoluyla öldürüldüğünü kaydetti ve “bu ülkenin kaplanları yahut sokak köpekleri için çalışanlar var ama, kız bebeklerinin durumu çok daha öncelikli değil mi” diye serzenişte bulundu Kadın bakan “bu ülkenin kaplanları yahut sokak köpekleri için çalışanlar var ama, kız bebeklerinin durumu çok daha öncelikli değil mi” diye sordu....saygılar. ...
önceki yorumumu yayınlamadınız
 // bangin
bir yorum yazdım objektifliğinize güvenerek yayınlayacağınızı umuyorum. umarım yanılmam...selametle...