Necip Çapraz

Hakkari'de
göç sorunu

2005-12-16 20:56:16

GÖÇ SORUNU VE KÖYE DÖNÜŞLER

Resmi makamlara göre Hakkâri’de işsizlik %70 civarındadır. Temel nedeni ise; köyden il ve ilçe merkezlerine olan göç sorunudur. Özellikle il merkezi ve Yüksekova ilçesi nüfusları 20 binden 100 bine doğru gitmektedir.

Yoğun göç ile birlikte, birden meydana gelen yapılaşma ile çarpık ve alt yapısız şehirler meydana gelmiş. Suyu, elektriği, yolu, okulu ve sağlığı standartlara göre gitmemiş. Kanalizasyon ise hiç yok.

Genelde gecekondu şeklinde yapılan yapıların olası bir depremde yerlebir olacağı tahmin ediliyor. Ayrıca alt yapı olmadığı için pis su ve atık sular açık alanlara akmakta, yaz aylarında salgın hastalıklara neden olmaktadır.

Şemdinli ilçesinin nüfusu da ikiye katlanmış, ilçede alt yapı sorunu yaşanmaktadır.

Çukurca ilçesi en fazla göç veren ilçemiz. Bu ilçenin köylerinden göç edenler ilçe merkezine yerleşmedi. Aksine Yüksekova, Hakkâri Merkez ve Van iline göç ettiler. Çukurca’nın ilçe merkezinden il ve ilçelere yoğun göç oldu.

Özellikle Yüksekova ovasına göç eden on binlerce insana, binlerce dönüm arazi verilerek, onlara konut yapılmış. Ovanın tarım alanı olan yeler, devlet eli ile betonlaşmaya müsaade edilmiştir. Bu insanlar civar köylerin arazilerine girmesi sonucu zaman zaman silahlı çatışmalar bile yaşanmış. Oluşturulan “Korucu Köyleri” adeta açık ceza evine dönüşmüş. Civar köylerin de rahatsız olmalarına neden olmuş.

EN ÇOK GÖÇ EDİLEN İLLER

Köylerine dönmek isteyen birçok köylüye, güvenlik sorunu nedeniyle müsaade edilmiyor. Adeta açlığa mahkûm edilerek, onlara “fakir –fukara fonu” yolu gösterilerek, dilenci konumuna getirilmişlerdir.

Eskiden köylerinde ekmek veren durumundan, dilenci durumuna düşmüşlerdir.

Bu durumu hazmedemeyenler; İstanbul, Ankara, Antalya, İzmir, Adana, Mersin, Muğla gibi illere giderek tekstil, inşaat, garsonluk, hamallık, seyyar satıcılık, boyacılık, tuğla fabrikalarında işçilik gibi işlerde geçimlerini sağlamaya çalışmaktadır.

Çoğu sağlık koşullarından yoksun evlerde, barakalarda günlük ekmeğe muhtaç yaşamaktadırlar. Hiçbir sağlık güvenceleri yok. Okula gitme yaşında olan çocuklar ağır işlerde çalışmaktadır.

Hatta hatırlarsınız belki Uğur Dündar’ın “Arena” programına bile konu olmuştu.

İş bulamayan ve kültürel yozlaşmaya uğrayanlar ise, kapkaç, tinerci, hırsızlık, uyuşturucu gibi çetelerin ellerine düşerek heba olmaktadır.

TESEV’İN ARAŞTIRMALARI

Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı (TESEV) “Türkiye’de Ülke İçinde Yerinden Edilme Sorunu, Tespitler ve Çözüm Önerileri” konulu araştırmaya göre; 'Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Bölgesi’nde 1984-1999 arasındaki çatışmalı dönemde binlerce köyün boşaltılması ve yüz binlerce insanın yerinden edilmesiyle zorunlu göç sürecinin yaşandığına' dikkat çekilen proje raporunda, 'sorunun çözümüne yönelik atılan kimi yasal adımların ve uygulamaların zorunlu göç sorununa kalıcı, sürdürülebilir, katılımcı ve demokratik bir çözüm getirmediğine' vurgu yapılıyor.

ZORUNLU GÖÇ HAKKÂRİ’DE ZOR

TESEV gurubu çalışanı, Hukuk Doktoru Dilek Kurban “Ama Hakkâri'de durum farklı. Irak ve İran'la sınırı olan bu kentte hâlâ geri dönülmesine izin verilmeyen birçok köy var. Hakkâri en çok yıkım ve mağduriyet yaşayan yer. Durum o kadar kötü ve umutsuz ki, insanların yüzde 80'i işsiz. Sınır ticareti yok, hayvancılık ölmüş. Tek geçim kaynağı çocuklar. Şehrin tek giriş-çıkış noktası Van'dan oluyor. Orada da üç, dört kez kimlik kontrolü yapılıyor. Türkiye'de kalkan Olağanüstü Hal, Hakkâri'de aslında devam ediyor.”diyor.

Yine Betül Altıntaş'ın araştırmasına göre, “Ankara'da çöp toplayan çocukların çoğu Hakkâri'nin güvenlik kuvvetlerince boşaltılan bir köyün çocukları. Zaten Ankara'da çöp toplama işini örgütleyenler de Hakkârili.”

GÖÇ MAĞDURLARININ SUÇ ORANLARI

Kurban: “İnsan hakları derneklerinin avukatları, suça karışmış çocuklar arasında önemli sayıda göç mağduru ailelerin çocuklarının bulunduğunu söylüyorlar. Eğer bu çocuklar dileniyorsa, hırsızlık yapıyorsa, bu, toplum olarak hepimizin sorunudur. Eğer Türkiye bir sosyal hukuk devletiyse ve uluslararası insan hakları ve çocuk hakları sözleşmelerine imza attıysa, bu devletin sorumluluğudur. Sokaktaki çocuklar, devletin sosyal hukuk devleti olarak temel görevlerini yerine getirmediğinin bir göstergesidir ve bizim de toplumsal duyarsızlığımızın bir resmidir. Göçmenlerin suç meselesine iki türlü yaklaşılabilir. Bir, MGK'nın yaptığı gibi güvenlik açısından yaklaşılır. Yani toplumun bir kesimini hedef alarak salt güvenlik sorunu olarak konuya yaklaşılır.

Ya da konuya insan hakları açısından yaklaşılabilir. Ancak bu durumda biz kendimizle yüzleşebiliriz. Devletin, hükümetin ve toplumun 20 yıldır yaşanan zorunlu göç sorununu artık kabul etmesi gerekiyor. Ancak o zaman bütün Türkiye'yi etkileyen bu sorunun çözümünü bulabileceğiz.

'Terör ve Terörle Mücadeleden doğan zararların karşılanması hakkında kanun' çıkarıldı ama burada zorunlu göçten ve bu insanların kim olduğundan bahsedilmiyor. 'Köye Dönüş için Rehabilitasyon Projesi' uygulanıyor ama hükümetin ağzından zorunlu göç ve mağduriyet diye bir söz çıkmıyor.

Hükümet çıkardığı yasayı bile sahiplenmiyor.

Çünkü aslında bu yasa biraz AB'nin, Birleşmiş Milletler'in ve AİMH'nin dayatmasıyla, tazminat davalarının önüne geçmek için pragmatik nedenlerle çıkarıldı. Henüz bizde bu sorunun adı konmadı. 'Kürt sorunu vardır' diyerek önemli adım atan Başbakan, henüz 'zorunlu göç sorunu vardır' demedi.

TESEV’İN ÇÖZÜM ÖNERİLER

  Raporda yaşam alanlarına dönüş ve bunun koşullarının sağlanmasına ilişkin şu öneriler yer aldı:

  Yaşam alanlarına dönmenin bir hak olduğu kabul edilmeli ve bu haktan bütün yerinden edilenlerin yararlanması sağlanmalı.

  Yaşam alanlarına geri dönüş, sadece köye dönüş olarak görülmemeli.

  Köye dönüş projesi kapsamındaki yardımlar, bütün yerinden edilmişlere koşulsuz olarak verilmeli.

  Geri dönüşün sağlanması için altyapı, tarım ve hayvancılık gibi alanlarda ekonomik politikalar geliştirilmeli ve hızlandırılmalı.

  Huzur ve güvenlik içinde geri dönüşlerin sağlanması için çatışmaların sona erdirilmesi ile birlikte militanlar, korucular ve köylüler arasındaki husumetlerin giderilmesi için adımlar atılmalı.

  Koruculuk kaldırılmalı.

  Devlet, geri dönüş konusunda kitle örgütleri ve uluslararası kuruluşlarla işbirliği yapmalı.

KÖYLER “BOŞALDI” MI, “BOŞALTILDI” MI?

TESEV’ in Araştırma ve İzleme Grubu’nun dört ilde edindiği izlenimler de şöyle:
“Görüştüğümüz hane temsilcilerinin çoğunluğu, köylerinin güvenlik güçleri tarafından bir neden gösterilmeden ya da korucu olmayı kabul etmedikleri gerekçesiyle tamamen boşaltıldığını anlattılar.

Bir kısmı ise, ‘ekmek’ istemek için zaman zaman köylerine gelen PKK üyeleri ile PKK’ya yardım etmeleri konusunda ısrar eden güvenlik güçleri arasında kaldıklarını söylediler. Bazıları, köyleri tamamen boşaltılmamış olmakla birlikte, çatışmalar arasında iki ateş arasında kaldıklarını bu esnada bazı evlerin yıkıldığını veya yandığını can güvenliği kaygısıyla bazı ailelerin köylerini terk ettiklerini belirttiler.

Bazı kişiler, güvenlik güçlerinin ya da PKK’nın karşı tarafı destekledikleri gerekçesiyle kendi ailelerini hedefleyen eylemlerde bulunduklarını ve bu yüzden köylerinden kaçmak zorunda kaldıklarını ifade ettiler.”deniliyor.

Köylerine dönmek isteyen bazı vatandaşlarımızın dilekçeleri dikkate alınmalıdır. Hatta köylerine dönmekte kararsız olan insanlar bile dönüş için teşvik edilmelidir.

Köye dönüşler için bir komisyon kurulmalı ve dönülen köylerde okul, sağlık, güvenlik, bağcılık, tarım, yol, su, elektrik, ev, ahır yıkılan ne varsa tamir veya yeniden yapılmalı. Asgari geçinecek iş veya geçim kaynakları sağlanmalıdır.

Köye dönüşlerin sağlanması için öncelikle ilde mayınlanan alnlar, mayınlardan temizlenmelidir.

ÇÖZÜME BAŞTAN MI YOKSA SONDAN MI BAŞLANACAK

Hakkâri tarihinde hiç bu kadar gündeme gelmemişti. Hazır gündeme gelmişken güvenlik ve huzur sorunu dışında da gündeme gelmesi gerekmez mi?

Bu sorunlar kırsaldan kentlere doğru aktı. Sorunun başladığı nokta belli, çözümüne de oradan başlamak gerekiyor.

Çözüm ve vaatler gene lafta kaldı. Kürt meselesinin en sıkıntılı konularından biri olan köye dönüşler de hâlâ bir sorun olarak ortada duruyor.

Terör ve Terörle Mücadelede Doğan Zararların Karşılanması’nı içeren 5233 sayılı yasa ve uygulamalarının bir an önce sonuç vermesi bekleniyor.

Yeni Valimiz Ayhan Nasuhbeyoğlu’nun çalışmalarına bu noktada sağlıklı tespitler yapmasını bekliyoruz.

Hakkâri, doğudaki iller arasında  “Köye Dönüş Projesi” en az uygulanan ildir. 

Bu yazı toplam 4783 defa okunmuştur