Bedri Çallı

Hakkari'de; Gençler + OKS, ÖSS + Stres = Başarısızlık

2006-04-11 23:14:39
Şu denklemin sonu yıllardır eğitimsizlik, işsizlik, fakirlik ve geri kalmışlık olarak karşımıza çıkıyor. Bu üzücü tablo yöre halkını ve gençlerimizi üzmekte; eğitimle ilgili kurum, kuruluş ve Sivil Toplum Kuruluşlarının OKS, ÖSS ve İstihdama yönelik tüm sınavlarda yıllardır başarısız sonuçlar karşısında arayışlar içinde oldukları bilinmektedir. Yılların ihmali ve unutulmuşluğuna maruz bırakılmış Hakkâri’ye, Hükümetlerin ve Milli Eğitim Bakanlığının yeterince tedbir almadığı; gerektiği ölçüde yatırım yapmadığı gibi bu İl’e öğretmen gönderememesi eğitimdeki başarısızlığın ana nedenini oluşturmuştur. İl bazında; İdarecilerin ve Siyasilerin ihale ve adam kayırma çabaları eğitim sorunlarının önüne geçmiş ve doğal olarak halkın ortak tepkilerine ve güvensizliklerine zemin hazırlamıştır. Bu nedenle İl’i idare edenlerin güven tazelemeleri ihtiyacı elzemdir. İl genelinde halen beş yıllık eğitim veren okullar mevcuttur. Bu çocukların İlköğretimi bile kendi köylerinde okuma olanakları yok ve hatta hiç okulu olmayan köylerde mevcuttur. İl ve ilçe merkezlerinde ki; okullar ciftli eğitim vermekte ve öğrenci sayıları küçümsenmeyecek kadar fazladır. Bir çok okul, odunluklarını bile sınıf haline getirmiştir. Bu ortamları gördüğünüzde Hakkari’li gençlerin geri zekâlı olmadıklarını tam aksine zeki olduklarına, çağ dışı bir eğitim ortamı ile eğitim gördüklerine şahit olacaksınız. Okul İdareciliği bakımından öğretmenlerin idealistliği ve yetenekleri göz ardı edilmiştir. Okul idarecisi olabilmenin kriterleri arasında Hakkari’li olmakla beraber; Milletvekili ve Milli Eğitim Müdürünün yakını olmak şarttır. Oysa Hakkari”li olmayan fakat meslek aşkı dorukta olduğu bir çok idealist eğitimci tanıma fırsatı buldum. kendisini bilgi ile donatmış, bu bilgiye sahip olabilmek uğruna bir çok özveride bulunan bir öğretmeni, siz hasbelkader sadece dost, ahbap veya siyasi gücü sayesinde idareci olan birinin emrine sokarsanız, bundan verim beklemeye hakkınız varmı? Öğretmenlik mesleği kutsal olduğu kadar, yoğun emek ve gayret isteyen bir iştir. Bizler bir kaç tane çocuğumuzla baş edemezken; öğretmenlerin her birine 40’ın üzerinde çocuğun sorumluluğu yüklenmiş. Gündüz bu çocuklar ile uğraşan bir öğretmen, ertesi gün öğrencilere vereceği dersleri gözden geçirerek bir öğrenciden daha fazla çalışmaktadır. Peki, bu kadar stres ve emek sarf eden bir öğretmenin aldığı ücret yeterli mi? İnsanların önyargıları nedeniyle görev yapmaya üşendikleri bir Hakkâri’de çalıştıklarını düşünecek olursak; eğitimcilerin öz verilerini ve aldıkları ücretin yetersizliğini kabul etmek zorundayız. Ayrıca okulda geçen günün ve ders çalışarak geçen gecenin yorgunluğu’nun ardından, haftanın hangi gününde veya ne kadar zamanda hangi sosyal aktivitelere katılması mümkündür. Burada bu imkanlar sunuluyor mu? Nafile! Hep isteniyor, ancak verilenlerin yetersiz olduğu kanısındayım. Bunu Doktorlar açısından da aynı şekilde değerlendirmek mümkün. Branş öğretmenlerinin eksikliği, henüz mezun olmuş tecrübeden yoksun öğretmenlerin fazlalığı yine bu sorunların bir kısmıdır. Gelen öğretmenlerin bir kısmının bakanlardan ve ülke yetkililerinden torpilli olması adaletsiz bir görev dağılımını ortaya koymaktadır. Öğrencilerine örnek olamayan öğretmenlerden de söz etmek gerek. Mesleğini sadece ay sonlarında maaş almak için yapan öğretmenler gerçekten kötü örnektir. Bunların bir kısmı hiç bir şey yapmaz, bir kısmı içki içer, bir kısmı okey masasında zaman öldürür. Bunlar eğitim camiasının umutsuz vakalarıdır. bunların bir kısmının duvarlarında gördüğüm teşekkür belgeleri karşısında hayret ettim ve bu belgelerin hangi kriterlere göre verildiğini şu an bile merak ediyorum. Bütün bu sorunlarla boğuşan ve bu durumdaki öğretmenler, acaba gençlerimize ne verebilir. Onların eğittikleri öğrencilerden ne beklenebilir. SON AYLARDAKİ STRES VE BASKI İl genelinde aylarca süren ve 20’ye yakın bombalama eylemleri ve bu bombalamalarda öldürülen bir çok insanımız, Şemdinli olayı ve ardından Hakkari ve Yüksekova yürüyüşleri ve yine ölümler. Uzun süren gergin günler ve haftalar. Defalarca yapılan protesto eylemleri, kepenk kapatma ve basın açıklamaları ve ardından sert müdahaleler, göz altılar ve yargılamalar. Batman’da öldürülen Polisler, Muş kırsalında öldürülen Pkk.liler vb. bir çok ölümlerin ardından Diyarbakır ve Hakkari başta olmak üzere ülkenin bir çok yerleşim biriminde meydana gelen gerginlikler ve yine sayıları 20’lere dayanan ölümler, yaralanmalar, sınıflardan alınıp göz altına alınan yüzlerce ve korktukları için firar eden sayısızca genç. Evet yine şükür, bu ülkede sağduyu hakimiyetini kaybetmedi. Allah korusun, bir anda ülke geneline bu huzursuzluk sıçrasaydı. Bunu durdurmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecekti. Bu durumda bile bir takım insanlar, farklı rantların peşinde oldu. Ortamı gerginleştirme çabaları doruktaydı. Ancak bu ülke insanı Türk’ü ve Kürt’ü ile gösterdiği sabır ve metanet ile gerçekten taktir edilmelidir. Bu kadar kışkırtıcı, olduğu halde akli salim davranmasını bilmiştir. Sınır kapılarındaki ticaretin durması, ailelere yapılan öğrenci yardımının durdurulması, esnafların iflas eşiğine gelmesi, son günlerdeki öldürülmelerin artması, insanların içini yakan cenaze törenlerdeki ana, baba, eş ve çocukların göz yaşları insanların tedirginliğini artırmıştır. Bunlar telafisi mümkün olmayan kayıplardır. HAKKARİ’DE GENÇLER + OKS, ÖSS + STRES = BAŞARISIZLIK Bütün bu kadar olumsuzluk karşısında bu başlığı kullanmada haksız mıyım? Tek hedefi cehaletten kurtulmak, bu olumsuzluklardan sıyrılmak, okuyup ülkesine ve insanına yararlı olabilmek adına gece gündüz çalışan veya çalışmak isteyen bu gençler acaba istedikleri programı uygulayabiliyorlar mı? Yukarıda anlattığım gibi zaten eksik bir temel ile eğitim görmüş bu insanlar, daha fazla çalışıp ülke gençleri ile yarışmak istiyor. Ancak bu ortamı bulamıyorlar. Ana – babalar Amman yavrum, daha hava kararmadan evine gel, sakın dışarıda kalma, arkadaşının evine gitme, arkadaşın eve gelmesin, gece dershaneye, etüt’e veya kütüphaneye gitme telkinleri ve yarın ne gibi bir olay olacak stres ve baskısı altında ne derece başarılı olacaklar. Burada hal böyle iken, acaba ülkenin diğer illerinde ki gençlerin durumu böylemi; İşte benim ilimde bu şartlarda yetişen gençler ülke gençleri ile eğitimde yarışacaklar. Allah yardımcıları olsun, kendilerine başarılar diliyorum. Bunlar eğitimsiz kaldıkça hep birlikte rahatsızlığımız devam eder. Göreve başlayalı çok uzun zaman olmadı sayın valimizin. Valimiz Sayın Ayhan NASUHBEYOĞLU aslında tüm bu olumsuzlukların dışında. İlimizde görev yaptığı bu birkaç aylık sürede iyi niyetli ve bu ilde bir şeyler yapma gayretinin olduğunu yakından bilen biriyim. Bu çabalarının olumlu sonuç vermesi için her kesin destek sunması gerektiğini düşünüyorum. Bir yetkilinin çabalarını ve niyetini tam anlamadan, bu güne kadar yazılarımda onu göklere çıkarma gibi bir çaba içerisinde olmadım. Öncelikle tanımaya ve anlamaya çalışıyorum. Ancak sayın valimizin iyi niyetini yukarıda var olan sorunlarda da göstermesini bekliyorum. Ülkemize ve ilimize huzur dolu günlerin geri gelmesi ve gençlerimizin tüm olumsuzluklara rağmen başarılı olacaklarına tüm kalbimle inanıyorum. Her kesi onlara destek olmaya davet ediyorum. Son olarak kendilerine olan güvenlerini kurumalarını diliyorum. Hoşça kalınız. 11.04.2006 Bedri ÇALLI bedricalli@mynet.com bedricalli@hotmail.com
Bu yazı toplam 8964 defa okunmuştur