Necip Çapraz

Hakkari nereye gidiyor?

25 Eylül 2008 Perşembe

Hakkari ilinin tarihi çok eskilere dayanır. O eski tarihinde birçok kahramanlıklar, kültürel olaylar saklı. Bilimsel ve kültürel alanlarda yetişen yazarlarıyla günümüze kadar kendini koruyan ve kendine özgü farklı bir il.

Farklılığı; Türkiye"nin Türkiye"ye en uzak ili olması, işsizliğin rakamsal olarak en fazla olduğu, sınırları itibari ile en fazla dış ülkelere sınırı olduğu, dağların ve denize yüksekliğin en fazla il olduğu, düzlüklerin en az olduğu, ormanları en fazla yakılan, ÖSS, OKS sınavlarında en fazla sonuncu, insanların en fazla birbirine akraba olduğu, ekonomi alanında üretimin en az olduğu, geçici köy korucuların en fazla olduğu, askeri operasyonların en fazla olduğu, yasak bölgelerin en fazla olduğu, en fazla askerin barındığı il vesaire liste uzar gider.

"En"lerin en fazla olduğu il demek mümkündür. Ama negatif "en"lerin.

Tüm bunların olduğu bir coğrafyada güzel şeyler de oluyor. Mesela dışarıdan gelen her yabancı “baş, göz” üstünde tutulur. Bu insanların belki de hayatında en fazla anılarının olduğu il konumunda olur. Tüm olumsuzluklara rağmen düğünlerinde, sokaktaki yaşamında, belki de evlerinde en fazla mutlu ve umutlu insanlar olarak görülür.

Hakkari merkeze coğrafik olarak baktığımızda çanak gibi bir yamaçta bir futbol sahası kadar düzlüğü olmayan bir il olarak görmek mümkün. Son yıllardaki “düşük yoğunluklu çatışmalar” nedeniyle köylerinin en çok boşaldığı il olduğundan şehir merkezine yoğun göçler sonucunda çarpık bir kentleşme yaşandığı görülüyor. Hakkâri ilinin merkezinde birçok alanın heyelan bölgesi (Berçelan ve Merzan) olmasını da hesaba katarsak aslında artık yapılaşmanın yapılamayacağı bir konumdadır. İllerin ve ilçelerin gelecekte gelişmelerinin olup olamayacağı ve olursa hangi kapsamda olacağını hesaplayan bazı kurumların olduğunu duymuştum. Bu duyduğum veriler içinde Hakkâri"nin artık gelişme açısından misyonunu tamamladığı yönündeydi. Zaten bu günkü görünen gerçeklerde bunu açık olarak gösteriyor.

Tüm bu duyumları hesaba katarsak, bunun yanında Hakkâri"ye Merzan"dan ve Berçelan"dan bakarsak şehrin ne kadar büyük bir çıkmazla karşı karşıya olduğunu görürüz. Cumhuriyet tarihi ile beraber il olan Hakkâri"nin halen kentsel yapısını sağlayamadığını görüyoruz. Halen altyapı, yol, su, kanalizasyon vb. sorunları çözülememiştir. Cumhuriyet tarihi ile beraber atanan valiler, seçilen belediye başkanları ve milletvekillerinin başarılı olduğunu söyleyemeyiz. Ortada görülen sorunlar de bunun canlı tanığıdır.

Yapılaşma için yer yok, üretim yok, alt yapı yok, yol yok. Yok, yok, yok.

Bu kadar “yok”ların olduğu Hakkâri"nin 10 yıl sonrasını düşünelim. Yani bu nüfus artış hızı ve üniversitenin kurulmasından sonra oluşacak nüfus yapısı ve yapılaşma durumunu. Asgari 20–30 bin insanın oluşacak üniversite nüfusunu ve nüfus artış hızı ile bir artı 50 bin nüfusu daha katarsak Hakkâri o zaman nefes alamaz bir duruma gelir.

Berçelan Hakkâri"nin gelişme potansiyeli açısından bir coğrafik alan olarak düşünenlere sormak lazım yazın bile soğuğunda yaşanılmayan coğrafyaya gelişmenin coğrafik yönü olarak düşünmek saflık olur.

Berçelan ancak turizm alanı olarak düşünülebilir. Yılın belli mevsimlerinde kalınan yer olarak düşünebiliriz. Yayla turizmi ve kayak pistleri olarak önemli bir dikkatte olacaktır.

Berçelan- Van yolu ise bana göre ileride sıkıntılara neden olabilecek bir yol. Bunu da neden söylüyorum. Aynı yoldan bir mühendis arkadaşımla beraber giderken gördük. Özellikle Vali Bey tarafından yapılan yolun ileride Hakkâri merkeze bile zarar verecek bir şekilde heyelana neden olabileceği üzerine ciddi kuşkularım var. Zaten yapım aşamasında bile çöken yol zemininden ve yol çalışması nedeniyle yuvarlanan kayalardan zarar görme ihtimali ile karşılaşan evlerin olduğunu bilmeyen gidip görsün.

Zaten Hakkâri"nin çok varlıklı ve tanınan birçok ailesi Hakkâri iline ne yapılaşma neden yatırım için gözle görülür bir eseri bu güne kadar yapmadı.

Hakkâri önümüzdeki yıllar için çok ciddi planlamalar yapılması gereken bir il. Yapılaşmalardan tutun da alt yapısına kadar devletin çok ciddi teşviklerine ihtiyaç vardır.

Hayalleri ertelenmiş bir kentin, ertelenmiş sorunlarını toplumsal bir seferberlikte çözmek mümkündür. Belki, belki ama “belkiler” sımsıcak tutmak gerekecektir.

Esasen de Hakkâri “EN” şehirdir. Tarihi dokusu talan edilmiş şimdi de doğası talan edilen bir yerde ancak yaşamak için bahsettiğim altyapı meselesi devlet politikası ve insanı bir politika haline gelmelidir diye düşünüyorum. Yeni üretim şekilleri ile de üretim alanları açılmalıdır.

Hakkari"nin 10 yıl ve daha sonraki yıllarına hitap edecek kısa ve uzun vadeli projeler uygulanmalıdır. Bu tarihi ve güzel şehrimizin daha birçok yüzyılda sağlam ve dimdik ayakta durması için bu gün iktidarda, etkin ve yetkin kişilerinden açıklama bekliyoruz. Bu yapılmazsa dahi sivil toplum örgütlerinin üniversitenin de katkıları ile bu konularda en azından düşünce bazında bir toplantının yararlı olacağını düşünüyorum.

Culemerg yaşamalı,gelişmeli ve bu özgün dokusu koru(n)malıdır..

 

Bu yazı toplam 12112 defa okunmuştur