Bedri Çallı

Hakkari Eğitimi Üzerine

19 Ağustos 2009 Çarşamba 23:25

Hakkari genelinde, eğitim çıtasının tüm vaatlere ve beklentilere rağmen bir türlü yükselmediğini vatandaşlarımız çok normal bir durummuş gibi algılamaya alıştı artık. ÖSS ve SBS de son yaşanan başarısızlığa karşı tepkisizlik bu alışkanlığın en bariz örneğidir.

Geçmişte sorumluluk merciinde bulunan insanlar, çalışmalarının meyvesi 4 - 5 yıl gibi bir takvimle alınacağını halkımıza aşılamıştı. Şu kadar yıl sonra zehir gibi bir eğitim ordusu geliyor. ÖSS’de Türkiye başarı sıralamalarının allak bulak olacağı ve Hakkari ilk sıralara yerleşeceği yönünde bizlere vaatlerde bulunurlardı. Halkımız saf saf inanarak beklemeye başladı. Arada yıllar geçti ve değişen hiçbir şey olmadı.

Bu iddiaların sahibi olan Vali ve Milli Eğitim Müdürlerine, önümüzdeki eğitim ve öğretim döneminin eksi ve artıları sizin olacak şeklinde sürekli uyarılarım olmuştur.

Evet kurumları idare etmek bir ekip işidir. Bunu sadece sorumluluk mevkiinin en başında olan bir tek insandan istemek haksızlık olur. Bu ekibin kalitesine göre başarı yada başarısızlık ortaya çıkar.

Ayrıca eğitimde başarı elde etme arzusu var ise, başarı elde etmenin önündeki tüm olumsuzluklar gözden geçirilmeli. O kadar çok neden var ki, bu nedenleri tespit etmek için sağlıklı beyinlere ve geniş bir çalışmaya ihtiyaç vardır. Eğitimde başarısızlığın nedenleri olarak eğitimci eksiği, fiziki yapı eksiği, veli ilgisizliği vb. birkaç tane nedeni ortaya koymak yeterli değildir.

Eğitimdeki başarıyı olumsuz yönde etkileyen nedenlerden bir kısmı merkezi hükümet, bir kısmı yerel idareciler ve bir kısmı ise sivil toplum örgütleri ile aileler tarafından çözülmesi mümkündür.

Bu yazımda eğitimin önündeki tüm olumsuzlukları bir kenara koyarak sadece beyin takımı ve eğitim – öğretim takviminden çalınan zaman ile ilgili bir şeyler yazmak istiyorum.

BEYİN TAKIMI         :

Bu çerçevede bakıldığında yerel idarenin (Vali ve Milli Eğitim Müdürü) birinci yapmaları gereken, eğitimde beyin takımını gözden geçirmek olmalıdır. Yıllardır bu konuda yaptığım uyarılar göz önüne alınmadı. Sonuç nafile.

Okullarda öğrencilere eğitim veremeyenlerin, yada yeterli tecrübeye ulaşmadan koltuk ve makam hırsı ile siyasi güçleri kullanarak, makam işgal etmeleri bu başarısızlığın ana nedenlerindendir. Bu durum gerek il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri ve gerekse okul idareleri için geçerlidir.

Ayrıca son zamanlarda il milli eğitim müdürlüğünün tepesindeki birkaç idareci ile ilgili bir dava yürütüldüğü bilinmektedir. Bu dava sonuçlanıncaya kadar şüphesiz her kes suçsuzdur. Ancak suçlu olmaları halinde nasıl ki bu idareciler görev yapamayacaklarsa, suçsuz olmaları durumunda da şevkleri kırılmış ve gönül rahatlığı ile görev yapamayacaklardır.

Gerek geçmişten bu güne süregelen eğitimdeki başarısızlık ve gerekse sözünü ettiğim şaibelerin göz önüne alınması durumunda il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri ve gerekse okul idarelerinin yeniden gözden geçirilmesi elzemdir.

Dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ise, eğitimde birikim, idealistlik, üretkenlik olmalıdır. Bu noktada yerli eğitimci yada yabancı eğitimci, dost, ahbap veya siyasi görüş ve siyasi güç bir kenara konulmalıdır. 

EĞİTİM VE ÖĞRETİMDEN ÇALINAN ZAMAN  :

Yıllardır bu konuda yaptığım tüm uyarıları, geçmiş Vali ve Milli Eğitim Müdürlerinin uygun bulmalarına rağmen hayata geçirilmesi bir türlü mümkün olamadı.

Eğitim ve öğretim döneminin başlaması ve sona ermesi, iki tane dini bayram ve resmi bayramların başlamaları ve bitişlerinde en az birer hafta eğitim verilemiyor. Öğretmenlerin bir kısmı görev yerine gelmiyor, dersler boş geçiyor, yoklama yapılmıyor.

Öğrenciler bu durumu alışkanlık haline getirmiş ve okula gelinmemesi gerektiği yönünde bir ortak görüş ortaya çıkmıştır.

Sayın vali  ve milli eğitim müdürümüzün bu konularda hassas olmaları gerektiğini düşünüyorum. Çünkü 2009 – 2010 eğitim döneminin artı ve eksileri hiç şüphesiz sayın Valimiz ve İl Milli Eğitim Müdürümüzün karnelerine yazılacaktır.

Bu yazı toplam 4721 defa okunmuştur
yorum
 // murat
altın/hakan niçli kardeşim o kadar basit anlatmısın ki senin ne okudugunu hangi ünüversite oldugunu merak ettim sadece çook basit anlatmısın olayı...
26 Ağustos 2009 Çarşamba 21:25
hakana
 // can
ama görüyoruz ki pratikte öyle değil durum. testlerde türkçeden en başarısız il hakkari. sence bu bir tesadüf mü? gündelik hayatta kullanmadığın bir dilden sınavda nasıl başarılı olabilirsin ki? evet senin gibi bazı insanların dil öğrenmeye yatkınlığı olabilir ama çoğunluğun böyle bir yetisi yok ve dillerini kullanmadan geliştiremezler....
25 Ağustos 2009 Salı 09:23
altin
 // hakan
ya evde turkcenin konusulmaasi sacmaligida nerde cikti.bak bizde evde konusmazdik ama yerlestik universiteye.birakin artik bu dar dusunceleri.boyle eklemeler yapip durursunuz.ama dusunmezmisiniz anlamiyorum.cik bir yurt disinada gor.adamlar kac dil biliyor ve resmi dillerini hic konusmuyorlar evde.turkce dunyanin en kolay dillrinden biri televizyondan ogrenmen yeterli geliyor.birazda kitap bitti...
24 Ağustos 2009 Pazartesi 19:43