İskender Kahraman

Hadi be başbakan seni kim durdurabilir!

12 Ekim 2012 Cuma 15:18

İslam ahlakına göre komşusunun namusunda, malında, canında gözü olmanın vebali ağırdır. Bizler bilmesine biliyoruz da bu aralar savaş tamtamlarıyla kafası hayli karışık olan başbakanımız bunu unutmuşa benziyor galiba.

Müslümanlık havariliğine soyunmuş etkili ve koskocaman bir başbakanın bunu bilmemesine şaşırmak gerekir doğrusu. Çünkü, bu, eşyanın kanununa aykırı. İslam ahlakına, Müslümanlığa aykırı. Başbakanlığa aykırı…

Türk hükümetinin bir yılı aşkın komşularına, özellikle Suriye’ye karşı gösterdiği haklı-haksız, sert ve olumsuz tutumu hepimizin malumu.

Son olarak Suriye yolcu uçağının bir şov eşliğinde apar topar Ankara’ya indirilmesi de bomba gibi düştü gündeme.

Orkestra eşliğindeki top atışları merasiminden ve bu son olaydan dolayı bu aralar, savaş tamtamları çalan milliyetçi kesimlerin duyguları hoş olsa gerek.

Hatırlanacağı gibi, daha önce de Türk hükümetinin dünden razı olacağı provakasyon olan karşılıklı top atışları fırsatı yakalanmıştı.

Bu da Irak Kürt bölgesi kurulalı beri nasıl oraya devamlı hava bombardımanları, top atışları yapılıyorsa bundan sonra Suriye’nin Kürt bölgesine de sistematik bombardımanların, top atışlarının gelenek haline getirilmesi için gerekçe olacaktır.

Barışmamızı gerektiren bir sürü neden varken şimdi savaşabiliriz artık. Çünkü savaşmamız için birkaç neden oluşmuştur.

Şimdi tam zamanı başbakanımız seni kim durdurabilir! Ortadoğu’yu kan gölüne çevir. Komşularının malına, canına göz dik. Kara topraklarını bombala, uçaklarını indir. Sakın korkma ABD senin arkanda. Sadece ABD mi? Koskocaman Nato ordusu da arkanda. İsrail ve daha niceleri de arkanda. Seni kolluyorlar.

Zaten bir bakanın da dediği gibi Suriye’yi iki saatte yok edebilirsin. Kim dayanabilir Kasımpaşalı bir kabadayının endamına, narasına. Heeeyyyytt! Al ananı da çek git lan Esad, Maliki, Ortadoğu, başbakanımız geliyor. Var mı bize yan bakan!

Eski dost düşman olunca

Eski dost düşman olmaz derler. Ama oluyormuş! Çünkü, Ortadoğu’nun dört kafadarı (Türkiye, Suriye, Irak ve İran) daha bir sene önce el ele verip PKK’yi ve PJAK’ı yok etmek için canhıraş çalışıyorlardı.

Bir taraftan İran bir taraftan Irak, Suriye diğer taraftan da Türkiye sıkıştırdıkça sıkıştırıyordu Silahlı Kürt hareketini.

Esad kardeşimizle, Malikiyle, Ahmadi Nejadla nasıl canciğer olduklarını hepimiz hatırlıyoruz!

Ama tarihin cilveleri işte. Tarih ya da zaman insanlığı hep yanıtlığı gibi yine her zaman yanıltacaktır. Bu gün bu eski dost kafadarlar, bu canciğer kardeşler yine Kürtler yüzünden birbirine düşmüş durumdalar.

Daha dünkü candost Esad katliam üzerine katliam yapıyor şimdi. Diğer bir dost Sudan devlet başkanı Omar al Beşir de hala katliam yapıyor. (Omar al Beşir, Birleşmiş Milletler'e göre, Darfur’daki çatışmalar sırasında 300 bin kişinin öldürülmesinden sorumlu)

Omar al Beşir’i Türkiye’ye davet edip ödüllendiriyorsunuz. 100 binden fazla Tamil halkını katliamdan geçiren Srilanka Devlet Başkanı Mahinda Rajapaksa’ya kızmıyorsunuz. Hatta binlerce kişiyi öldürerek sorunu kökten hallettiği için onu bu başarısından dolayı tebrik ediyorsunuz.

Çünkü oralarda sizi ilgilendiren Kürtler yok. Türkiye’ye de komşu değil oralar. Böylece Onlar, İstediği kadar insan öldürebilir. Kızmak yok onlar hala dost.

Ama artık eski dost Esat şimdi düşmandır. Çünkü daha önce Esad kendi vatandaşlarının, kendi Kürtlerinin kafasına vurunca tüm gücünle candostunun yanındaydın. O zamanlar O, dost biriydi. Ha gayret Esad, biraz daha Esad, bitti bitecek Esad…

Şimdi ise kontrolü kaybedince, daha doğrusu Kürtlere bir hak elde etme fırsatı doğunca ne hikmetse eski dost Saddam gibi Esad da aniden baş düşman oluverdi, oralar da düşman toprakları…

Orası uzak da olsa, oraya gitsek de gitmesek de, orada yüz binlerce insan öldürülse de o köy bizim köyümüzdür. Omar al Beşir yine de sizin dostunuzdur…

Ha bu arada bizim evimizde bir eksiğimiz yoktur. Ekmeğimiz, suyumuz, tuzumuz her şey tastamam. Ülkemiz dört dörtlük yürüyor yani.

Dünyanın en pahalı petrolü, en pahalı elektriği, suyu, gazı bizde değil. Hemen her gün ülkemizde 10 kişiden fazla insan kardeş kavgasından ya da alt yapı yetersizliğinden canından olmuyor.

Demokrasimiz tıkır tıkır işliyor. İşsizlik sorunu yok. Kira derdi yok. Cari açık yok. Yok yok yok. Hiçbir derdimiz yok. Mazzallah yani, Allah korusun ülkemizin sağlığı sıhhati yerinde. Binlerce defa şükür.

Oluk oluk fakir Kürt ailelerin çocuklarının kanı akmıyor. Oluk oluk fakir Türk ailelerin çocuklarının kanı akmıyor.  Kürt şehirlerinde fakir Kürt analarının feryatları arşa yükselmiyor. Türk şehirlerinde fakir Türk analarının feryatları arşa yükselmiyor.

Komşularla sıfır sorun tezi mi dediniz? Haberiniz yok mu? O tez içerde ve dışarıda sırf sorun tezi olarak musallat oldu herkese. Binlerce şükürler olsun ki ortalığı karıştıran o tez sahibiyle birlikte tarihin sessizliğine gömüldü, daha doğrusu çöplüğünde gizleniyor şimdi.

Yüce ruh Mevlana Celaleddin Rumi’nin dediği gibi:

Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme
Şekerliğinin içindeki zehir zarar vermez bize
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme…

Bu yazı toplam 10970 defa okunmuştur
mustafa
 // ahmed
Peygamberimiz ölçüyü çok net vermiş: Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir. Biz kimiz? Müslüman. Bizden değil ne demek? Müslüman değil demek. Bu durmda, bırakın müslümanlara lider olması, recep efendi müslüman bile değil. Ne müslümanlığı! Kürdlere (Allah'ın yeryüzündeki ayetlerinden olan) bu kadar kin ve nefret besleyen birisini kimse tutmasın sakın! Allah onu helak olacağı sona doğru dolu dizgin serbest bırakmıştır zaten. sakın olaki onu bu sondan uyandırmaya kalkmayın, yoksa günahkar olursunuz. Zalimler, ken dilerinin yenilmez olduğu hissinin zirvesinde iken, Allah aniden onları yere seriyor. Zirveden yere çakılma yani. Kimse tutmasın sakın!...
19 Ekim 2012 Cuma 00:37
06:36
 // Amedî
Tebrik ederim, güzel bir yazı. Ayrıca Merwani kardeşin yorumu da çok hoş......
18 Ekim 2012 Perşembe 06:36
can
 // canan
mütevaziliğinle her ne kadar saklamaya çalışsan da sende bir cevherin güzelliğin olduğunu biliyorduk iskender. keşfedilmeyi bekliyordun ama anlaşılan bundan vazgeçmişsin kendini keşfettirmeye başlamişsın. yakışır....
13 Ekim 2012 Cumartesi 14:17