Ümit Yazıcıoğlu

Gül'ün 'Ergenekon' analizi

30 Ağustos 2008 Cumartesi

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Cumhurbaşkanlığına seçilmesinin üzerinden geçen bir yılı NTV'ye değerlendirdi.

 

'Ergenekon' Davası ile ilgili, olarak “bu konular Türkiye'de her zaman vardı. Bunların varlığını herkes bilirdi ama bu konulara değinilmezdi" cümlesini sarfetti.

 

O zaman insan ister istemez, sormak zorunda kalıyor.

 

Peki neden böyle?

 

Örneğin görevi muhtemel tehditler hakkında bilgi toplamak, önlem almak ve gerekli durumlarda ilgili makamları uyarmak olan teşkilât, meselenin üzerine gitmedi mi?

 

Türkiye Güneydoğu'da çok sayıda faili meçhul cinayetin altında imzası olan JİTEM'in kurucusu olduğu iddia edilen Veli Küçük ismini, ilk kez Susurluk kazasıyla duydu.

 

Sayın Mesut Yılmaz'ın talimatıyla Kutlu Savaş'ın yazdığı raporda da belirtildiği gibi, Susurluk'ta rol alanlar, önce PKK ile mücadeleye soyunmuşlardı; sonradan bir kısmı "menfaat çetesine" dönüştü.

 

Kazada ölen Abdullah Çatlı'nın, son telefon görüşmelerinden birini Küçük'le yaptığı belirlendi. Susurluk'un kilit isimlerinden Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ın kullandığı cep telefonunun da o dönemde Giresun Jandarma Bölge Komutanı olan Tuğgeneral Küçük adına kayıtlı olduğu saptandı.

 

Hatta Küçük Kocaeli İl Jandarma Alay Komutanı olduğu sırada bu bölgede kullanıldığı tespit edilen bu telefondan, öldürülen Ömer Lütfü Topal'ın kumarhanelerinin de defalarca arandığı belirlendi.

 

* * *

 

Ayrıca Sayın Cumhurbaşkanı Gül Ergenekon davasını kastederek, “böyle bir davanın Türk mahkemelerine teslim edilmesinin, mahkemelerimizin açık, şeffaf, kuralları belli usuller çerçevesinde bunlara bakacak olmasının Türkiye açısından bir aşama olduğu kanaatindeyim” belirlemesini yaptı. Ve "Kimse şimdiden suçlu ilan edilemez" dedi.

 

Hukuken doğru bir tesbit, ama buna nazaran kendilerine sornak gerekir, Özel Harp Dairesi hâlâ niçin var, geçmişte hangi olaylara karıştı? Bunları bilmiyoruz.

 

Şemdinli olaylarında olayları aydınlığa kavuşturmaya çalışan, eski Van Savcısı niçin meslekten men edildi?

 

Onun meslekten menedilişinde, adalet veya adil davranış var mı?

 

O dönem dişişleri bakanlığı yapan bir şahsiyetin, o dönem adalet bakanlığı yapan bir şahsiyetin, kısaca hükümetin, hiçmi hatası yok?

 

Aslında kendilerinin bu konularıda değerlendirmesi gerekirdi. Ama Şemdinli olaylarına hiç değinmediler. Kendilerinin bu tavırlarını bir eksiklik olarak, değerlendiriyorum. Çünkü, Susurluk'la Şemdinli'yle, Ergenekon arasında fark yok esas olarak.

 

Hepimizin bildiği gibi, Ergenekon'un asıl kaynağı Kürt sorunudur.

 

Ergenekon idianamesi, “her türlü eksikliğine, teknik bazı sorunlarına ve belli bir tarafın, özellikle ve kasıtlıca önemsizleştirme, değersizleştirme çabalarına rağmen” çok ciddi bir iddianame.

 

Ergenekon gibi çetelerin Kürt meselesi gibi demokrasi sürecini doğrudan etkileyebilecek sorunlardan her zaman beslenebileceği bilinen bir realite. 

 

Dolayısıyla Kürtlerin yaşadığı alandaki cinayetler, eylemler ortaya çıkarılmalıdır. Suç işleyenin suçunun karşılığı olan cezayı alması kadar doğal bir şey yoktur.

 

Bu bağlamda Ergenekon davası, doğru yönlenirse Veli Küçük'ler, Levent Ersöz'ler vb. üzerinden JİTEM, Doğu ve Güneydoğu'da yaşanmış olan illegal faaliyetler üzerine detaylı bir şekilde gidebilirse ve hatta  eski Van Valisi Hikmet Tan döneminde, Adıyaman, Van ve Hakkari yörelerinde meydana gelen illegal olaylar ve faili meçhuller aydınlatılabilirse, bu ülkenin demokrasisine hizmet eder.

 

Türkiye, ancak geçmişiyle hesaplaşarak daha vasıflı bir demokrasiye geçebilir.

 

* * *

 

Av. Erdal Doğan'ın da belirtiği gibi, neden Ergenekon iddianamesinde Hrant Dink cinayeti yok?

 

Savcıların yapmış olduğu Ergenekon soruşturması oldukça ciddi. Fakat Ergenekon davasına ve soruşturmasında tutuklu bulunan isimlere baktığımız zaman, Hrant Dink davasının üzerinde ciddiyetle durulmadığı ortaya çıkıyor.

 

Somut ilişkilendirmeye gidilmedi. Bu konuda bir çekingenlik ya da ihmal var. Dink cinayetindeki durum Malatya katliamı için de geçerli.

 

Sonuç

 

Dava kesin karara bağlanmadan kimse şimdiden hukuken suçlu ilan edilemez.

 

Buradan çıkaracağımız bir başka ders ise Ergenekon gibi çetelerin Kürt meselesi gibi demokrasi sürecini doğrudan etkileyebilecek sorunlardan her zaman beslenebileceği gerçeğidir.

 

Türkiye'de demokrasi süreci derinleştirilmeden, tam demokrasi yolunda kalıcı adımlar atılmadıkça elde edilen hiçbir kazanç garanti altında değildir.

 

Bu yazı toplam 9726 defa okunmuştur
şemdılı gerçeği
 // umut yılmaz
akp şemdınlıde nasıl tusladıysa ergenekondada oyle tuslayacak grcekcı olmak lazım derın devlet bıtmez devletın varlık gerekçesıdır...
01 Eylül 2008 Pazartesi 17:44
Önümüzdeki ğünlerde MİT'in başına Arman Suar getirileçek
 // bir okurunuz
Arman Suar'ın önümüzdeki ğünlerde MİT'in başına atanmasında Abdullah Gül, Ali Babacan ile Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in etkili olduğu öne sürülüyor, biline...

· Evet, Arman SUAR kimdir, kısaca bakalım; Arman SUAR, yaklaşık olarak 8 yıl önce MİT'ten emekli olmuş, idari işler ve personel dairesi eski başkanıdır. Arman Bey, MİT dışında, Demirel iktidarı döneminde Başbakanlık Müsteşar Yardımcılığı görevinde de bulunmuş. Siyasi çevrelere aşinalığı da yakın akrabası EKREM CEYHUN'la başlamış. Demirel'in karakutusu olarak bilinen, Devlet eski bakanlarından, Erzurumlu Ekrem CEYHUN´ un yakın akrabası olan Arman SUAR Demirel Ailesi'nin yakın bir ismi, Arman Bey ayrıca son seçimlerde DYP'den milletvekili adayı olarak da aktif politikaya girişim yapmış.

· İzlemeye devam ediyoruz, gözümüz raflardaki uyumaya bırakılan dosyalarda.."...
31 Ağustos 2008 Pazar 23:49
Susurluk ' un ipliğini pazara çıkaran Doğu Perinçek
 // Cami Öztürt
Sayın Hocam, Cumhuriyet Yazarı Hikmet Çetinkaya'nın 23 Haziran 2008 günlü köşe yazısından bir alıntıyı sizlerle paylaşmak istiyorum. "Susurluk kazasında devlet içinde örgütlü silahlı güç ortaya çıkınca iktidarda Refahyol hükümeti vardı . Tansu Çiller ve Necmettin Erbakan . . .
Faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması için bir fırsat ortaya çıkmıştı . Medya Susurluk ' ta görevini yaptı .
Refahyol iktidarına karşı savaşım verildi " Aydınlık Türkiye " için . . .
Ergenekon ' a destek verenler , bilgi kirliliğiyle , Mustafa Kemal Atatürk ' ün kurduğu Cumhuriyet gazetesinin başyazarı İlhan Selçuk ' u , Mustafa Balbay ' ı hedef alarak susturmak için birbirleriyle yarışa girdiler . . .
Susurluk ' un ipliğini pazara çıkaran Doğu Perinçek ve arkadaşlarına yargısız infaz yaptılar . . .
On iki yıl önce Susurluk ' un üzerini örtenler , şimdi iktidarda kalmanın yolunu Ergenekon dalgalarıyla aşmaya çalışıyorlar . Olayın özeti bu !"...
31 Ağustos 2008 Pazar 16:19