Bedri Çallı

Gönlünüz beni yok sayıyor

10 Kasım 2010 Çarşamba 22:24

Ne yazık ki gönlünüzden geçen arzu, gerçeği değiştirmiyor. Beni yok saymak gönlünüzden geçebilir, fakat ben bütün varlığımla, tarihimle, kültürümle, onurumla en önemlisi Kürtlüğüm ve Kürt dilimle buradayım.

Dil fiziki olarak et ve kaslardan meydana gelmiş olsa da tüm milletler için çok daha anlamlı bir ifadesi var. Bu ifade insanlar arasında anlaşmayı, kendini ifade etmeyi ve günlük işlerinde yaşamı sürdürmeye yarıyor. Öyle ise dil insanların en önemli ihtiyacını ifade eder.

Türk halkının, Türk dilini en üst arzularla savunmasını ve yaygınlaştırılmasını anlamak gerek. Onların kendi dillerine sahip çıkmalarını anlıyor ve destekliyorum. Çünkü tüm halklarda bu görüş ve düşünce yaygın ve normaldir. Bunu Araplar, İngilizler, almanlar, Ruslar, Fransızlar, Farslar ve diğer tüm milletler haklı olarak dillerine sahip çıkar ve bunu kendileri için onur sayarlar.

İşte bu nedenledir ki Kürtler de tüm dünya halkları gibi kendi öz anadillerine sonuna kadar ve her şeye rağmen sahip çıkmaktadırlar. Kendi anadillerine yapılan saldırıları ve inkarları her türlü olumsuzluk, baskı ve zulme rağmen Kürtlerin bu mücadeleden vaz geçmeleri mümkün değildir.

Bu mücadeleyi anlamak ve saygı göstermek, her halkın asli vazifesi olduğu gibi Türk halkının, hükümetinin ve devletinin vazifesidir. Çünkü Kürt halkı, dili, kültürü ve tarihi  Türkiye Cumhuriyetinin zenginliğidir.

İddia ediyorum ki Kürt dilini incelediğinizde, asırlarca yaşadığı baskı ve zulümlere rağmen dillerin en zenginlerindendir. Çok uzak gitmeye gerek yok. Sadece Türkçeyle birkaç cümle ile kıyaslama yapmak istiyorum.

Türkçe de amca hanımı, dayı hanımı ve kardeş hanımının hepsine yenge deniliyor.

Kürtçede ise amca hanımı “jın mam”, dayı hanımı “jın xal”, kardeş hanımı “ jın bıra dır.

Türkçe de erkek kardeşinizin çocuğu ve kız kardeşinizin çocuğuna yeğen deniliyor

Kürtçe de ise erkek kardeşinizin çocuğu “bıraza” kız kardeşinizin çocuğuna “xarza deniliyor.

Dikkat edin Kürt halkına en büyük ihaneti yapan Kürt kökenli sanatçılar tüm Kürt şarkılarını Türkçeye çevirmişler. Müziğin evrenselliği açısından ilk bakışta masum bir hizmet olarak algılanır ve bende bunu normal karşılarım. Ama normal olmayan yönü ise bu şarkının kökenini anlatmamalarıdır.

Kürt dilinin sadece ana babadan çocuğa geçmesiyle yaşatılması ve asırlarca hiçbir zafiyete mahal vermeden sürdürülmesi büyük bir başarıdır. Diller eğitimlerle geliştirilir, zenginleştirilir ve yaygınlaştırılır. Kürt dilinin tüm olumsuzluklara rağmen korunması ve yaşatılması Kürt halkının onuru ve kadirşinaslığıdır.

Bütün bu zengin yönlere bakıldığında Kürt dilinin mevcut bir çok resmi dillerden daha köklü ve daha zengin olduğu anlaşılır. Sadece esas sorun asırlarca Kürt halkının başına bela olmuş aşiretsel ve feodal yapının bu güne kadar zayıflamadan sürdürülmesi olmuştur. Her bir aşiretin bir ülkeye yamalanması ile bu halk paramparça olmuş ve olmaya devam ediyor.

Bir taraftan Kürt açılımı, demokratik açılım deyip reform yapma iddiasında olacaksınız. Diğer yandan insanların yüzüne baka baka iki yüzlülüğünüzü ortaya koyarak bir halkın varlığını inkar edeceksiniz. Buna “bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” deniliyor.

Siz yıllarca Kürt’lerin Türk boylarından olduğunu papağan gibi söyleyedurdunuz, ne oldu. Bunu dikte etmek yerine seni Kürtlüğünle kabul ediyorum ve sende beni Türklüğümle kabul edeceksin denilmesi daha doğru olmaz mıydı? İkimiz bu ülkenin asli unsurları, aynı bayrağa itaat edecek ve sahip çıkarak kardeş olduğumuzu tüm dünyaya göstereceğiz, deseydiniz daha doğru ve yararlı olmayacak mıydı?

Hiç kimsenin beni inkar etmesine izin vermem ve bu yönüyle itaat etmem. Ben bir Kürdüm ve Kürt olmakla gurur duyarım. Aslımı inkar etmeye izin vermemekle birlikte dilimin bir şiveden ibaret olduğunu asla kabul etmem. Kürt dili bir şive değil, başlı başına bir halkın ortak dilidir.

Mensubu olmakla gurur doyduğum ve tüm geçmişimin her karışında emeği olduğu ülkemin, bir yandan açılımlarla beni tanımaya çalıştığı ve diğer yandan kendi öz zenginliği olan benim ana dilimi bilinmeyen dil olarak zabıtlara geçerek mahkemelerde karar alması tüm Kürt halkını rencide etmiş ve varlıklarını inkar etmiş olması arımıza dokunmaktadır.

Bu görüşümü yaşamım boyunca savundum ve bir çok platform, ortam ve yazılarımla dile getirmişimdir. Bu çerçevede baktığımda bu gün Diyarbakır mahkemelerinde ana dilleriyle ifade verme arzusunda olan tutukluların ve dışarıda Kürt dili için mücadele veren STK, Parti, aydın ve kişileri desteklediğimi ifade etmek isterim.

Zengin ve farklı din, mezhep, millet ve halkın barış ve huzur içerisinde hep birlikte yaşadığı güçlü ve varlıklı bir Türkiye de yaşama dileğiyle hoşça kalınız.

Bu yazı toplam 6088 defa okunmuştur
özümmüzü
 // ramazan ateş
özünü bil özünü konuş. dil insanın özüdür.inkar eden insan ...
insan değildir....
06 Aralık 2010 Pazartesi 14:52
objektif
 // hak
Bedri bey objektif ve tarafsız bir yazı yazmışsınız..gelek saxbi her biji...
05 Aralık 2010 Pazar 15:44
yeni makaleler bekliyoruz
 // hakkı
önceki yazıda tam olarak derdimi anlatamadım.ben sizin yazılarınızı okuyorum cok içten ve humanist bir çerçevede yazıyorsunuz.tarafsızca yazılmış yazıları severim.daha sık yazılarınızı bekliyorum.daha fazla makale yazarsınız umarım....
13 Kasım 2010 Cumartesi 00:33