İrfan Sarı

Gerilla ve Korucu

07 Mayıs 2009 Perşembe

Bazen dili olsa da insanın işe yaramaz. İçinizdeki o tarifsiz tufan öç alıyor gibi kırıp döküyor beyninizin sınırlarını.

 

Susuyorsunuz.

 

Karnınızın altında durmayan bir sancı düşüyor sonra…

 

Kürtlerin yaşam alanlarında süren bu acımasız savaşın bağı ne kadar kör bir bağmış o zaman daha da belirginleşiyor.

 

Bir kere, sırf varlığınızı kabul ettirmek size binyıllara mal olmuş.

 

Her gün alnınızdan kirli bir ter akıyor.

 

Kaygılar besliyorsunuz.

 

Kürt olduğumu söylersem benden neleri alıp götürecek. Oğlum, kızım iş bulabilecek mi?

 

Üniversite de dövülecek mi? Linç edilecek mi?

 

Bir Kürtçe isim koysam diyorsunuz kızınıza mesela Şinbu… Sonra ya okullu olursa ve bu isimden dolayı sicili bozulursa diye geçiriyorsunuz içinizden çünkü falancanın kızının başına gelmişti biliyorsunuz.

 

Babasınız ya da anne, sizin canınız gelmiş dünyaya ve ad koyarken kalbiniz kapanıyor sıkıntıdan.

 

Sorular karnınızın dibini yırtarcasına şiddetlenirken siz hala bir tek soruya bile cevap bulamamışsınız.

 

Hangi yangın bu kadar yakar ki bir ormanı. Hangi sancı bu kadar ceberrüt?

 

Aslında her ormanı saran yangın mutlak söndürülür bütün rüzgârlara karşın.

 

Ama bu yangın söndürülemiyor bir türlü. Bir taraf söndürmeye çalışırken bir taraf ta durmadan yelliyor. Bunun etrafında ateş dansı yapanları da hiç hesaba katmıyorum.

 

Bu nasıl bir yangındır ki biri asker biri PKK"li iki kardeşi yakar.

 

Hiç akıl edip düşünen var mıdır, bir kardeşin diğer kardeşin karşısında çarpıştığını ve öldürme kastiyle siper aldığını. İkisinin elindeki silah kardeş tanımıyor ve mermilerdeki barut dehşet yakıcı.

 

Bu yangın söz dinlemiyor.

 

Öyle bir kilitliyor ki insanı hayatı felç ediyor. Duygusuz kalıyor insan. Duygular sersemliyor.

 

Savaşların dini imanı olmaz. Ama yangını çok olur. Tarih çok sefer öyküsünü anlatmıştır. Ama bu savaşın acıları kahrediyor. Akıl hâkimiyetini yitiriyor.

 

Yıllarca sevdiklerinden kopuk bihaber yaşamak kimin arzusu olur ki?

 

Sanırım kimsenin.

 

Onlardan bihaberken bir kardeşinin asker olduğunu ve karşı siperlerde eli tetikte nöbet tuttuğunu nereden bilebilirsin ki.

 

Veya sen dağdayken baban korucu olmuş nereden bilecen?

 

İşte bu savaşın en yakıcı tarafı bu.

 

Şahit oluyorsunuz. Baba bir korucu kulübesindeyken ciğerine gelip oturuyor hasret. Diyor ki oğlum “gerilla”…

 

İçinde özlem o kadar büyümüş ve oğul fotoğrafı o kadar incelmiş ki tüttürdüğü sigaranın dumanında beliriyor.

 

Bu yangın kaç bin ton ağırlık altında ezilmekten de beterdir.

 

Onun içindir bazen dili olsa da insanın bir işe yaramıyor. Bunu tarif edecek bir kelimeniz olmaz.

 

Susarsınız…

 

Dağların, anaların ve babaların kalbinden oluk oluk kan akar.

 

Ve savaş bıçağı durmadan birileri tarafından bileylenir…

 

Oğullar ve babalar bir bu savaşta silah kuşanır birbirine amansızca…

 

Yangının etrafında dans edenleri düşünmek bile istemiyorum…

 

İnsafsız bir savaş bu.

 

Babayı bir taraf oğlu bir taraf yapacak kadar acımasız.

 

Varsa bunu açıklayacak bir sözünüz bir cümleniz söyleyin.

 

Yoksa susun! Bazen susmak bağırmaktan daha seslidir.

 

Bu yazı toplam 10932 defa okunmuştur
Dost guzel site
 // Hetman Omeri
Oncelikle İrfan heval emegı yüreğine saglık dıyorum.yorumum kendini ozan tanıtan Kenan yazıcıya olacak. Sen bırak ozan mozan falan sen ancak kotan olursun....
21 Haziran 2009 Pazar 10:01
bölünme
 // ermeni
zamanında ermenilerde bu ülkeyi bölmek istedi,bu gün onlardan geriye yıkık kiliseler kaldı.akıllı olun derim sadece....
04 Haziran 2009 Perşembe 01:21
yine aynı hata
 // rojhat
arkadaslar adamların ısıne gelmıyo illakı siddet dıyorlar gormuyormusunuz olannları yasananları illaki dıyalok olmayacak dıyorlar...
03 Haziran 2009 Çarşamba 11:14