İbrahim Genç

Geri kalmış aydınlar derneği

16 Nisan 2010 Cuma 14:41

Türkiye olarak büyük bir dönüşümün yolunda ilerlerken ülkemizin sağduyulu ve barışçıl insanı değerli Ahmet Türk’e Samsun’da yapılan saldırıdan sonra verilen olumlu mesajlara karşılık Kürtlere tahammülü olmayanlar da renklerini belli ettiler. Olay veya durumları geçmiş nedenlerle algılayıp analiz etme yeteneğine sahip olduklarına inanmak istediğim (ya da böyle olmasını temenni ettiğim için) bazı Türk aydınları (!) yine tutarsız, vicdansız ve basit cümlelerle saldırı pozisyonunu aldılar.

Tabi sormak lazım: Derdiniz ne?

Ülkemizdeki halkların tam demokratik, eşitlikçi ve sadece görüntüde değil, beyin olarak çağdaş bir ülke özlemine mi düşmansınız? Yoksa Ahmet Türk’ün faşizme inat kardeşlik ve barış mesajları vermesi karşısında hayal kırıklığına mı uğradınız?

Gerçi Ahmet Türk’ün tavrı nasıl olursa olsun siz yine yapacağınızı yapacaktınız. Ama bu sefer resmen takkeniz düştü ve keliniz göründü. Çünkü Ahmet Türk’ün dervişane tavrı karşısında yine de yapmaya çalıştığınız kışkırtıcılık, fazlasıyla göze batıyor. Ki Türk halkının da ekseriyeti bunun bilincindedir.

İşte bu yüzden siz Bay Yılmaz Özdil ve Bayan Şeyma Açıkkol, Türk ve Kürt halkının vicdanında mahkum edildiniz. Türkiye’yi sadece İzmir, İstanbul ya da Ankara sanıyorsunuz ve bu yüzden de Anadolu halklarına kapalısınız. Artık siz de açılın derim.

Mesela Diyarbakır’a… Hakkari’ye… Orası da Türkiye (ise), gidin de o halkın bilgeliği size bir şey öğretsin. İnsanlara hamasi nutuk atmayın, oraları seviyoruz geyiğini de yapmayın. Önce insanların yüreğini anlayın.

Yılmaz Özdil, hani logosunda “Türkiye Türklerindir” yazan gazetenin yazarı. Yazılarında halkı aydınlatacak, halka hoşgörüyü öğütleyebilecek, çağdaş demokrasiyi sevdirecek bir şey bulunmayan bir yazar. Siz “Yumruğunu ‘adaletin tokmağı’ yerine koyup, Ahmet Türk'ün burnuna inen kişi, bu ülkede pek çok kişinin duygularına tercüman oldu...” diyorsunuz da, anlayamadık. Saldırgan sizin de mi duygularınıza tercüman oldu acaba?

Ve Şeyma Açıkkol, İnternet Haber’in Kürtler üzerinden parlamak isteyen süslü kadını. Bir bayan, şüphesiz daha hassas ve vicdanlıdır. Kanayan yara, acıyan yürek karşısında en çok bir bayan duyarlı olur. Ama siz, bilakis saldırganlaşıyorsunuz. Tabi sadece siz değil, sizden daha çok tanınan birçok bayanı anlayamıyorum. Canan arıtman, Ruhat Mengi ve siz… Geçen aylarda DTP konvoyuna yapılan saldırıda ön plana çıkan süslü sarışın bayan… Ne oluyor size? Bayan olmanın değerlerini sizce yitirmiyor musunuz?

Oysa Şeyma Hanım’a baktığımızda görüyoruz ki vicdani duygularını yitirmesinin yanında olayları anlama ve çözümlemekten yoksun. Tabi doğru bilgiden de yoksun. Ahmet Türk’e yapılan saldırıyı önemsiz göstermeye çalıştığı yazısına hemen “Üstelik Bulanık’ta bu eylemi yapanların PKK’lı olduğu iddia ediliyor” diye de bir cümle sıkıştırıyor. Bu olayda böyle bir iddia duymadım, failin gönüllü köy korucusu olduğu resmi belgelerle dile getirilmişti. Tabi Şeyda Hanım’ın derdi başka. Olayı çarpıtmalı ki yazısında sözde haklı olduğunu gösterecek.
Ne diyeyim daha yurttaşlarım, Şeyda Hanım, Ahmet Türk ve beraberindekilerin Samsun’a gitmekle şov yaptıklarını söylüyor. Sırrı Sakık olaydan önce sadece “terbiyesizler” sözünü kullanmasına rağmen Şeyda Hanım, Sakık’ın olaydan önce “şerefsizler” dediğini söylüyor. Tabi yalan söylüyor. Bu yazarın amacı olayı gerçekten doğru algılayıp iyi analiz etmek değil, amacı saldırının haklı olduğunu göstermek.

Yazısının sonunda da “…riski göze aldı, gitti ve yumruğu yedi. Olayı abartmaya gerek yok!” diyor. Yani bu kadar basit. Yine suçlu Kürtler. Burada sizin suçunuz yok. Olaya seyirci kalan polislerin suçu yok. Yıllarca halkı yalan bilgilerle paranoyak hale getirenlerin suçu yok.
Bay Özdil ve Bayan Açıkkol, insanları saçma sapan yazılarınızla hayaller aleminde gezdirmekten vazgeçin. Bu ülkenin bazı sorunları ve gerçekleri var. Kırın önyargılarınızı, dünya değişiyor. Görüntünüzdeki şıklık ve güzellikle değil, beyninizle bu çağı yakalayın. Halk, sizinle dönüşebilir ancak. Her şeyden önce Ahmet Türk, yaşlı ve ciddi hastalığı olan bir insan. Her gün gururlandığınız Türklük, yaşlı bir insana saldırıyı hoş görür mü? Görmez diyorsunuz değil mi? Bence de…

Yurttaşlarım, bu olaydan sonra yakında kurulması muhtemel olan “Geri Kalmış Aydınlar Derneği”ne ilk başvuracakların kim olduğunu sanırım anladınız. 

Bu derneğe bir de bildiri lazım değil mi? Şimdilik Prof. Dr. Erol Güngör’ün, “Sosyal Meseleler ve Aydınlar” adlı kitabındaki “Geri Kalmış Aydınlar” başlıklı makalesinden yararlanalım: “Bu aydın tipi, ileri memleketlerdekilerle kıyas edilirse, cemiyetteki rolünü ifâ edebilmesi için gereken birçok kabiliyetlerden, bilgilerden ve hepsinden daha önemlisi, kendi eksikliklerini hakkıyla anlayabilecek bir zihin seviyesinden mahrumdur. O, cehalet ve bilgi arasındaki yolun yarısında kalmıştır. Edindiği yarım bilgiler yüzünden çok defa yanlış muhakeme yürüttüğü için, meseleleri mantık ve akliselimle düşünen okumamış insanlardan daha geri bir seviyededir; buna rağmen formel kıymetleri ön planda tutan iptidai cemiyetlerde diploma vesaire gibi hakiki kıymeti şüpheli olan vasıtalar sayesinde yüksek mevkiler işgal eder (s. 238).” 

Bu yazı toplam 4513 defa okunmuştur
BİR ÖZDİL, BİR AÇIKKOL İSE ONU BANA BIRAKIN...
 // mezopotamyalı
Ortada biribirine giren iki halk gerçeği var. 40-50 bin ölü var. onlarca isyan var. Onbinlerce kürdün yurtdışına kaçma durumu var. Yüzbinlercenin cezaevi serüveni var. ve halıhazırda onbinlercesi cezaevindedir. Sakatların sayısını ise bilmiyoruz. Daha ne kadarda devam edecek onuda bilmiyoruz. Tedirginiz. Çocuklarımıza, torunlarımıza bu meseleyi miras bırakmaktadan korkuyoruz.
Ozdil sadece şovenist kısmın sözcülüğünü yapmış. Burada bahçelinin olayı kınadığını hatırda tutmak lazım. Yoksa özdil in şoven derecesini tam tesbit edemeyiz.
Şimdi acaba ÖZDİLLER bu ülkenin yüzde kaçıdır?
Sayıları az ise ilgilenmek bile değmez. sus özdil sus demek yeterlidir. O zaten susar. Örneğin Aydın Doğan özdillerden değilse, onu işten attırması lazım....
17 Nisan 2010 Cumartesi 10:28
AN
 // CAN
Anadoluda söylenen bir söz var"it ürür, kervan yürür" Kürt halki ,kervan kültürünü temsil ediyor, sarlatan zihniyetlerle harcayacak beyin enerjimiz ve zamanimiz yoktur.
Kürt halkinin bu sevyesiz unsurlara verecegi en anlamli cevap , Günlük gazetesine abone olmaktir ve kürt medyasina sahiplenmektir.
Sahsen ben bu unsurlarin yayinlarini almiyorum, bunlar kürt halki ile türk halkinin catismasinda gecinen unsurlardir, kürtlerin iyi bir lobi calismasiyla türk halkini ikna etmesi gerektigini düsünüyorum.
Kürt halkini bilincli ve suurlu yasama davet ediyorum....
17 Nisan 2010 Cumartesi 01:16
herkes kendisi kadardır
 // Dağıstan karakoç
"öyle bir alçak kapıdırki açlık kapısı, geçmek zaruri hale gelince, büyüdükçe eğilir insan" der victor hugo. (aydın) diye bahsettikleriniz, aydın olma pozisyonundan ziyade, molier'in scapin* tiplemesini canlandırıyorlar daha çok. Zaten efendileri bir kaç gün önce kulaklarını çekmemişmiydi? gazete patronlarına: "bunların maaşlarını siz veriyorsunuz, bunları kontrol edin dememişmiydi" İşte onlarda görevlerini yapıyorlar. Onlar için banknot herşeyin üstündedir. Adalet, vicdan, ahlak tali şeylerdir. *Scapin: efendisi için yalan söyleyen uşak....
17 Nisan 2010 Cumartesi 00:08