Erkan Çapraz / Gerçeklerle Yolculuk

Gereği düşünüldü!

01 Nisan 2009 Çarşamba

29 Mart Yerel Seçimlerine kadar yazmayacağım demiştim.

 

Türkiye'deki siyasetçilerin yaptığı gibi 'bekle gör' siyaseti yapmayı tercih ettim. Belki de bazı sonuçları daha açık, daha güzel analiz etmek içindi bu karar…

 

Bölgede gelişen olaylar halkın ve ülkenin geleceğini belirleyecekti.

 

Mart ayı içerisinde ülkede, özellikle Doğu ve Güneydoğu'da Newroz'da yaşanabilecek olaylar, süregelen Ergenekon davası, yerel seçim hazırlıkları ve Kürt sorununda uluslar arası düzeyde başlatılan girişimler hakkında doğru tespitlerde bulunabilmek için seçimlerden sonra bir değerlendirme yapmak en doğrusu olacaktı.

 

Bugün geldiğimiz noktada DTP, yerel seçimlerden büyük bir zaferle çıkmış, Ergenekon davasında yeni gözaltılar ve tutuklamalar yapılmış ve ABD başkanı DTP dâhil diğer muhalif partilerle görüşme talep etmiştir. Üstelik geçen yıllara göre daha sağduyulu ve sakin geçen Newroz bize Kürt sorununda önemli gelişmelerin yaşanacağının habercisi oldu.

 

Kürtler, AKP'nin samimi demokratik açılımlar yapmaması karşısında tepkilerini sandıkta gösterdi.

 

Öte yandan AKP'nin Avrupa ve Dünya ülkelerine "Bakın bölgede birinci parti benim. Kürtlerin temsilcisi DTP değildir." söylemini yerel seçim sonuçları boşa çıkardı.

 

DTP bölgede birinci parti çıkarak AKP'nin Kürt sorununda kullandığı bahanelerini ellerinden aldı.

 

Türkiye artık bu seçim sonuçlarıyla beraber Kürt sorununun somut bir göstergesi olan DTP belediyelerini görmezden gelemez.

 

Bu seçimin DTP açısından bir referandum olup olmadığını şimdi herkes daha net anlayacak. Önümüzdeki günlerde uluslar arası güçlerin ve bölge ülkelerinin farklı açılımları bize bunu daha güzel bir şekilde gösterecek.

 

Gelinen noktada iktidar partisi ve DTP dışındaki diğer muhalif partiler Kürt sorununun bir güvenlik sorunu olmadığını aksine bir kimlik sorunu olduğunu kabul etmek zorundalar.

 

AKP'nin DTP'ye yönelik "kimlik siyaseti yapıyorlar" söylemi Kürtlerin verdiği oylarla "Kürtler kimlik talep ediyor" şekline dönüştü.

 

Sandıklardan AKP'ye her bölgeden önemli mesajlar çıktı. Bazı Büyükşehir belediyelerini CHP ve MHP'ye, çok istediği diğer önemli belediyeleri ise DTP"ye kaptırdı. Tunceli"de seçim öncesi "sosyal yardım" adı ile dağıtılan ak eşyalar AKP'yi kurtaramadı.

 

Sahil kentlerinde yaşayan insanların daha çok CHP'ye oy vermesi AKP'ye yönelik şeriat düşüncelerinin artmasının ürünü oldu. Adana, Balıkesir gibi kentlerde MHP"nin başarısı,  Van ve Siirt"te DTP'nin zaferi AKP'yi bu bölgelerde yürüttüğü politikaları tekrar gözden geçirmek zorunda bıraktı.

 

Bu sonuçlar, AKP'nin kendi içinde bir revizyona gitmesine neden oldu, olacak. Şimdiden içinde Hüseyin Çelik, Mehdi Eker gibi bakanların bulunduğu bir grup tasfiye noktasında. AKP, yanlış politikalarının acısını kaybettiği kentlerinden çıkan bakanlarından alacak.

 

Ancak AKP'nin asıl görmesi gereken nokta bu oy kaybını seçim yardımları ve bakanların kişisel çabalarının dışında genel bir politika hatası ve körlüğü olduğunu anlaması olmalı.

 

AKP'nin geçtiğimiz dönemlerde Diyarbakır'da Kürtlere yönelik "Kürt sorunu benim de sorunumdur" açılımından çark etmesi ve kısa bir süre sonra bu açılımın bölgede çıkan gerginliklerde "Kadın da olsa, çocuk da olsa güvenlik güçlerimiz gerekeni yapacaktır", Hakkâri'deki açıklamalarında ise "Ya sev ya terk et" söylemlerine dönüşmesi çöküşün kapılarını AKP için araladı.

 

AKP'nin Kürt sorununu ilk başlarda sahiplenmiş gibi gözükmesi bölge insanında bir umut yaratmıştı. Geçen seçimde aldığı yüksek oy oranı büyük ölçüde buna bağlıydı. Ancak daha sonraları önceki iktidarlar gibi Kürt sorununu bir güvenlik sorunu olarak görmeye başlaması AKP'nin kendi kuyusunu kazma noktası oldu.

 

AKP'nin TRT Şeş ve benzeri küçük açılımlarla Kürt halkının gözündeki değerini tekrar kazanma çabasına girmesi gecikmiş bir adımdı. Buna mukabil Diyarbakır'dan kalkan savaş uçaklarının ve şehir merkezlerinden geçen askeri sevkiyatların gölgesinde Kürt halkı iktidarın yaptığı açılımların samimiyetini sorgulamaya başladı.

 

Neticede, genelde Türkiye'nin özelde Kürt halkının son dönem politikaların muhasebesini yapmasıyla beraber AKP, yerel seçimlerde ciddi bir oy kaybı yaşadı.

 

Şimdi, AKP'nin önünde iki seçenek var birincisi Kürt halkı nezdinde, demokratik açılımları samimi bir şekilde sürdürmek, AB'ye uyum süreci kapsamındaki yasaları hızlandırmak ve en önemlisi Ergenekon"un Fırat'ın öte tarafındaki yüzünü cesur bir şekilde ortaya çıkarmak, ikincisi Türkiye halkı nezdinde kucaklayıcı, her anlayışı hoş gören ve belediyeler arasında ayırım yapmadan halkın ekonomik krizden olabildiğince az etkilenmesi için çaba harcamasıdır.

 

Göz ardı ettiğim diğer seçenek ise AKP'nin doğu illerindeki Kürt oylarını es geçerek batıya yaranması ve önceki iktidarların yaptığı gibi bir inkar siyasetine girişip sadece Türk-İslamcı kesimlerin oyunu almaya çalışmasıydı. Bu seçeneği göz ardı etmemin sebebi de gelinen noktada artık inkâr siyasetinin hiçbir fayda getirmemiş olduğunun görülmesi ve AB, ABD gibi güçlerin bu konudaki hassasiyetleridir.

 

2009 yılı Türkiye ve bölge ülkeleri açısından olduğu gibi Kürt halkı için de kader yılı olacak.

 

Bu noktadan sonra barışa ve huzura kavuşmak isteyen tüm kesimlerin duygusallığa kapılmadan aklıselim bir şekilde politika üretmeleri gerekiyor.

 

İktidar, diğer siyasi partiler ve medyanın DTP'ye yönelik dışlayıcı tavırlarından vazgeçip objektif bir açılıma gitmeleri kaçınılmaz olmalı.

 

Aksi halde otuz yıldır süregelen şiddet ortamı devam etmekle kalmayıp telafisi zor felaketler doğurabilir.

 

Bu yazı toplam 9008 defa okunmuştur
gazetecilere bak
 // simo toto
hele cahit efendi varsa aranizda kiyamet kopacak birakin bu isleri...
11 Nisan 2009 Cumartesi 15:33
suzan
 // suzan
kesinlikle aynı düşücedeyim sayın erkan abi ama biz akdeniz belediyesinide aldık ondan hiç bahsetmedin herşeyi yazki millet untmasın değilmi tebrik ediyoru m.biz kimlik ten önce kendi benliğimizi istiyoruz.hep arkamızda bir gölgenin olmasını değil.biz buyuz demeliyiz....
09 Nisan 2009 Perşembe 17:29
nefret
 // nefret
şimdi devletin başında olsam beni istemeyeni ben hiç istemem ...
05 Nisan 2009 Pazar 18:51