Necip Çapraz

Geleceğimizin seçimi

11 Haziran 2011 Cumartesi 02:07

Türkiye'nin tarihi yeniden yazılma umuduyla karşı karşıyadır. Bu umut neredeyse 74 milyon insanın bir beklentisi haline geldi. AKP’nin seçim sonrası anayasa değişikliği sözü ve PKK Lideri Öcalan’ın Kürt sorunu çözümü için verdiği 15 Haziran tarihi insanlarda heyecan yarattı.

Sandıkların açılmasına bir gün gibi kısa bir süre kala heyecan dorukta. Seçime katılan tüm partiler ve bağımsız adaylar son sözlerini söyleme telaşında.

İktidarın, muhalefetin ve halkın net mesajlar verdiği süreci iyi okunmalıdır. Olası yeni meclis aritmetiğinde yan yana gelme ihtiyacı her zamandan daha çok önemlidir. İktidar muhalefet ve toplumun diğer kesimlerinin her şeyi bir kenara bırakıp yeni anayasa ve Türkiye’nin can yakıcı problemi olan Kürt sorununu çözmesi gerekiyor.

Yeni anayasa geniş kesimlerle ortaklaştırılmalıdır. Uzlaşma kültürü yapıcı bir tavırla sürmelidir.

Bu seçim birçok siyasetçinin hem kimyasını hem de matematiğini bozdu.

Propaganda süresince “kirli siyaset” doruğa ulaştı. Hakaret, küfür ve iftitra diz boyuydu. Bu süreci böyle yaşandıktan sonra “aklıselimin” nasıl devreye gireceğini de doğrusu merak ediyorum.

CHP söylemlerini gerçekleştirmese bir daha yüz bulamaz.

Yeni CHP ve yeni lider Kemal Kılıçdaroğlu’nun başkanlığında yeni yönetimi ile beraber Kürt sorunu ve diğer özgürlükler noktasında birçok vaatte bulundu. Bu vaatleri gerçekleştirmediği takdirde özellikle Kürtlerin Hakkâri’de sempatiyle baktığı gibi bakmayacağı ve doğuda yüz görmeyeceği düşünüyorum. CHP’nin yenileşme programı halktan ilgi gördü doğrusu. Bu nedenle olası yeni anayasa ve Kürt sorunun çözümü noktasında olumlu katkı sunmalıdır, Baykal dönemindeki gibi kafatasçı olmamalıdır. CHP oylarının artması yüksek bir ihtimaldir. MHP’nin baraj altında kalma ihtimali bir kısım seçmen kitlesinin CHP’ye destek vermesi beklenmektedir. Her iktidarın kendi mağdurlarını yarattığı tezi doğruysa bu tür seçmenlerin özellikle en kuvvetli muhalefet partisi olan CHP’de yer alacağı düşünüyorum.

Emek, Özgürlük ve Demokrasi bloğu renk cümbüşü…

BDP’nin desteklediği blok’taki aday profili ise bir Türkiye mozaiği gibi. Türkiye’deki birçok rengin buluştuğu “renk cümbüşü” ile yeni bir imajla Türkiye’nin batısında ve doğuda daha kuvvetli bir şekilde geldiği görülmektedir. 35 -43 milletvekili çıkarabileceğini tahmin ediyorum.

AKP Kürt açılımından vaz geçti, MHP’yi baraj altına bırakmakla meşgul…

İktidar partisi AKP’nin Kürt sorunu karşısında ulusalcı ve milliyetçi tavır takınması seçim sürecinde hakarete varan bir şekilde dillendirmesi Kürtleri üzdü.

Bu seçim AKP’nin Kürtlerle son ortaklığı gibi görünüyor. Kurulduğu günden beri Kürtler verdikleri desteği her seçimde azaltıyor. Seçimden sonra onunla beraber kalan Kürtleri de kaybedeceğini düşünüyorum. Dolayısıyla Kürtlerin desteğinin marjinalleşeceği sanılmaktadır. Aslında AKP’nin bu seçimde tamamen MHP üzerinde oynadığı ve onun seçim barajının altında kalması demek daha çok vekile bedavadan sahip olacağını kurguladığı görülmektedir.

AKP’nin İslam endeksli siyasetine dışında bir de milliyetçi kimliği de bünyesine katmayı planlamıştır. Planladığı dindar ve Türk milliyetçiği senaryosunda başarılı olma ihtimali de yüksektir.

MHP kaset kurbanı ve AKP’nin yoğun saldırısı altında bir seçim süreci yaşadı.

MHP ise referandumda kaybettiği tabanını bir türlü toparlayamadı. Üstüne kaset skandalları da gelince “kaset manyağı” oldu. Ciddi projeleri olmaması ve “şehit” cenazelerinin seçim sürecinde olmaması da MHP’nin dar bir kalıpta kaldığı ve seçim barajının altında kalma ihtimalini taşımaktadır.

Yandaş medya sayısı arttı, AKP en fazla medya avantajından yaralanan parti.

Seçim sürecinde medya yine sınıfta kaldı bana göre. Televizyon kuruluşlarının %90’nı Erdoğan ve AKP borazanlığı yaptı. Özellikle AKP, Gülen cemaati menşeli Samanyolu, Cihan Haber Ajansı, Zaman gazetesi ve diğer benzer medya kuruluşları, devletin AA, TRT’si de 24 saat propagandanın odağı oldu. Polis kaynaklı, birçok haber iddialarını da Erdoğan’a seçim malzemesi olarak taşındı. Kürtlerle ve diğer muhalif partilere karşı kullanmak üzere yalan haberlerle halkın beynini bulandırıldı. Hükümetin veya AKP’nin hiçbir hatası yok muydu, tabii ki vardı. Ama hükümet bireyleri ve AKP’nin hiçbir bireyini eleştirici bir tek habere rastlamadım, rastlayanınız varsa söylesin?

Seçim sonrası AKP ve BDP arasında yeni anayasa ve Kürt sorunu için bir uzlaşma var mı?

Seçim sonrası sürecin baş aktörünün AKP olması en kuvvetli ihtimaldir. AKP açılım, ortaklaşma, barış ve huzur için kapsamlı bir anayasa çalışması yapmalıdır.

Hükümetin bazı yetkililerinin seçim propagandası sürecinde bayrak, marş ve ülke bütünlüğü dışında yeni anayasa sürecinde BDP’lilerle Kürtlerin;

- Demokratik Özerklik,

- Askeri ve siyasi operasyonların durması,

- KCK tutuklularının serbest bırakılması,

- Seçim barajının düşürülmesi

- Öcalan’ın ev hapsine alınması,

- Kandil sorunu ve anadilde eğitim taleplerinin tartışılabileceği konusunda hükümetle mutabakata varıldığı düşünülmektedir. Bu konu birçok aydın, gazeteci ve siyasetçi tarafından dile getirildi. BDP eski genel Başkanı ve Hakkâri Milletvekili Adayı Demirtaş’ın da bir TV programında “hükümetle konuşmaların hepsini açıklamam siyasi etik kurallarına uymaz” diyerek seçimden sonra AKP hükümeti ve BDP ile henüz mutabakata varılmayan bir görüşmenin geçtiği iddia edilmektedir. Zaten İmralı cezaevinde süren görüşmler de bir uzlaşmaya varılması umudunu güçlendiriyor.

Hakkâri 12 Haziran seçimine damgasını vurdu.

Hakkâri nedense Blok, AKP ve CHP’nin siyaset merkezine oturdu. AKP’nin neredeyse İstanbul için düşündüğü çılgın projesinden daha fazla konuşuldu. Başbakanın mitingine katılmayarak, Başbakanın “kahroldum” dediği il oldu. Hakkarililer mitinge gitmeyerek demokratik tepkilerini güçlü bir şekilde dile getirdiler.

CHP’de en fazla Hakkâri’yi konuşmaya başladı. CHP Hakkâri’de beklemediği bir dinleyici kitlesiyle miting yaptı. Kendisini ve partisini bağlayıcı tarihi vaatlerde bulundu. Dolayısı ile Hakkâri seçim sürecinde en fazla konuşulan “popüler” bir il oldu. Aslında Hakkâri’yi Hakkâri yapan halkıdır. Halk kendine özgü duruşu birlik ve beraberliği ile tüm partilerin ilgi odağıydı.

Hakkâri 3’te 3 yapacak.

Hakkâri eğer 3’te 3 yaparsa daha sonra da gündemdeki yerini koruyacak. Hakkâri seçim dolayısıyla da birlik beraberliğini çelikleştirdi.

Hakkâri 3’te 3 yapması artık kesin gibi. Hatta Blok’un en fazla oy alacağı il olması bekleniyor. Doğrusu Demirtaş’ın aday olması da ile farklı bir seçim heyecanı kattı. Geçen seçimde seçim bölgeleri ihlali ile tecrübe edindiği görülmekte ve aynı hatanın oluşmaması için gece gündüz faaliyetler yürütülmektedir. Hakkâri’de blok adayları oy rekoru kıracak, 3 vekilin de çıkması garantidir. Ancak bana göre yine de dikkat edilmesi gereken 3 temel gerçek;

1- Yüksekova Merkezde ikamet eden Esat Canan akrabalarının Canan’a oy vermemesi,

2- Hakkâri merkezde ikamet eden Adil Kurt’un akrabalarının Kurt’a oy vermemesi,

3- Selahattin Demirtaş’ın Hakkâri merkez ve köyleri dışındaki hayranlarının Demirtaş’a oy vermemesi gerekir. Seçim bölgesini ihlal eden her seçmen AKP’ye hizmet etmiş olur. Geçen seçimden ders alınmalı. Seçimde aday endeksli kurnazlıklar BDP tarafından cezasız kalmamalı. Dolayısıyla seçim bölgesi ihlali 5 binin üstüne çıktığı an AKP’nin Hakkâri’de 1 vekil çıkarması kuvvetle muhtemeldir.

Barışa ses verin…

Umarım bu seçim kazasız ve belasız geçer, ülkemize barış ve huzur gelir. Yeni TBMM yapılanması emek özgürlük bloğunun adayları ile taçlanır.

Bana göre yaşanan savaş ortamında “edi besse”, “an azadî an azadî”, “bimre birakujî”, “em zimanê zikmakî dixwazin”, “barış hemen şimdi”, “yaşasın halkların kardeşliği”, “analar ağlamasın”, “barışa ses ver” söylemlerine sahip çıkmamız gerekir. 12 Haziran’da barışa ses vermeniz gerekir. Çünkü yanan ateş bir gün sizi de yakabilir.

Son bir söz; “Barış için en ufak şans varsa ve siz bunu uygulamıyorsanız canisiniz... CHE”

Bu yazı toplam 7702 defa okunmuştur
ELBAK
 // İSMAİL ARVASİ
SAYGIDEĞER MESLEKDAŞIM VE DEĞERLİ ABEM SENİN YAZILARINI VE SİTENİ DEVAMLI TAKİP EDİYORUM VE ÇOK HOŞUMA GİDİYOR SENİN BU ÇABAYA Barış için en ufak şans varsa ve siz bunu uygulamıyorsanız canisiniz... CHE”

''VERDİĞİN EMEĞİNİ KUTLAR BAŞARILARIN DEVAMINI DİLERİM''...
15 Haziran 2011 Çarşamba 11:12
ALİ YE İNAT
 // ÇEWLİKLİ
ali sana ve senin zihniyetine inat oylar bağımsızlara...allahın izni ile..çatla patla.....
11 Haziran 2011 Cumartesi 12:49
meraba // ali cevap
 // çelik
adamın takıldığı yere bak ne mantıkla söylüyorsun bu sözleri zaten bizleri düşman olarak görüyorlar . kürt halkı kimselerden korkmaz bizleri seveceklerse bizleri kürrt olarak sevsinler. kendi halkına ihanet birisi olarak sevmesinler inşallah bu seçimde 3 te 3 yaparız ve bazıları burda olmadığının farkına varır Abdullah öcalını peygamber ilan eden başbakan aslında kürtlerin en son peygamber H.Z Muhammet ten başka peygamber gelemeyecek olacağını ve onun yerinidulduramayacağını biliyor. ama başbakana sorarım ben kimsesizlerin kimsesiyim diyerek ALLAHA ŞİRK KOŞMUYOR MU...
11 Haziran 2011 Cumartesi 12:19