İbrahim Genç

Geçmişe ihanet, yarına suikast

14 Haziran 2011 Salı 15:22

Dünya denen bu handa konan göçüyor bir bir… Kimse kalıcı değil, bu imtihan dünyasında. Bunu bilen beşer, şaşmamak için nice gayret sarf etmesi gerekirken bugün bakıyoruz ki dünyaya kazık çakmak peşinde herkes. Güçlenen diyor ki iktidar benim, korurum ben iktidarcığımı… Mübah her yol, mübah bu iktidarı korumak…

Yalanlarla halk kandırmak… İftiralarla insanların itibarıyla oynamak… İnsanların en temel haklarıyla dalga geçmek… Öfkeden ve hırstan gönül kırmak…

Bu seçim sürecinde içim acıyarak takip ettim bütün olanları. Hayretler içinde uykulardan feragat ettim. İnsanoğlunun bu kadar ileri gidebiliyor olmasının sonuçlarından korktuğum içindi tüm endişem. Çünkü insanların gerçekten adil ve eşit bir ortamda özgür ve mutlu yaşamasından daha kıymetli bir şey olamazdı. Ama birileri sırf kendini kanıtlamak, iktidarını güçlendirmek için insanlar arasında kin tohumları ekebiliyordu.

Ben bunun adına geçmişe ihanet, yarınlara suikast diyorum…

Yaşadığımız topraklar bin yıllardan beri nice halklara beşik olmuşken bu toprakların çamuruna, tozuna, suyuna bulaşmış hiçbir yürek başka bir dili ya da inancı dışlamamalıydı. Herkes birbirinin değerlerinin savunucusu olmalıydı. Bu bin bir çiçekli bahçede tek bir çiçeğin bile solmasına müsaade edilmemeliydi. Ama gel gör ki tarumar edildi gülistanlar… Bahçelerden bilinmezliklere uçtu nice bülbüller, gelmez oldu artık şarkıları kulaklarımıza… Bu yüzen sağır olduk tüm farklı güzelliklere… Çünkü tüm pencerelerine tahtalar çakıldı evlerimizin, görmeyelim diye farklı dünyaları…

Korkmayın farklılıklardan korkmayın güzel insanlar! Yüce yaratanın kudretinin delilidir bütün diller, inançlar, kültürler…

Sayın Devlet Bahçeli, gelin siz de Kürtçe öğrenin. Belki karnınız doymayacak ama inanın bana ruhunuz doyacak, vicdanınız açılacak. Çünkü bir halkı anlayacaksınız. İnsanların dillerini ve kültürlerini önemsiz görmeyeceksiniz böylece, kendi dilinizi ve kültürünüzü önemsiz görmediğiniz gibi.

Başbakan Erdoğan’ın da ruhunun ve vicdanının tedaviye ihtiyacı var. O da günde yüz defa “Amed” desin! O zaman belki “Ha Amed demişsin ha Diyarbakır ne fark eder?” diyerek gayrı ciddi bir şekilde davranmak yerine buradaki ince çizgiyi kavrar. Titrer belki yüreği, sızlar belki vicdanı! Seçim meydanlarında sırf kazanmak adına bir daha insanları karalamaz, kimliklerinden dolayı kimseyi yuhlatmaz belki.

Başbakan Erdoğan Allah’tan korkuyor mu acaba?

İnsanların Kılıçdaroğlu’na oy vermesini engellemek adına “Biliyorsunuz bu Alevi ha” demek neden? Mitinglerde adeta Aleviliği yuhlatırcasına çaba sarf etmek doğru mu? Kürtlerin oyunu almak için insanların dini duygularını suistimal etmek delikanlılığa sığar mı? Geniş olanaklar ve bazı medya kuruluşları vasıtasıyla yalan haberler üretmek ve iftiralar atmak peki?

Siz diyordunuz ki Hamas seçildiği için terör örgütü olamaz. Peki Diyarbakır’da “BDP terör örgütü” tamlamasını neden kullanıyorsunuz? Şimdi mecliste 36 tane terörist vekil mi var diyeceksiniz? Biliyorum demeyeceksiniz ama bu tür çelişkileriniz sorunları çözümsüz kılıyor. En temel hakları talep eden Kürtleri terörist ya da dinsiz göstermeniz ülkeyi gerdi aylarca. Batı’daki güzelim Türk halkını Kürtlere karşı kışkırtmaktan başka ne işe yarayacak bu tutumunuz?

Ve siz seçimde başarılı bir şekilde çıktıktan sonra “helalleşme”den bahsediyorsunuz. Sanırım seçim öncesinde hırs ve öfkenizden dolayı ne kadar kalp kırdığınızın farkındasınız. İnançtan bahsediyorsunuz ama kul hakkı yemekten hiç çekinmiyorsunuz. Şimdi de helallik diliyorsunuz. Bakın size sesleniyor Yunus Emre Başbakan’ım:

Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil.

Her şeye rağmen umutluyuz Türkiye olarak; Türk, Kürt, Alevi, Sünni ve diğer çiçekleriyle birlikte ülkemin… Yeni bir dönem… Affetmek büyüklüktür; herkes affoluna!

Umut, Umut Umut…

Ülkemin dağlarından daha çekilmedi serin rüzgarlar … Ovalarında daha bitmedi barış güvercinleri ülkemin… Tarlalardan çekilmedi oraklar, düşmedi yere tersanelerde çekiçler… Çekiç bilekler bükülmedi henüz… Solmadı bahçesinde ülkemin bin bir çeşit çiçek… Onurlu insanları ülkemin… Başları eğilmedi daha, vicdanları yenilmedi daha… Umut var, gitmedi umut bu topraklardan… Birilerinin tüm kışkırtmasına rağmen… Umut var, olacaktır varlık sebebimiz… Bu topraklarda; ben, sen ve biz olarak…

Bu yazı toplam 5177 defa okunmuştur
GeWeR
 // OraMary
Çok GüzeL oLmuş Vicdani duyquLara hitap edercesine TebrkLer...
15 Haziran 2011 Çarşamba 01:39
b
 // a
çok güzel bir yazı.. emeğinize sağlık...
14 Haziran 2011 Salı 22:44