Ümit Yazıcıoğlu

G20 zirvesi Obama ve Putin

06 Eylül 2013 Cuma 23:02

Başkan Obama ve yönetimi Kongre’yi Suriye’ye karşı askeri bir adım atmaya ikna etme turları yaparken, G20 zirvesi 05.9.2013 tarihinde St Petersburg’da toplandı. Zirvenin ev sahipliliğini yapan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, tüm konuk liderleri sıcak bir şekilde kapıda karşıladı. Bu arada ABD'de ise, Kongre’nin önde gelen isimleri, Suriye’ye karşı sınırlı ve ölçülü bir hava saldırısına olumlu baktıklarını açıklarken, Rusya Suriye’ye karşı yapılmak istenen askeri müdahaleye karşı çıkıyor.

St. Petersburg’da gerçekleşen G20 zirvesi çerçevesinde Interfax’a değerlendirmede bulunan Puşkov, “Obama’nın kişisel olarak Suriye’de savaş istemediği yönündeki genel kanıya rağmen, ben Obama’nın duruşunu değiştirdiğini düşünüyorum. Sadece saldırı değil, Suriye’de yoğun bir operasyon planlıyor.”dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise, BM Genel Sekreteri ve Papa’nın da Suriye’nin vurulmasına karşı olduğunu belirtti, çünkü Suriye'ye yapılacak her türlü askeri müdahale "sınırlı dahi olsa" uluslararası hukuk kurallarına uygun değil ve aynı zamanda halklar hukukunun ihlali demektir. Diğer taraftan, Batılı ülkelerde halkın büyük bir kısmı Suriye’ye karşı yapılmak istenen askeri hareket düşüncesini desteklemiyor. Nedeni de şu; ABD’nin Suriye’ye askeri operasyonu, tüm bölge için nükleer felaketi kışkırtma riskini taşıyor.

Malumunuz Irak savaşı öncesinde dönemin Amerika Dışişleri Bakanı Colin Powell, Güvenlik Konseyi’ne Irak aleyhinde bazı belgeler sunmuştu. Daha sonra Powell’in vermiş olduğu istihbaratın doğru olmadığı ortaya çıktı. Bu deneyim yüzünden dolayı olası Suriye savaşına karşı çıkılıyor. Dolayısıyla Başkan Obama ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in hemen hemen hiçbir siyasi konuda ortak noktaları yok. Siyasi ilişkileri donma noktasında. Görünen o ki Suriye sorunu ve Obama’nın Suriye'deki gaz saldırısına askerî bir yanıt verme niyeti, Rus-Amerikan ilişkilerine zarar veriyor. Putin ve Obama arasındaki antipatinin zirve yaptığı aşikâr. Kremlin G20 zirvesinin şüphesiz gönül alan ev sahibi olarak ABD’leriyle diplomatik ilişkilerin düzelmesini istiyor. Beyaz saray ’ise Suriye sorununda dünya polisi rolünü oynama ’da kararlı. Hâlbuki ABD’de yaşayan sade vatandaş, Irak ve Afganistan savaşlarının yorgunluğunu, bezginliğini ve kayıplarının acısını yaşıyor. Buna nazaran Suriye’ye tek başına müdahalede kararlı görünen ABD Başkanı Baracak Obama'nın savaş karşıtlığından savaş yandaşlığına dönüşümünü kabullenmek ‘de mümkün değil. Başkan Obama’nın Amerikan halkını nasıl ikna edeceği veya ikna etmeyi başarıp başaramayacağı da büyük bir soru işareti.

Nedeni şu ki; takriben bundan on yıl önce o zamanlar kimsenin tanımadığı bir siyasetçi olan Barack Obama Irak Savaşı’nı şu sözlerle eleştiriyordu: ’’Her savaşa değil, aptalca savaşlara karşıyım’’ diyordu. Bu aklıselim bir açıklama, bugün ise Başkan Obama talihsiz bir şekilde kendini ’’eğer Suriye ordusu kimyasal bir saldırı gerçekleştirmişse’’ askerî bir müdahalenin zaruri olduğunu vurguluyor ve ister istemez Suriye’yi tehdidi ediyor.

Bence Başkan Barack Obama Suriye konusunda yanıltılıyor. Ne var ki Başkan Obama’nın da bildiği gibi sağduyu ve aklıselim başarısızlığa uğradığında diplomasinin ‘de gücü biter.  ABD Suriye’ye karşı savaşı askeri olarak kazansa bile, hiçbir zaman için bu savaşı siyasi olarak kazanamaz.

Şam’daki o olayda kullanılan mermi "Suriye ordusunun standart mühimmatına ait değil ve malzemeleri ülkenin kuzeyinde Beşeyr el Nasır Tugayı'nın ürettiği roket güdümlü kılavuzsuz füzelerin tipine ve parametrelerine uyuyor". -Füzenin fırlatılması için heksogen ya da siklonit olarak da bilinen RDX maddesi kullanılmı. Bu madde "standart kimyasal silahlarda kullanılmıyor". --Toprak ve mermi kalıntılarından alınan örnekler, "endüstriyel olarak üretilmemiş sarin ve diisprofilflorofosfat" kullanımına işaret ediyor. Bu madde "Batılı devletler tarafından İkinci Dünya Savaşı sırasında kimyasal silah üretiminde kullanılmış". Rusya’nın elinde bunların belge ve kanıtları var.

Eğer bugün Sayın Obama başkan olmasaydı - kendisinin de aptalca olarak değerlendireceği bir karşılık. – kendisinin askerî müdahaleler konusundaki çekincesi göz önünde bulundurulduğunda onun Kongre’yi devreye sokması mantıklıydı. Şimdi ise Kongreyi eğer ‘’aptalca bir şey yapıyorsak’’, bari birlikte yapalım, düşüncesiyle, bu temelde Amerikan politikasında yeni bir yönelime işaret ediyor. Barak Obama yönetimindeki ABD, lider dünya gücü rolünün altını çiziyor çizmesine. Ancak ABD kendisini artık her şeyden sorumlu dünya polisi olarak görmemeli, çünkü her ne kadar Amerikan Senatosu askerî bir operasyon için Obama'ya destek çıkmış olsa da çizilen 'kırmızıçizgi" giderek daha tehlikeli bir düğüm haline Ortadoğu’da gelecek. Bush dönemi siyasetçilerinden Jack Goldsmith, Suriye’ye saldırı planının İran ve Lübnan’ı da içeriyor olabileceğini ifade etti. O zaman Ortadoğu cayır cayır yanacak.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in ABD’nin Suriye’ye karşı yapmak istediği askerî müdahaleyi BM kararına bağlama şartı halklar hukukuna saygılı bir açıklama ve hem de birçok batılı ülkenin siyasi pozisyonuna uygun bir tavır. Rus lider hali hazırda, Libya travmasını atlatmış görünüyor. Bilindiği gibi 2011 yılında Rusya, dönemin Devlet Başkanı Medvedev'in ısrarıyla BM Güvenlik Konseyi'nde yapılan askerî müdahaleyle ilgili oylamada çekimser kalmıştı. Ruslar, o zamandan bu yana Amerikalı ve İngilizleri, Güvenlik Konseyi kararını istismar etmek suretiyle Kaddafi'yi devirmekle itham ediyor. Bu sebepten dolayıdır ki Moskova, bir kez daha aynı oyuna gelmek istemiyor. Bu nedenden dolayı Suriye meselesinde ABD’lerinin işi çok zor, çünkü Suriye’ye yapılmak istenen operasyonunun dünya ekonomisi için ağır bir bedeli var.

Şam’daki kimyasal saldırıyı Reis Dr. Esad yönetimine karşı olanların yaptığını ve onları destekleyen ülkelerin bu durumu provoke ettiğine dair Rusya’nın elinde belge ve kanıtlar var. Bilvasıta Başkan Obama aklıselimle hareket etmeli, savaş düşüncesinden vazgeçmelidir.

Bu sütunların yazarı her zaman barıştan yana olmuşumdur. Bu tavrım benim Temel ilkemdir. Savaşa karşı barış çığlığı atmamın Başkan Obama’ya açık mektup yazmamın nedeni de budur. Halklarımızın kardeşliği için barış zaruridir. Bu bağlamda Başkan Obama’da benim gibi barış çığlığı atanların görüşlerini ciddiye almalı.  Suriye’ye karşı askeri müdahale kararından derhal vaz geçmelidir.

Bu yazı toplam 5981 defa okunmuştur
Putin New York Times gazetesinde yer alan makalesi
 // Jerzy Szyaskaniva
Rusya Devlet Başkanı Putin New York Times gazetesinde yer alan makalesinde Amerika’nın tek başına bir askeri eyleme kalkışmak yerine Birleşmiş Milletler’le işbirliği için de hareket etmesi gerektiğini söyledi. Rusya Devlet Başkanı, olası bir Amerika askeri müdahalesinin Suriye’deki şiddeti arttırarak yeni bir terör dalgası ortaya çıkaracağını ve İran’ın nükleer programı ve Filistin İsrail barışına yönelik sürdürlen çabaları da olumsuz etkileyeceğini vurguladı.
Rusya Devlet Başkanı ayrıca kimyasal silahların ordu tarafından değil, dünyadan gelecek askeri müdahaleyi provoke etmek için muhalifler tarafından kullanıldığına inanmak için çok neden olduğunu da söyledi....
12 Eylül 2013 Perşembe 16:26
Sam Amca
 // Altug Tepe
Hocam bence Suriye’yi karıştırmak için dünyanın bütün teröristlerini emperyalistler toplayıp silah vererek ülkeye yani türkiyeye soktu, onlar üzerinden rejimi yıkamayanca, RTE basladi “Sam Amca, havadan vur” diye ağlayıp zırlamaya..
Nitekim, Mısırlı bir gazeteci, Kahire’deki basın toplantısında CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu’na, “Başbakan Erdoğan, ABD projelerinin aracı mıdır?” diye sordu. Böyle bir sorunun sorulabilmesi bile Türkiye adına utanç vericidir. Hocam, Sizin bu konudaki düsünceniz acaba ney?...
11 Eylül 2013 Çarşamba 10:29
Asıl koz, kimyasal silâhlarıdır.
 // Nevzat YILMAZ
Şimdi daha net anlaşılıyor ki Suriye’nin elindeki bilinen kozlar Çin ve Rusya ise o ana kadar bilinmeyen asıl koz, kimyasal silâhlarıdır.
Şayet kimyasal silahların, BM heyetine teslim edilmesi söz konusu edilecek ise başta ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa ve İsrail olmak üzere, bütün ülkelerin kendi kimyasal silahlarını imha etmesi gerekir.
Bölgede İsrail’in elindeki nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlar hiç gündeme getirilmeden sadece Suriye’nin kimyasal silahları teslim etmesi gibi bir dayatma, “Sen elindeki silahı bırak ama benim elimdekine karışma, böylece ülkeni daha kolay işgal edeyim” anlamına gelir ki bu, aptalca bir yaklaşımdır....
11 Eylül 2013 Çarşamba 10:24