İskender Kahraman

Fırsat treni Kürtleri bekliyor!

01 Mayıs 2016 Pazar 02:47

Çoğu siyaset bilimciye göre, 2015 Kasım ayında Türkiye’nin Rus jetini düşürmesi, Ortadoğu’daki çoğu dengeyi değiştirdi.

Özellikle Rusya’nın Suriye ve Ortadoğu’da hem daha aktif olmasını sağladı hem de Türkiye’yi, elini kolunu sallayamaz hale soktu.

Bu, NATO’yu da ABD’yi de ağır yük altına sokacak bir hareketti. Her şeyden öte bunun, Ortadoğu’nun sınırlarının değiştirilmesine hız kazandıracağı kesin.

O olaydan sonra, Rus lider Putin, Türk liderlerinin yaptıklarının bedellerini ödeyeceğini söyledi ve birtakım ekonomik yaptırımlarla bunun intikamını almaya başladı. Ama Rusya’nın yapacakları bununla bitmeyeceğe benziyor.

Putin, Türkiye, Irak ve Suriye’deki Kürt gruplarıyla ilişkilerini genişletmeye çoktan başladı bile. Aralık ayında HDP (Halkların Demokratik Partisi) Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş Moskova’ya davet edildi. Bu ziyaretle beraber Moskova’da HDP temsilciliği açıldı. Şubat ayında ise, Suriye Kürt Partisi PYD, (Demokratik Birlik Partisi) uluslar arası meşruiyet kampanyası için büyük bir adım olan ilk yabancı temsilciliğini Moskova’da açtı.

Çeşitli kaynaklar, desteği diplomasi ve açık ilişkilerle sınırlı olmayan Rusya’nın, Irak Bölgesel Kürt Hükümeti’ne ve Suriyeli Kürtlere silah yardımı yaptığını teyit ediyor.
Bu adımlar Kürtlere kuşkusuz fayda sağladı. Fakat zarar da veriyor. Çünkü Rusya tarafından atılan bu adımlar Ankara’yı alarma geçirdi. Ve Ankara, içerdeki Kürtlere, HDP’ye; dışarıda ise PYD’ ye daha fazla saldırmak için iyi bir bahane bulmuş oldu.

Hükümetin sert müdahaleleri sonucu, Kürdistan’da iki yıl süren sükûnet yerini iç savaşa bıraktı. Temmuz ayında, kargaşanın ve tartışmaların ortasında Kürtler özyönetim ilan etti. Türk devletinin elini güçlendiren bu adım da Kürt şehirlerinin çoğunda sivil savaşın başlatılmasına neden oldu.
Suriye’de kısıtlanan Türk devleti adeta öfkesini içerdeki Kürtlere yöneltti. Suriye’deki Kürtlere karşı da çeşitli gruplar üzerinden yürüttüğü vekâlet savaşlarını sürdürdü.

ABD ve Rusya, gibi süper güçlerin vazgeçilmez müttefik olarak saydığı PYD’yi, PKK’nin uzantısı, terörist bir örgüt olduğunu söyledi. Kürt bölgelerini top atışına tuttuğu gibi uluslar arası camiada onun tanınmaması için de diplomatik ilişkiler sürdürdü.

Fakat bir buçuk yıl önce zaten her şey değişmişti. PYD’nin yanında PKK’nin de imajı giderek değişmeye başlamıştı. Hatırlanacağı gibi, PKK-PYD seküler yapılarıyla İslam Devleti ve benzeri yapıların radikal mezhepçiliğine, İran kökenli Şii mezhepçiliğine karşı durdular. IŞİD’e karşı savaşta en etkili savaşçılar olduklarını ispatladılar.

PKK- PYD Dünya çapında büyük bir sempati kazandı. PENTAGON şimdi YPG ile yakın ilişki içerisinde çalışıyor ve YPG’nin PKK’den ayrı olduğunu söylüyor. YPG Rusya’nın da vazgeçilmezi durumunda.

PKK veya YPG’ ye değer verilmesi ve onların meşruiyet kazanması, Türk yetkililer için bir kâbus olsa da bu durum Kürtlerin kendi devletlerini kurma kampanyasını yürütmek için onları cesaretlendiriyor.

Ama ne var ki şimdiye kadar dışarıdan destek almadan kazanılmış bir halk savaşı örneği yok. Dış güçlerin yardımı olmadan, ‘Kendi kaderini kendi belirleme’ hakkını elde etmeyi başarmak, kazanmak nadirdir.

Kürtler uluslararası diplomaside pek başarılı olmasa da Kürtlerin süper güçlere ya da süper bir gücün yardımına ihtiyacı var. Çünkü fırsatlar süper güçlerin çatışmalı zamanlarında doğar.
Şimdi Rusya’nın Suriye’den çekilmesi açıklaması, büyük ihtimalle, Rus etkisinin Ortadoğu’dan çekilmesi olarak tercüme ediliyor. Kürtler de bunu böyle algılayıp daha fazla ABD’ye yakınlaşmaya gidebilir. Ama unutulmamalı ki ABD, etkili bir NATO üyesi olan Türkiye’yi kaybetmeyi göze almaz.
Amerika’nın, NATO üyesi olan Türkiye ile ilişkisinden dolayı Kürtlerin devlet olma isteklerini de bloke ettiği biliniyor.

Fakat Rusya, egemen ve bağımsız bir Kürdistan fikrine destek vermek için görece daha özgürdür.
Dolayısıyla, bu güç ABD’den çok, Ortadoğu’daki aktif rolü sayesinde ve Suriye savaşındaki avantajlı pozisyonundan dolayı Rusya olabilir.

Hâlihazırda, Kürtlerle Rusya’nın çıkarları arasında epey benzerlikler bulunmaktadır. Bu benzerlikler Rusya’ya da katkı sunabilir kuşkusuz. Bir kere Rusya, Kürtlerle çalışarak, İŞİD ile savaşı daha iyi yürütebilir, Türkiye’yi cezalandırabilir, Suriye’deki etkisini artırabilir ve ötesi…
Bu açıdan bakıldığında Kürtler, sadece askeri destek aldığı bir süper güç değil; aynı zamanda BM Güvenlik Konseyi üyesi olan ve paha biçilmez bir destekçi olarak Rusya’yı kazanmış olur.
Tarihsel olarak bakıldığında da Rusya’nın Kürtlerle önemli ilişkileri olmuştur. En az iki yüzyıldan beridir Rusya, Kürlerin önemini iyi anlıyor. Rus-Osmanlı ve Rus-İran savaşlarında Kürtler önemli bir etmen olmuştur.

1900’ün başından yakın zamana kadar, Rusya Kürdoloji için Dünya’nın merkeziydi ve çoğu Kürt edebiyatçı, akademisyen, Kürt dili uzmanı, tarihçi Rusya’da yetişmiştir. Lenin zamanında Rusya, Ortadoğu’da Kürtler üzerinden devrimi yaymak için 1923’te Kafkasya’da, Kızıl Kürdistan adıyla, bir Kürt devleti kurdu.

Gerçi, Mehabad Kürt Cumhuriyeti, Rusya’nın İran’dan askerlerini geri çekmesiyle bir yıl sonra İran tarafından yıkıldı. Ama 1946’da ‘Mehabad Kürt Cumhuriyeti’nin kurulmasını Rus lider Stalin sağlamıştı.

Soğuk savaş döneminde kurulan PKK’nin Marksist-Leninist ideoloji temelli olduğu biliniyor.
Moskova’nın Kürtlerle ile olan ilişkileri Sovyetler Birliği yıkıldıktan sonra da kesilmedi. PKK’nin 1990’larda Rusya’da temsilciliklerinin ve eğitim kamplarının açıldığı biliniyor.
Kürtlerle ilişkisinin 200 yıldan fazla bir tecrübeye dayanan Rus devleti Ortadoğu’daki varlığını sürdürebilmek ve onu korumak için Kürtleri göz ardı etmez.

Hem Rusya, için özellikle, Türkiye’nin Çeçenistan ve Rusya Federasyonun başka yerlerindeki ayrılıkçı Müslüman ayrılıkçılara desteğini kesmesi için caydırıcı ‘Kürt Kartı’ kaçınılmaz bir fırsat sunuyor.

Yani, bu süreçte Türkiye’ye ölümcül bir darbe vurmak için Putin, benzersiz bir konuma sahiptir. Ve Rusya böyle bir ilişkiye zaten razı…

Az çok tarih bilgisi olanlar Osmanlıyı büyük oranda Rus ordusunun ve diplomasisinin yıktığını bilir. Bulgaristan’ı, Romanya’yı ve Sırbistan’ı koruduğu gibi onların bağımsızlaşmasını da Rusya sağlamıştı.

Sonuç olarak Ortadoğu’da önemli bir aktör olan Kürtler bugün, Irak’ta, Suriye’de, Türkiye ve İran’da modern tarih boyunca hiç olmadıkları kadar güçlü durumdalar.

Kürtler kimseye güvenmemeli ve kimseden beklentiye girmemeli ama Ülkeler arasındaki rekabeti iyi değerlendirmelidir. İlişkilerini güven üzerine kurmamalı, süper güçlerle özellikle Rusya ile ilişkilerini iyi tutmalıdır.

Milliyetçilik duyguları geç uyanmış Kürtler birinci dünya savaşı sonrası fırsat trenini kaçırdı. Yüzyıl sonra, yani bugün, Suriye’de yaşanan küçük bir dünya savaşının fırsat treni hala bekliyor.

Bu yazı toplam 10033 defa okunmuştur
Kurtlerin Firsat Expresi
 // ahmocan
Rusya, Kurtlerle isbirligi sayesinde bes kus vurabilir.
1. NATO' nun Guney kanadini etkisiz hale getirmek
2. Dogu, G. Dogu Anadolu, Kuzey Suriye ve Irakta bagimsiz bir Kurdistan
3. Dogu Akdeniz ve Basra Korfezine kara yoluyla ulasma,
4. Basraya kara yoluyla acilarak petrol fiyatlarini etkilemek,
5. Ortodoks kilisesinin tarihi bas kenti Istanbulu ele gecirme ihtimali...
03 Mayıs 2016 Salı 05:38