Ümit Yazıcıoğlu

Federalizmi Kürtlerle tartışmak

2005-12-23 13:30:39

Kürtlerin kendi asgari müştereklerini yaratarak Kürd milli siyasetini oluşturması gerekmektedir kanaati Avrupa Birliğin´de ve ABD ´de hakim.  Dolayisiyle  Kürt sorunu, Ankara’da en önde gelen konularından biri.  Bu vesile ile Hak  ve Özgürlükler Partisi Genel Başkanı, eski Demokrat Parti ve DYP milletvekili , aynizamanda cumhuriyetin ilk yıllarında gelişen ilk Kürt isyanının lideri Şeyh Sait’in torunu,  Sayın Abdülmelik Fırat,  Türkiye’de Kürt kimliğinin devlet politikaları ile baskı altında tutulduğu ve demokratik hakları´nın  engellendiği yönündeki görüşlerini, haklı olarak sık sık belirtiyor. Kürt sorunu´nun en sağlıklı çozümü´nün federasyon olduğunu savunuyor. Kanımca bu düşünce isabetlidir.  

Nihayet belirtmek gerekir ki, İsviçre'nin uluslararası ilişkiler açısından öneminin yüzölçümü ve nüfusuyla kıyaslanamayacak ölçüde büyük olduğundan hareket edersek, dünya´nın en gelişmiş ülkelerinden birisi olan İsviçre’nin kantonlarla yönetildiği´ni bu düşünceye örnek gösterebiliriz. Amerikan eyaletleri´nin boyutları çok farklıdır. Örneğin “California’nın nüfusu 35 milyon kişi ve gayri safi iç hasılası 1.37 trilyon dolardır.  California, 2004 yılında dünyanın en büyük beşinci ekonomisi olarak Fransa’yı aşmıştır”.

Eger Ülkemizde´de Yönetim Yeniden Keşfetmek isteniyorsa, ABD gibi başkanlık sistemi ile yönetilen bir Federasyo´nun Anadoluda  yaşayan Kürtler ve Türkler için   iyi bir çözüm önerisi olduğunun kanaatine varabiliriz. Bu görüşün haklılık ve doğruluk yanı vardır, çünkü federasyon günümüzde´de yaygın olarak görülen bir devlet şeklidir. Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Kanada, Avusturya, İsviçre, Avustralya ve Rusya en bilinen federal devletlerdir. California  ve Isviçre ekonomilerinde ki iyi ğelişmeden de anlaşıldığı ğibi  eyaletler sistemiyle idare edilen devletler uniter devletlere göre çok hızlı gelişmektedir.

Anlaşıldığı kadarıyla federal devlet sisteminde, gerek federal devletin, gerekse federe devletlerden her birinin kendine has bir anayasası, hukuk düzeni, yasama, yürütme ve yargı organları vardır. Bu usûl sayesinde, Federalizmi, federal devlet ile federe devletler arasında anayasayla güvence altına alınmış yerel düzeyde bir iktidar paylaşımı olarak tanımlamak doğrudur.

Federalizimde eyaletler kendi içişlerinde bağımsızdırlar. Böyle bir  devlet sisteminde Prof. Dr. Norman Paech´e ğöre,  „Kürtler nasıl yaşamak istiyorlarsa öyle yaşasınlar“ ideali geçerlidir, yani ister istenez kendi içişlerinde hür ve bagımsızdırlar. Bu Anlayış benim gibi Kürt kökenli bilim adamları için liberal ya da vurdumduymaz bir yaklaşım değildir. Aynızamanda „ulusların kendi kaderlerini belirleme hakkına“ duyulan halklar hukukundaki inançtan´da kaynaklanıyor.

Dünyada Avrupa Birliğin'nin bir uygarlık ve demokrasi projesi olduğu´da bilinen bir ğerçek. Türkiye aynı zamanda Avrupa Birliğin´ile müzakere eden batının değerlerini benimsemiş bir ülke. O halde, gerçekten de, federalizm-tezinin  tartışılması´nın,  ülkemiz acısından günümüzde Türkiye ile Avrupa Birliği  ilişkileri de değerlendirildiğinde, kaçınılmaz oldugu artik bilinen bir realite.

Avrupa Birliğin´de kendine bir yer  bulacağına inanandığım Türkiye’nin tercihi´nin uzun vadede federal Avrupa Birliği  olduğuna ğöre, federalizmi ister istemez daha şimdiden Kürtler için tartışmaya acması, diğer yandan Başkanlık sistemine geçiş yapması doğru olur düşünçesindeyim. Dolayısı ile yerel yönetimini karakterize eden yönetsel, siyasal ve mali modernizasyon, ülkemizde sadece kamu hizmetleri´nin temin ediliş şeklini değiştirmekle kalmaz, yönetimin idare şekilini de değiştirir. Böylelikle geleceğin Başkanı, türkiyemizde hizmet verdiği toplumları daha doğru şekilde temsil etmeye, görüşmelerde daha şeffaf, seçmenlerinin isteklerine daha duyarlı ve sıradan vatandaş için daha ulaşılabilir olmaya başlar. Gerçekten CHP genel başkanı Deniz Baykal´ın geçenlerde Hakkaride değindiği „Almanya Modeli“ de bu realiteden kaynaklanan federe devletler sitemi değilmidir?  Almanyada Deniz Baykal´ında çok değerverdiği Willy Brandt´tın partisi SPD Türkiyenin´de içerisinde olacağı derinleşen, federal bir Avrupa Birligi istemıyormu?.

Dolayısıyla Avrupa Birligi “ulusların kendi kaderlerini belirleme hakkına destekveriyor ve Kürt sorunu´nun da Kopenhagen Kriterleri öncülüğünde  çözüme kavuşturulamasından yana, çünkü Kürt sorunu bir halk gerçeğidir. Kürtlerin kimliği, dili ve kültürü ile Türkiye Cumhuriyeti’nin ortağı olmasını  Avrupa Birligi de talep etmekte ve uygun bulmaktadir.  Bilindiği ğibi “Kürt sorunu artık tümüyle bir kimlik sorununa ve bir politik soruna dönüştü“. Her ne sebeple olursa olsun sorunlar oluşma nedenleri ortadan kalkmadan çözüme kavuşturulamazlar. Avrupalılara göre “eyalet”´in veya “Üniter devlet” ´in daha güçlü ve sorunsuz yönetilebilmesi için halkın doğrudan ve dolaylı katılımını esas alan bir yönetim anlayışının geliştirilmesi Türkiyede´ de elzemdir.  Buda temsilde adaletin sağlanması için yüzde 10'luk seçimbarajı´nın Türkiyede acilen yüzde5 e  çekilebilmesi ile mümkün olabilir.

Evet, Kürt sorunu bölgede ve dünyada çözüme kavuşturulamamış çok az sayıdaki ulusal sorunlardan birisidir, çözümü kolay değil. Fakat Türkiye, Kürt sorununa, Kuzey Irak Kürdistan’ına ve PKK’ya bakışını bence değiştiriyor ve acıda olsa bazı tabuları yıkmak zorunda olduğunun farkında. Hükümet olarak sorunu çözmek için uzun vadeli düşündükleri belli. Eğer bazı ince ayarlar ve referandum yapılırsa bu değişim Avrupa Birliği´ne girmek isteyen Türkiye´yi Başkanlıkla idare edilen federal devlet sistemine  götürebilir. Zaten kamuoyu da bu konuda birşeyler yapılması gerektiğini sezinliyor ve arzu ediyor.

Bu yazı toplam 2776 defa okunmuştur
yorum
 // mustafa
zaten saitin torunu olduğu belli oluyo bu ülkeyi federal devlet yapmak isteyenleri de halk tanıyor asıl amaçlarınıda biliyor...
10 Haziran 2010 Perşembe 22:25
cumhuriyeti olduğu gibi kabul etmek
 // Mehmet Güler
Değerli hocam bakıniz Abdullah Öcalan bu konuda nediyor. "Bir, cumhuriyeti olduğu gibi kabul ediyoruz, iki üniter devlet ve laikliği biz de kabul ediyoruz, üç, halklara, haklara ve kültürlere saygı temelinde demokratik devleti yeniden tanımlamak gerekiyor." ...
Milletlerin kendi kaderini kendilerinin idare etme
 // Ferzende Kaya
...Milletlerin kendi kaderini kendilerinin idare etmeleri hakkı, bütün dünyada kabul olmuş bir prensiptir. Biz de bu prensibi kabul etmişizdir. Tahmin olunduğuna göre, Kürtlerin bu zamana kadar mahalli idareye ait teşkilatlarını tamamlamış reisler ve ileri gelenleri bu amaç adına bizim tarafımızdan kazanılmış olması ve reylerini açıkladıkları zaman kendi kaderlerine zaten sahip olduklarını Türkiye Büyük millet Meclisi idaresinde yaşamaya talip olduklarını ilan etmelidir. Kürdistan’daki bütün çalışmanın bu amaca dayanan siyasete yönelmesi Elcezire Cephesi Kumandanlığına aittir. Kürdistan’daki Kürtlerin Fransızlar ve özellikle İngilizlere karşı düşmanlığını silahlı çarpışmayla değiştirilemeyecek bir dereceye vardırmak ve yabancılarla Kürtlerin birleşmesine engel olmak, adım adım mahalli idareler kurulmasının sebeplerini açıklamak ve böylece bize yürekten bağlanmalarını sağlamak, Kürt reislerini mülki ve askeri makamlarla görevlendirerek bize bağlanmalarını sağlamalaştırmak için genel çizgiler kabul olunmuştur. TBMM Başkanı M. Kemal * Bu mektup 27 Haziran 1920 de TBMM Başkanı M. Kemal imzalı olarak, Elcezire Kumandanı Nihat Paşa’ya, TBMM’nin gizli oturumla aldığı 5 maddelik talimatnamesinden alınmıştır....