Özgür Amed

Falan katırı tanırım! İyi çocuktur...

25 Ocak 2015 Pazar 14:39

Merhaba Sayın Katır, öncelikle çok geçmiş olsun! Başınıza gelenler gerçekten trajikomik. Olayı bir de sizden dinleyebilir miyiz?

Tabi, anlatayım! Aslında bizim olayımız gayet basit. Gever’de geçen yıl kasım ayında askerler bizi alıkoydu! Sebepte kaçak mazot taşımazmış!  Bizi gözaltına aldılar ve ta ki bu yılın ocak ayı başına dek tuttular! Biz de sizin gibi basından takip ettik! Kara haberi öyle duyduk… Gever 1. Asliye Mahkemesi, askerler tarafından el konulan biz 97 adet katır için "Orijini belli olmayan ülkemiz morfolojik özelliklerini taşımayan katıların insan ve hayvan sağlığı açısından risk oluşturduğu" iddiasıyla "itlaf" kararı vermiş. Biz bunu duyar duymaz ülkeden çıktık! Bunun üzerine askeriye sanırım tekrar yakalanmamız hususunda karar çıkardı. Tımarhaneye dönmüş memleket derlerdi de arada inanmazdık! Gerçekten öyleymiş. Şuan yerimizi gizli tutuyoruz ama sınırın diğer tarafında güvenli bir yerdeyiz. Tanıdığımız bir generalde yok ki çıksın desin “Falan katırı tanırım! İyi çocuktur!”...
Öyle görülüyor ki daha bu sınır boylarında, güvendiğimiz dağlara sırtımızı vererek kalacağız epeyce. Geçen gün İstanbul’da bir adam aşkına karşılık vermeyen bir kadın için camide sela okutmuş! Mahkemelik olunca da onu kalbime gömdüm demiş! Biz de artık bu ülkenin selasını okuduk! Bizim için bitmiştir bu ülke! Kalbe değil toprağa gömdük... 

Peki, bu olan biteni nasıl yorumluyorsunuz? Niye size karşı böyle bir yok etme girişimi başladı?

PKK’lileri görünce havlamıyor, askerleri görünce havlıyor diye infaz edilen köpek sayısı bilinmiyor! KCK’den daha kısa süre önce eşeklerin de yardın-yataklıktan göz altına alındığını unutmayın! Yine PKK ile mücadelede gösterdiği üstün başarıdan ötürü katırlara ödül verildiğini, madalya takıldığını biliyorsunuz! 90’larda sınırda katırlar canlı canlı yakıldı!

Görüldüğü üzere bu bir zihniyettir! Ve devamlılığı esas alıyor. Biz bu zihniyeti çok iyi biliyoruz! İnanların korunamadığı bir yerde hayvanları koruma kanunu çıkarsan ne çıkarmasan ne! Bizi Türk olmadığımız gerekçesi ile itlaf etmek istiyorlar, bu düpedüz ırkçılıktır! En son Amedspor-GS maçında da bizim takım 2 tane atınca “Ne Mutlu Türküm Diyene” pankartı astılar. Bu tedavisi uzun sürecek bir hastalıktır. İki beden fazla geliyor, taşıyor her taraftan. Bizi nasıl öldüreceklerini gerçekten merak ediyorum. Elektrik mi verecekler, ilaç mı içirecekler ne yapacaklar yani? Özetle şöyle söyleyeyim: Kırık yıllık hayvanım ben böyle hayvanlık görmedim arkadaş! Benim ne zararım var ki bir de halk için risk oluşturayım? Biz halkın yanındayız zaten... 

Bize karşı geliştirilen bu katliam girişimi politiktir! İnsanlarını canlı canlı yakan, yakabilmiş bir devlet düşünün bize neler yapar! Biz şahsen düşünmek istemiyoruz!

Sizce bu akıl tutulması karara, devlet içinden itiraz eden aklıselim birileri çıkmaz mı?

Bence çıkmaz! Yok yok kesin çıkmaz! Neden dersen çıkmamalı. Çıkarsa bütünlük bozulur, devletin bekası çürür, yok olur! Erdoğan şimdi bizi de paralelin bir yerine ekler, dikdörtgenden çıkarır! Emma Goldman “Çoğunluk, kitle ruhu her yerde baskın ve niteliği yok ediyor. Bir zamanlar yaptığı işin niteliği ve zorluğundan gurur duyan işçi beyinsiz, yetersiz ve isteksiz bir kişiyle değiştirildi; şeylerin niceliklerine bakan, kendisine değer vermeyen ve genel olarak insanlığın geri kalanını incitmeye hazır. Gerçekten de nicelik, hayatın rahatı ve huzurunu değil, yalnızca insanın yükünü arttırmıştır” derken tam da bu insancıkları, itiraz edemeyenleri ve neden etmediklerini çok iyi bilenleri güzel ifade eder. Bizden uzak ihalelerine yakın olsunlar, bizi rahat bıraksınlar yeter…

Peki, ne yapacaksınız, gelecek günlere dair planlarınız nedir?

Şuan hakkımızda yakalanma kararı çıkmış! Bu durumda ilk ve en önemli şey kendimizi korumak, koruyabilmek. Anayasa mahkemesini tanımıyoruz! Haliyle direk AB mahkemelerine başvurmayı deneyeceğiz! Yine birkaç yerde basın açıklaması da yapmayı düşünüyoruz…

Çok geçmiş olsun tekrardan! Umarız ileriki günlerde daha sağlıklı yerlere geçer ve istediğiniz gibi yaşarsınız…

Teşekkür ediyoruz. Biliyorsunuz yaşamak izler bırakmaktır! Biz sınırları aşmadan da aştıktan sonra da arkamızda izler bıraktık. Buna en çok bizi mahkûm edenler şahittir. Bu haklı mücadelemizde bizi yalnız bırakmayan halklara da gazeteniz aracılığı ile selam olsun.

Bu yazı toplam 9313 defa okunmuştur