Ümit Yazıcıoğlu

Erdoğan'ın Peres'e sert çıkışı

31 Ocak 2009 Cumartesi

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan sonra Türkiye-İsrail ilişkileri 28 Mart 1949 tarihinde Türkiye'nin İsrail'in bağımsızlığını tanımasıyla başladı. Böylece Türkiye İsrail'i tanıyan ilk Müslüman ülke olduğunu kanıtladı. Türkiye ve İsrail arasındaki yeni ortaklık Soğuk Savaş sonrası dönemde Orta Doğu'nun uluslararası dinamiklerinin önemli bir özelliği haline gelmiştir

İsrail, sadece Filistin meselesinin değil tüm Ortadoğu meselesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Günümüzde Türkiye ve İsrail devletleri askeri, stratejik ve diplomatik açıdan çok sıkı bir ilişki içindedirler. Dolayısıyla Türkiye"nin İsrail"i tanıyan ilk Müslüman ülke olduğunu, iki ülkenin 1996 yılında güçlü savunma ve istihbarat bağları öngören bir anlaşmayı imzaladığını unutmamamız gerekir. Türkiye'nin İsrail'le olan bu ilişkileri zaman zaman Arap-İsrail Sorunundan dolayı olumsuz bir şekilde etkilendiyse de hiç bir zaman bu  ilişkilerde önemli bir bozulma gözlenmemiştir.

Türkiye-İsrail ilişkilerine bakarken gözden kaçırılmaması gereken diğer bir husus ise, bu ilişkiyi bir Müslüman-Yahudi ilişkisi olarak algılamanın yanlışlığıdır. Haklı bir davayı yanlış bir şekilde savunmaya kalkarsanız, hem kendiniz hem de ülkeniz çok zor duruma düşebilir. Dolayısıyla her iki ülkenin liderleri  Erdoğan ve Peres bilmelidirler ki dış politika tansiyon ve asabiyet üzerine değil, soğukkanlılık ve stratejik akıl üzerine kurulmalıdır. Somut ve keskin tepkiler, ancak böyle olduğu takdirde, beklenen yararı sağlayacaktır.

Ehud Olmert"in Türkiye ziyaretine gelince.

Olmert"in Türkiye ziyareti tek başına anlamlı değildir; ancak ABD eski Dışişleri Bakanı Rice"nin o dönem Ortadoğu turu ve Türkiye"nin siyasi ve askeri kanadının en üst makamlarının ABD´yi o dönem ziyaretleriyle beraber düşünüldüğünde anlamlıdır. Dolayısıyla Olmert"in anlattıklarına Başbakanın Ankara"da hemen inanmaması gerekirdi. Zaten Başbakan Erdoğan´ı ilk etepta Davos´ta sinirlendirende Olmert tarafından kendisine Ankara"da yanlış bilgilerin verilmesinden kaynaklanmaktadır.

Peresinde belirttiği gibi, dostlar zaman zaman kendi aralarında tartışabilirler. Dolayısıyla „Orta Doğu'da Barış“ konulu panelde Başbakan Erdoğan, İsrail Cumhurbaşkanı Peres'i, Filistin'e karşı orantısız güç kullanmakla  Davos"ta eleştirdi. Bu bağlamda İsrailli devlet ve askeri yetkililerin, Gazze"ye yaptıkları saldırının Uluslararası hukuka göre savaş suçu niteliğinde olduğunun Peres tarafından da anlaşılması gerektiğini ima etmeye çalıştı. Zaten bu bağlamda Başbakan Ehud Olmert ve Dışişleri Bakanı Tzipi Livni´nin, ülkelerinin son derece önemli siyasi, ekonomik ve askeri ilişkiler sürdürdüğü Türkiye'nin Gazze operasyonunu bu kadar katı bir şekilde kınayacağını düşünmedikleri de ortaya çıktı.

Peres ise oturumda diplomatik nezaket kurallarını  aşarak 22 dakika yüksek sesle, Erdoğan'a kendilerinin haklı oldukları iddiasını dile getirdi.  Peres"e göre “kendileri, hiçbir zaman ateşkese başlayamamış. Filistinliler ateşkesi hep bozmuşmuş. Ayrıca Erdoğan'la Olmert görüşmesi olduğunda operasyon kararı verilmemişmiş. 15 bin İsrailli yerleşimciyi Gazze'den dışarı çıkardıkları halde, İsraile hamas tarafından hep roket atılıyormuş”.

Bunun üzerine söz hakkı isteyen Başbakan Erdoğan'a  „panelin modaretörü ikiyüzlü davranarak” söz hakkı vermek istemedi. Erdoğan ise kendisine karşı sergilenen bu yanlış tutuma haklı olarak sinirlendi „Davos benim için bitmiştir, artık Davos'a gelmem“ diyerek toplantı salonunu terk etti. Bölgesel ve uluslararası ilişkileri açısından bakıldığı zaman, Erdoğan"ın bu çıkışı İsrail- Türkiye ilişkilerini etkilenmez, çünkü İsrail Türkiye ile anlaşmazlık istemiyor. Ama Erdoğan"ın tavrı bütün Arap ve Türk dünyasının gözünde onu büyük bir lider konumuna getirmiş olabilir.

Filistin'de bütün dünyanın gözü önünde olup bitenlere karşı Türkiye"nin bir tepki göstermesi gerekiyordu.  Başbakan Erdoğan´da bunu Davos´ta yaptı, cesur davrandı, İsrail Cumhurbaşkanı'na gereken cevapları verdi, büyük bir insan olarak şimdi arap dünyasında alkışlanacak. Tavrıyla önemli bir başarı kazanmış olabilir, çünkü önemli bir sahnede rol aldı ve bu rolü yerine getirdi. Diplomatik kaynaklardan edindiğim  bilgiye göre “İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, Davos'taki oturum sırasında kendisine sert bir çıkış yapan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı aramış ve "Olanlardan büyük üzüntü duyuyorum. Türkiye ve İsrail arasında güçlü ilişkiler var. Türkiye'ye ve şahsınıza büyük saygı duyuyorum. Sesimin duyulmadığını sandığım için sesimi yükselttim”, demiş. Bir nevi Erdoğan"dan özür dilemiş.

Sonuç:

İsrail konulu tartışmaların temel eksenini ne yazık ki reel politik değil ideolojik yaklaşım oluşturmaktadır. Hiçbir zaman güçlü haklı değildir. Haklı olan güçlüdür. Filistin halkı Hamas"tan ibaret değil. Ama Hamas"ı yok sayarak, Filistin sorununda yol alamazsınız.

Bu yazı toplam 6775 defa okunmuştur
ezilmiş müslümanların sesiydi
 // akifethem
erdoğanın çıkışı tüm müslümanlarca emperyalistler ve haçlılara karşı iyi bir çıkıştı. erdoğanın oraya giderken bu senaryoyu kurması bile bir başarı ve filistinin sesiyle haykırıştı. tamda bu noktada anlayamadığım şey kendini atatürkçü laik sol diye tanımlayan ulusalcılar ve bazı kürt kardeşlerimin bu çıkışı isabetsiz ve gereksiz diye tanımlayıp, emperyalist AB ve ABD uşaklarıyla birlikte hareket etmeleridir. aklıselim her kürt ve türk vatandaşlarım erdoğanın bu isabetli çıkışını şiddetle desteklemekte ve devamını beklemektedir....
18 Nisan 2009 Cumartesi 17:59
Davos'un olay adamı Ignatius
 // YS
Muhterem Hocam, Davos'taki Gazze panelini yöneten David Ignatius, 'Türkiye'nin Başbakanı'na saygısızlık amacının olmadığını' söyledi. Amerikan NPR radyosuna konuşan Ignatius, "Panel 15 dakka uzayarak zorlu bir şekilde sona erdi. Peres, Gazze savaşını çok şiddetli bir şekilde savundu. Bu durum Erdoğan'ı çok üzdü. Cevap vermek için bir dakika istedi. Ama bu süre bittiğinde söyleyecekleri kesinlikle bitmemişti. Ancak biz süreyi aşmıştık. Ayağa kalktı ve ayrıldı. Şunu ifade etmeliyim ki Türkiye Başbakanı'na saygısızlık yapmak temelinde davranmadım. Sadece zamanı çok aşmıştık. Erdoğan'ın bu hareketi bana, Gazze'de olanlardan dolayı İsrail'e yönelik olarak Arap ve İslam dünyasının nasıl yoğun bir duygu yaşadığını gösterdi' dedi....
08 Şubat 2009 Pazar 16:13
Ignatius'un suçu yok
 // Bir okurunuz
Değerli Hocam, aynı konuda Harvard Üniversitesi'nin uluslararası ilişkiler bölümünde öğretim görevlisi olan Prof. Dr. Stephen Walt olanların asıl önemi, Türkiye'deki kamuoyuyla ve Ortadoğu'da demokratikleşmenin potansiyel etkileriyle ilgili gösterdiklerinde yatıyor. Bence Erdoğan gerçekten kızgındı, fakat öfkesi Türklerin fikrini de yansıtıyordu. Davos'taki performansının Türkiye'deki imajına yardım edeceği kesin ve partisinin yerel seçimlerde iyi iş çıkarmasına da destek olabilir. Türkiye'nin İsrail'in Müslüman dünyadaki ana müttefiki olduğu düşünülürse, bu değişim İsrail için iyi haber değil. Ve eğer Ortadoğu'da giderek daha fazla hükümet halkların iradesine duyarlı olmaya başlarsa (Batılı tarzda demokrasiye dönüşsünler veya dönüşmesinler), bu rejimler ABD'den ne kadar yardım alırsa alsın
İsrail'in Gazze'deki gibi davranışları karşısında bir şey yapmamaları zorlaşacak.
Eminim David Ignatius çok kötü hissetmiştir, ama aslında onun suçu değildi....
07 Şubat 2009 Cumartesi 00:34