Necip Çapraz

Erdoğan ve Öcalan yetmez ama...

14 Şubat 2013 Perşembe 00:30

Türkiye ve dört parçaya bölünmüş Kürdistan halkları olarak kardeşçe yaşama arzusunda olduğumuz Ortadoğu’nun puslu havasında zaman ve kan su gibi akıyor. Türkiye’de bir asırdır devam eden Kürt sorunu üzerinde müzakere çalışmaları sürüyor. Ülke olarak tüm insanların üzerinde konuştuğu sorun Türkiye'nin en büyük sorunudur. Bu sorun aynı zamanda  uluslararası boyut kazanmış durumundadır.

Sorunun baş aktörleri Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı R. Tayyip Erdoğan ile PKK Lideri Abdullah Öcalan'dır. Bu sorunun doğru bir çözüm yolunda olduğunu söyleyebiliriz. Burada Kürt sorunun en büyük muhatabı ve yetkilisi PKK lideri Abdulah Öcalan'dır. Onun söylemi ve çizdiği yol haritası doğrudur. Konunun diğer muhatabı Tayyip Erdoğan'dır. Onun çizdiği rota da doğrudur.

Ancak iş her ne kadar doğru görünse de aslında çözüm zordur ve imkansız gibi görünmektedir. Bu anlamda bakarsak eğer, ne Erdoğan, ne de Öcalan tek başına sorunu çözebilme gücüne sahip değildirler.

Ellerinin biraz daha kuvvetli olması gerekiyor. Her ikisinin de kuvvetli muhalifleri var. Ancak böyle insan, hak ve hukukunu ilgilendiren bir sorunda tüm kişisel çıkarları bir yana bırakıp çözüme odaklanmak gerekiyor. Buna karşı olan hiç bir güç doğru değildir ve günün birinde insanlığa hesap verecektir.

Erdoğan cephesinden bakarsak; Türkiye'de sorunu içinden çıkılmaz kılan CHP ve MHP'dir. MHP'nin tavrı belli zaten. Ama içinde bazı ılımlı seslerin olduğu CHP destek vermezse sorunun çözümü zamana yayılır. Türkiye'deki meclis dışında kalan siyasi partiler AKP tarafından çözüme destek noktasında ikna edilmelidir. Erdoğan'ın 5 yıl daha iktidarda kalacağını düşünürsek sonrasında ne olacak? Birileri başa geçip tekrar işi en başa çevirebilir. Erdoğan'ın zikzak çizmesi ve zaman zaman kafasının karışık görünmesinin bir nedeni de budur. Çözüm dediği zamanda bile operayon ve çatışmaların sürmesi de işin farklı bir güvensizlik boyutudur. Bunun için Türkiye soruna insani yönden ve mantıklı bakmalı.

Öcalan cephesinden baktığımızda da yine Kürtlerin tek temsilcisinin Öcalan olduğunu söylemek mümkün ve Öcalan'ın çözüm için çizdiği yol doğrudur. Ancak Öcalan ve Öcalan’ın iradesi üzerinde siyaset yapan siyasi irade olan BDP'nin 35 milletvekili var. Diğer taraftan AKP içinde 70 Kürt milletvekili olduğu söyleniyor. Diğer irili ufaklı birçok Kürt orijinli siyasi parti vardır. Bunlar şimdiden kafaları bulandırmaya başladılar ve Öcalan'ın çözüm noktasındaki yol haritasını eleştiriyor. Aslında siyasi ranta dönüştürmeye çalışıyorlar. Gördüğümüz kadarıyla PKK'den ayrılan bir çok aydın ve eski PKK'li şimdiden eleştiri oklarını Öcalan'ın iradesine, BDP ve PKK'ye ağza alınmayacak laflar etmeye başladılar. Başta belirttiğim gibi Öcalan'ın söylediği şeyler mantıklı ve geçerlidir. Ancak onurlu bir barış, kalıcı çözüm için müzakere sürecinde Öcalan'ın iradesine muhalif Kürt siyasi parti, dernek, vakıf ve aydın kişilerle de görüşülmeli ve çözüme katkıları sağlanmalıdır.

Bu süreçte BDP veya DTK bu siyasi parti ve kişilerle mutlaka temas kurmalı ve onların da görüşü alınmalıdır. Süreç Kürtler tarafından mümkün mertebe güçlü bir şekilde desteklenmeli ve provokasyonlara meydan verilmemelidir.

Sürece dahil edilmeyen Kurdlerin muhalefeti çözüm iradesini zaafa uğratacağı düşünülebilir. Bu yüzden Öcalan’ın, diğer muhalif oluşumlara sürece katılmaları yönünde cesaret ve imkan vermesi Kürt ve Türk tarafına güven verecek ve barış anlam kazanacaktır. Aksi taktirde Öcalan!ın tek başına muhatap olması fikri çözümsüzlük ve müzakere masasında elini zayıflatır.

Yüzyıllık sorunun çözümüne sabırla gidilmeli ve mantıklı bir beklenti içinde olunmalıdır. Çözüm için herkes akli selim olmalıdır. Herkes eteklerindeki taşları dökmeli şuan müzakere  ve konuşma zamanıdır. Daha sonra sürece dahil olmaya çalışana kimse inanmaz.

Erdoğan sistemin geçmişten gelen retçi anlayışını revize edip, muhalafet ile beraber  çözüme yönlendirebilirse, Öcalan da muhalif Kürtleri sürece katabilirse eğer, beklenen çözüm sağlanabilir. Ama muhalif güçlerin olmadığı bir müzakere masasında çözüm beklemek uzak ihtimaldir.

Müzakere sürecinde siyasi tutsak olan PKK lideri Abdullah Öcalan için ev hapsi veya özgür bir irade ile sürece katkı sunma şartları sağlanmalıdır.

AKP ve BDP "kolaylaştırıcı" anlamında siyasetçi ve aydınlardan bir komisyon kurmalı iki parti her gelişmeyi beraber değerlendirmelidir.

Müzakere ve barış için yukarıdaki şartlar olgunlaşmalıdır. Bu şartlar oluşmadan Erdoğan ve Öcalan her ne kadar baş rolde görünüyor olsalar bile  tek başlarına barışı sağlamaları beklenmemelidir..

Kısacası, Erdoğan ve Öcalan yetmez ama süreç ilerlemelidir.

Bu yazı toplam 14601 defa okunmuştur
KÜRT KÖKENLİLER !!!!!
 // Ahmet TEKİN
Sevgili Hakkarili dostlar.. Herşeyi bir tarafa bırakın da keşke bu gece Ahmet Hakanın CNN TÜRK teki programında , AKP liler , Kemalistler dururken Hemşehriniz Kızılkaya nın , Kürt muhalaefetine nasıl saldırdığını görseydiniz !! Hem de BDP li falan olmayan Eski Amed baro başkanı Sayın M.Emin AKTAR a !!!...
28 Şubat 2013 Perşembe 02:21
Gerçekleri eveleyip gevelemeden söylemek
 // Ahmet YAŞA
Sevgili kardeşim Necip... Bu ülkenin en büyük sorunu nedir biliyor musun? Herkes kafasındaki ve yüreğinde erkekçe ve mertçe ortaya koyamıyor olması... Bu sorun çözülmez kardeşim... Deki niye... Çünkü biz Kürtler ne istediğimizi biliyoruz ama yüksek sesle söyleyemiyoruz... (Söyleyen kahramanlar var elbette) Nasıl çözecekler bunu? Yani KÜRDİSTAN olmadan Kürtler mutlu olacak mı? Bence HAYIR... Hemde bin kere HAYIR... Yolunuz ve bahtınız açık olsun......
25 Şubat 2013 Pazartesi 15:26
öneme haiz bir yazı.
 // mehmet7mehmet
yazınızı beğendim.evet meseleye geniş açıdan bakmalı.aynen böyle devam et.kendin ile çelişme sayın çapraz.keşke sen dün gece bana bu yazını okusaydın.seni daha iyi anlardım.barış kazanacak.Türkler ile Kürtler kocaklaşacak.başka yolu yok.insanlık bunu emr eder....
20 Şubat 2013 Çarşamba 08:05